YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5054
KARAR NO : 2021/15310
KARAR TARİHİ : 02.12.2021
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince “istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Dava, davacının davalı işverene ait işyerinde 10.04.2013–23.12.2013 tarihleri arasında geçen hizmetinin tespiti istemine ilişkindir.
II-CEVAP:
Davalı … vekili tarafından sunulan dilekçe ile davacının şikayetinde işveren olarak…hakkında şikayette bulunduğu, husumet itirazlarının bulunduğu, davacının davalıya bağlı bir çalışmasının olmadığı, davacının istem dönemi farklı yerlerde çalışmalarının bulunduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep olunmuştur.
Davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından sunulan dilekçe ile, Kurum kayıtlarının resmi ve yazılı belge niteliğinde olduğu, aksinin aynı nitelikte yazılı delillerle ortaya konulması gerektiği, bu tür davaların kamu düzenini ilgilendiridiğini ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiğinin Yargıtay’ ın kökleşmiş içtihatlarının gereği olduğu, yazılı deliller karşısında tanık anlatımlarına itibar edilmeyeceği belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep olunmuştur.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkesince davanın reddine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince “davalının vergi kaydı ve Cumhuriyet Başsavcılığından alınan yayın izni ile dinlenen talep dönemi 5510 sayılı Kanunun 4/1-b maddesi kapsamında şirket ortaklığı nedeniyle sigortalılık kaydı bulunan davalı tanığı …, talep dönemi 5510 sayılı Kanunun 4/1-b maddesi kapsamında sigortalılığı bulunan davacı tanığı …, istem dönemi … isimli işveren nezdinde çalışmaları bildirilen davacı tanığı …, talep dönemi komşu işyeri olarak tespit edilen… Emlak şirketinden bildirimleri bulunan kamu tanığı … ile davalı tanığı …, davalı tanığı …’ın beyanlarından davacının istem döneminde davalı tarafından işletilen ajans işyerinde çalıştığı anlaşıldığından, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, mahkemece davanın reddine karar verilmesi, isabetsiz olmuş, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği gözetilerek HMK 353/1/b-2.maddesi gereğine kararın kaldırılması gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” denilmek suretiyle,
“Davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüyle, …Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi’nin, 22.01.2019 tarihli, 2014/20 E, 2019/22 K. sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın kabulüne, davacı …’ın, davalı …’nun tescilsiz işyerinde, 10.04.2013-23.12.2013 tarihleri arasında 253 gün asgari ücret ile çalıştığının tespitine, ” şeklinde yeni bir karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı … vekili tarafından sunulan dilekçe ile; davacının davalı nezdinde çalıştığını iddia ettiği dönemle ilgili Kuruma … yanında çalıştığına dair beyanda bulunduğu, dosyada davacının resmi bir belgesi mevcutken Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sadece tanık beyanını dikkate alınarak verilen kararın hatalı olduğu, diğer yandan tüm tanıkların davacının götürü usulde çalışığını beyan ettikleri, kamu tanıklarının beyanlarının davacının kesin olarak çalıştığını ortaya koymadığı özet olarak belirtilmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükmün bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı Kurum vekili tarafından sunulan dilekçe ile; dava açılmasına kurumumuz neden olmadığından aleyhe avukatlık ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi hatalı olduğu belirtilmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesince eksik inceleme ve araştırma neticesi kurulan hükmün bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava, 5510 sayılı Kanun’un m. 86/9. maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
Eldeki davada; ihtilaf konusu dönem içerisinde davacı adına herhangi bir hizmet bildiriminde bulunulmadığı, davalı işyerinin 10.04.2013-30.05.2014 tarihleri arasında vergi mükellefiyet kaydının bulunduğu, … Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu’nun 5187 sayılı Yasanın 7. maddesi gereğince 30.04.2013 tarihinde düzenlenen alındı belgesinde, sorumlu müdürlüğünün ve sahibinin davalı olduğu ayda bir yayınlanacak dergi nedeniyle dergi yayın izninin verildiği, Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü’nün yazı cevabı ile “Alo 170 hattından davacının yapmış olduğu ihbarda işveren adını bildirmemesi nedeniyle İl Müdürlüğünce işçinin son çıkışının verildiği işyeri sahibine tebligatın yapıldığının” belirtildiği, davalı işyerince davacının başka bir iş yaptığına dair tarihi belli olmayan resimleri dosyaya sunduğu, yargılama esnasında komşu işyeri çalışanlarına ilişkin yapılan zabıta araştırması neticesi düzenlenen tutanaklar ile alınan bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu, duruşmalarda davacı, davalı ve kamu tanıklarının dinlenildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılması gereken iş, davalı işyerinin kapsamı, davacının davalı işyerinde hangi işlerde çalıştığı, bu çalışmalarının günlük ne kadar süreyle yapılabileceği, buna göre çalışmasının tam zamanlı çalışmayı gerektirip gerektirmediği, çalışmanın varlığı ve süresi yöntemince araştırılmalı, davacının dava dışı işyerlerinde çalışıp çalışmadığı şüpheye mahal vermeyecek şekilde tespit edilmeli, buna yönelik olarak aynı çevrede iş yapan başka işverenler veya bu işverenlerin çalıştırdığı kişiler, komşu işyeri tanıkları re’sen saptanarak dinlenilmeli, uyuşmazlık konusu husus hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesinin “davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne” ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan …’na iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.