YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18539
KARAR NO : 2013/17664
KARAR TARİHİ : 07.10.2013
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Tuzluca Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.03.2012 tarih ve 2011/57-2012/50 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 17.220 TL’nin altında bulunduğundan HUMK’nın 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalılara tarım sigorta poliçesi ile sigortaladığı kayısı bahçesindeki ağaçlarda don olayı neticesinde hasar oluştuğu, hasar bedelinin davalılardan talep edilmesine rağmen ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL’nin zarar tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, 07.03.2012 tarihinde talebini ıslah ederek 11.660 TL’ye yükseltmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, ıslah dilekçesindeki miktar üzerinden davanın kabulü ile 11.660 TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, sigorta şirketi aleyhine açılan sigorta tazminatının tahsiline ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hukukumuzda kısmi dava açmak mümkündür. Alacaklı alacağının tümü hakkında dava açmak zorunda olmayıp, alacağının belli bir kesimini dava edebilir. Davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan HUMK’nın 4. maddesi gereğince, dava konusu alacak alacağın son kesimi ise mahkemenin görevi dava edilen alacak miktarına göre belirlenir. Eğer dava konusu alacak alacağın son kesimi değilse, yani alacağın dava dışı bırakılan diğer bir kesimi de var ise çekişmeli olan alacak miktarının tamamına göre mahkemenin görevi belirlenir. Ayrıca karar tarihi itibariyle ve halen yürürlükte bulunan 6100 Sayılı HMK’nın 4. maddesinde sulh hukuk mahkemesinin görevlendirildiği davalar tek tek belirtilmiş olup, aynı yasanın 2. maddesinde ise dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarda asliye hukuk mahkemesinin görevli olacağı belirtilmiştir.
Somut olayda, davacı fazlaya dair haklarını saklı tutarak 1.000,00 TL’nin tahsilini talep etmiştir. Dava dilekçesinde ise zararın belirlenmesi için, davadan önce tespit yaptırdığını bildirmiş olup, tespit raporuna göre davacının zararı 26.125 TL’dir. Bu durumda, dava tarihi itibariyle davacı kısmi dava açmış olup alacağın ilk kesimini dava etmiştir. Davanın açıldığı sulh hukuk mahkemesi, dava tarihi itibariyle dava değeri 7.780,00 TL’yi aşmayan davalara bakmakla görevlidir. Bu durumda mahkemece HUMK’nın 4. maddesi ve HMK’nın 2 ve 4. maddeleri gereğince görevsizlik kararı verilerek dosyanın asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın re’sen bozulması gerekmiştir.
2) Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın re’sen BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.