Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2021/5773 E. 2021/10753 K. 29.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5773
KARAR NO : 2021/10753
KARAR TARİHİ : 29.11.2021

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte; borçlunun takibe ve ihtiyati haciz kararına 30/06/2017 tarihinde muttali olduğundan bahisle gecikmiş itirazda bulunarak, yetkiye, borca ve imzaya itiraz ettiği, İlk Derece Mahkemesince, itirazın süre aşımı nedeniyle reddine karar verildiği, borçlunun istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; borçlunun icra mahkemesine gecikmiş itirazda bulunduğu, tebligat usulsüzlüğü açıkça dile getirilmemiş olduğundan bu hususun incelenemeyeceği belirtilerek gecikmiş itirazın yasal 3 günlük süre içerisinde getirilmediğinden bahisle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak şikayetin reddi ile diğer itirazların süre aşımından reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
HMK’nın 33. maddesi gereğince hukuki tavsif hakime aittir. Hakim, bir davada sadece tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve neticei taleplerle bağlı olup, dayandıkları kanun hükümleri ve onların tavsifleri ile bağlı değildir. Kanunları resen tatbik ederek, iddia ve müdafaadaki neticei talepleri karara bağlamakla mükelleftir (04.06.1958 ve 15/6 sayılı İBK).
Somut olayda, şikayetçi borçlu takibe, ödeme emrine ve ihtiyati haciz kararına 30/06/2017 tarihinde muttali olduğunu, tarafına hiçbir tebligatın yapılmadığını belirterek takibin iptalini talep ettiği görülmekle; davacı borçlu dava dilekçesinde tebligat usulsüzlüğü şikayetini getirdiği gibi, gecikmiş itirazda bulunduğu kabul edilse bile yerleşik yargıtay içtihatları nazara alınarak hukuki tavsif hakime ait olmak üzere, öncelikle tebligatın usulüne uygun olup olmadığı belirlenerek usulüne uygun değil ise bu şekilde sonuca gidilmesi, usulüne uygun olduğunun tespit edilmesi halinde ise başvurunun gecikmiş itiraz olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10. maddesinin 1. fıkrasına göre; tebligat, muhatabın bilinen en son adresinde yapılır. 6099 Sayılı Yasa’nın 3. maddesi ile eklenen aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese yapılır.
Aynı Kanun’un tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina başlıklı 21. maddesine, 6099 Sayılı Yasa’nın 5. maddesi ile eklenen 2. fıkrasında; “Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” hükmü yer almaktadır.
Söz konusu 7201 Sayılı Yasa’nın 10. maddesi ile ilgili değişikliğe ilişkin kanun gerekçesinde, kişilere getirilen adres kayıt sistemi zorunluluğu ile birlikte işleyişin kolaylaştığı dile getirilmiş, ancak yapılan yeni düzenlemeyle, öncelikle yine bilinen en son adrese tebligat yapılacağı, tebligatın yapılmasını isteyenin veya tebligatı çıkartan makamın bildirdiği adresin, tebligata elverişli olmadığının anlaşılması ya da bu adrese tebligat yapılamaması halinde, muhatabın 5490 Sayılı Kanun’a göre adres kayıt sistemindeki adresinin bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı açıklanmış, değişiklik ile birlikte adres kayıt sistemi dışında başkaca adres araştırması yapılmasının gerekmeyeceği vurgulanmıştır.
7201 Sayılı Yasanın 21. maddesi ile ilgili değişikliğe ilişkin kanun gerekçesinde ise, 21/1. maddeye göre bilinen en son adrese çıkartılan tebligattan sonuç alınamazsa, 10. madde gereği adres kayıt sistemindeki adres esas alınarak başkaca araştırma yapılmaksızın o adrese tebligat çıkarılacağı açıklanmıştır. Bunun yapılabilmesi için de, tebligatı çıkaran merciin, adresin, adres kayıt sistemindeki mernis adresi olduğunu ve bu adrese tebligat yapılacağını tebliğ evrakında belirtmesi gerekmektedir.
Tüm bu açıklamalar doğrultusunda kişiye önce bilinen en son adresi esas alınarak Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre tebligat çıkartılmalı, adres tebligata elverişli değilse ya da tebligat yapılamazsa, adres kayıt sistemindeki adresine buna ilişkin şerh verilerek 21/2. madde uyarınca tebligat çıkartılmalıdır.
Ayrıca Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesinde “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır, ayrıca başkaca adres araştırması yapılmaz. 79. maddenin ikinci fıkrasında, tebligat zarfında adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek bu adrese tebligat yapılacağına dair meşruhata yer verilir” düzenlemesi yer almaktadır. Bu yönetmeliğe göre; 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2.maddesi gereğince tebligat yapılabilmesi için, tebliği çıkaran mercice, tebligat çıkarılan adresin, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğuna ve bu adrese tebligat yapılacağına dair tebliğ evrakı üzerine kayıt düşülmesi zorunludur. Yani; tebligatı çıkaran merci tarafından, adres kayıt sitemine ilişkin olarak şerh verilmeden tebliğ memuru tarafından 2l/2. maddeye göre tebliğ işlemi yapılamaz.
Buna göre borçlu …’ye ödeme emri tebligatının borçlunun bilinen “Yeşilköy Mah. Yeşilköy Halkalı cad. No.30 İç Kapı:2 Bakırköy/İstanbul” adresine gönderildiği, 05/05/2017 tarihinde bila tebliğ iade edildiği, akabinde ödeme emrinin 22/05/2017 tarihinde borçlunun mernis adresine tebliğ evrakı üzerinde yukarıda ayrıntılı olarak izah edilen şerh bulunmaksızın TK’nın 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği görülmektedir.
O halde, hukuki tavsif hakime ait olmakla ve tebligatın usulsüz olduğu görülmekle Bölge Adliye Mahkemesince tebliğ tarihi düzeltilerek sair itirazların incelenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 11/02/2021 tarih ve 2020/1362 E. – 2021/287K. sayılı kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/2. maddesi uyarınca, BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29/11/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.