Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/571 E. 2013/17667 K. 07.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/571
KARAR NO : 2013/17667
KARAR TARİHİ : 07.10.2013

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.11.2012 tarih ve 2012/23-2012/193 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1993 yılında kurulup 2003 yılında nevi değişikliği yaptığını ve A.Ş.’ye dönüştüğünü, verdiği hizmetin kalitesi ve güvenilirliği ile inşaat sektöründe haklı bir şöhret edinip herkes tarafından tanınır hâle geldiğini, vermekte olduğu hizmetin benzerlerinden ayırt edilebilmesini sağlamak ve sektörde haklı olarak kazanmış bulunduğu şöhret ile haksız rekabete girişilmesini önlemek amacıyla “YDA İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi+şekil” ibare ve biçimli 9, 19 ve 37.sınıf ürün ve hizmetleri içeren 05.09.2000/18498 ve “YDA İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi+şekil” ibare ve biçimli 9, 19 ve 37.sınıf ürün ve hizmetleri içeren 25.11.2010/56773 sayılı markalarını tescil ettirdiğini, davalı şirketin müvekkiline ait ve öteden beri kullanmakta olduğu ticaret unvanı ve markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer ve esas unsur olan YDA ibaresini içerecek şekilde 2007 yılında YDA Telekom Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. biçimindeki işareti ticaret unvanı olarak tescil ettirerek kullanmaya başladığını, bunun TTK’nın 57/5. maddesinde açıklandığı üzere haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz oluşturduğunu ve ayrıca iltibas yarattığını ileri sürerek, davalı şirketin eylemlerinin müvekkilinin tescilli marka ve ticaret unvanına tecavüz yarattığının tespitine, tecavüzün ref’ine, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin men’ine, YDA ibaresinin davalı ticaret unvanından terkinine, her türlü evrak, tanıtma vasıtası, tabela ve benzeri yerlerden silinmesine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin ticaret unvanının ayırıcı ekinin yalnızca YDA ibaresinden oluşmadığını, bunun yanında Telekom ibaresini de içerdiğini, müvekkilinin inşaat sektöründe değil telekomünikasyon sektöründe faaliyette bulunduğunu, davacının girdiği ihalelere girmediğini, şu ana kadar bir iltibas ve zarar doğmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının markası ve davalının ticaret unvanının ayırıcı eki, görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri yanıltacak ve karışıklığa sevk edecek derece ve şekilde benzer olduğu gibi, davalının anılan unvanı, davacının marka tescil belgesinin kapsamında bulunan inşaat sektöründeki hizmetlerle aynı ve bağlantılı alanlarda tescil ettirdiği, davacının ilk markasının 2000 yılında, davalının ticaret unvanının ise 2007 yılında tescil edildiği, öncelik hakkının davacıda olduğu, bu nedenle davacının -birinci olarak- marka hakkına dayanarak, davalının iltibas yaratan ticaret unvanından anılan YDA ibaresinin terkinini istemesinin mümkün olduğu, her iki unvanda YDA ibaresinin asıl ve ayırt edici unsur olup ilk olarak göze çarptığı, her iki şirketin iştigal mevzunun da ortak alanları, bu meyanda yargılama konusu edilen inşaat ve taahhüt işlerini kapsadığı, her iki şirketin iştigal mevzu ile ilgili alanlardaki işin uzmanı ve dikkatli kişilerden oluşmayan, normal olarak bilgi sahibi, yeteri kadar dikkatli ve tedbirli, ticaret unvanlarını aynı anda görüp detaylarını karşılaştıramayan, bunları seyrek olarak gören ve aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama tüketici ve yararlanıcı konumundaki kişilerin, davacı ve davalı ticaret unvanlarını karıştırması, bunların arasında ilişkilendirmeler kurması ve bu yanılgı ile davacı yerine davalıya iş vermesi kaçınılmaz olduğundan bir iltibasın doğacağının açık olduğu, tescilde öncelik hakkının davacı şirkette bulunması karşısında, davalının ticaret unvanından YDA ibaresinin terkin edilmesinin, iltibasın önlenmesi için zorunlu olduğu, tescilli ticaret unvanının sicilden terkin edilmesi anına kadar unvansal olarak kullanılmasında herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı, dolayısıyla davalının ticaret unvanının ticaret sicilinden terkini anına kadar kullanmasının hem yasal bir hak, hem de bir zorunluluk olduğundan davalının ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olduğu zaman zarfında unvansal biçimde kullanımının davacının ticaret unvanına ve marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet yarattığından söz edilemeyeceği, bu nedenle mücerret unvanın kullanımı vakıasına dayalı marka hakkına ve ticaret unvanına tecavüz ile haksız rekabete yönelik -terkin dışında- bir karar verilmesi ve davalının tazminata mahkum edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, TTK’nın 54 ve 556 sayılı KHK’nın 9. maddesi uyarınca davalı şirketin ticaret unvanından YDA ibaresinin terkinine, TTK’nın 54 ve 556 sayılı KHK’nın 72. maddesi uyarınca, kararın kesinleşmesini müteakip özetinin ilânına, sair istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 07.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.