Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/19082 E. 2013/17249 K. 02.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19082
KARAR NO : 2013/17249
KARAR TARİHİ : 02.10.2013

MAHKEMESİ : 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/02/2012 tarih ve 2009/192-2012/29 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, İtalya’da yerleşik bir firma olan ve çanta, aksesuarlar ve benzeri ürünler olmak üzere hazır giyim eşyaları sektöründe faaliyet gösteren müvekkili şirket adına 07.03.1990 tarihinden itibaren tescilli bulunan ve tüm dünyada tanınan “CAPRİSA, CAPRİSA +KAPLUMBAĞA ŞEKLİ ve KAPLUMBAĞA ŞEKLİ” markalarından “CARPİSA” markasının Türkiye’de davalı tarafça kullanıldığı ve TPE nezdinde 25.08.2005 tarihinde 2004/25449 sayı ile tescil edildiğinin öğrenilmesi üzerine 09.06.2009 tarihli ihtarname ile markanın kullanımına son verilmesinin ihtar edildiğini, ancak davalı tarafça kabul edilmeyerek, kendilerinin markanın sahibi İtalyan firmanın Türkiye distribütörü olduğunun savunulduğunu, davalı adına tescilli markanın müvekkili firmaya ait marka ile aynı olup müvekkili gibi özellikle çantaların üzerinde kullanıldığını ileri sürerek, davalı adına tescilli anılan marka tescilinin hukuka aykırı ve haksız olduğunun tespitini, hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini; davalının kendisini müvekkili firmanın distribütörü olarak tanıtmasının müvekkili firma aleyhine haksız rekabet yarattığının tespitini, bu fiillerin durdurulmasını ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını; dava konusu markanın davalı tarafından kullanımının önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu markanın tescili için müvekkili şirketçe 12.08.2004 tarihinde TPE’ye başvurunun yapıldığını, davacının bu tarihten önceki bir tarih için tanınmışlık iddiasının bulunmadığını, davacı firmaya ait markanın tanınmış olmadığını, müvekkilince davacı aleyhine haksız rekabet teşkil edecek eyleminin bulunmadığını, müvekkilinin kendisini distribütör olarak tanıtmadığını, markanın tescil başvurusu ile davanın açıldığı tarih arasında beş yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı firmaca 1990 yılından itibaren kullanılan Carpisa markasının bir cins isim olmayıp orijinal olduğu ve bu ibareyi ilk kullanan davacı firmanın bu ibarenin gerçek sahibi bulunduğu, davalının markasının tespit edilmiş olduğu 12.08.2004 tarihinde davalının Carpisa markasının tanınmış olduğuna dair dosyada belge bulunmaması nedeniyle davacı markasının tanınmışlığının davalıya karşı ileri sürülemeyeceği, markalar arasında ayniyete varan bir benzerliğin bulunduğu, davalı tarafça başkasına ait olduğu bilinmesine rağmen, izin alınmaksızın dava konusu ibarenin kullanılması nedeniyle davalının kötüniyetli olduğu, ayrıca tüketicilere karşı davacının distribütörü olduğu yönündeki beyanlarının haksız rekabet fiilini oluşturacağı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, TPE’de davalı adına 2004 25449 nosu ile tescilli bulunan “CARPİSA+Şekil” markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, kararın kesinleşmesinden itibaren davalının hükümsüzlüğüne karar verilen markayı kullanmasının önlenmesine, sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davada, davalı taraf adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkini istemi dışında ayrıca davalının eylemlerinin davacı firma aleyhine haksız rekabet yarattığının tespiti ve men’i istemlerinde de bulunulmuştur. Bu şekilde davacının davalıya karşı olan birden fazla istemini aynı dava dilekçesinde ileri sürerek istemesi mümkün olup, buna objektif dava birleşmesi denilmektedir. Her biri ayrı bir dava konusunu oluşturan davacı tarafın istemleriyle ilgili olarak verilen kararların her biri, ayrı bir vekalet ücreti hükmedilmesini gerektirmesine rağmen, mahkemece sadece marka hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar nedeniyle davacı taraf yararına vekalet ücretine karar verilip, davalının eylemlerinin davacı firma aleyhine haksız rekabet yarattığının tespiti ve men’i talebinin reddine ilişkin olarak verilen karar yönünden davalı taraf yararına vekalet ücreti tayin edilmemesi doğru olmamış, davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazı yerinde görülmekle, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.