Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/11206 E. 2021/11365 K. 17.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11206
KARAR NO : 2021/11365
KARAR TARİHİ : 17.11.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı … mirasçılarından … vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 2808, 2817, 2835, 2836, 2838, 2846, 2847, 2848, 2849 ve 2850 parsel sayılı muhtelif yüzölçümdeki taşınmazlardan, 2808 parsel sayılı taşınmaz vergi kaydı, satın alma ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeniyle …, 2817 parsel sayılı taşınmaz tapu kaydı, irsen intikal ve taksim nedeni ile …, 2835 parsel sayılı taşınmaz tapu kaydı, irsen intikal, taksim ve ifraz nedeni ile …, 2836 parsel sayılı taşınmaz vergi kaydı, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeni ile … , 2838 parsel sayılı taşınmaz tapu kaydı nedeni ile …, 2846 parsel sayılı taşınmaz irsen intikal, taksim, satın alma ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeni ile …, 2847 parsel sayılı taşınmaz vergi kaydı, irsen intikal, taksim, pay satın alma ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeni ile … , 2848 parsel sayılı taşınmaz tapu kaydı, taksim ve ifraz nedeni ile …, 2849 parsel sayılı taşınmaz tapu kaydı, taksim, ifraz ve satın alma nedeni ile … ve 2850 parsel sayılı taşınmaz ise tapu kaydı nedeni ile tutanakta gösterilen payları nispetinde … ve müşterekleri adına tespit edildikten sonra, 2850 parsel sayılı taşınmaza ilişkin tespite Veysi Yüksel’in, bu taşınmaz dışındaki taşınmazlar hakkındaki tespitlere ise …’nun itirazı üzerine, 05.06.1967 tarihli Komisyon Kararı ile aynı yere aynı kuvvet ve mahiyette belge ibraz edildiği ve … Tapulama Mahkemesinin 1967/8 Esasında dava bulunduğu belirtilerek, yetkisizlik kararı verilerek tutanak ve ekleri Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Diğer taraftan, davacı … tarafından, Hazine ve … Belediye Başkanlığı aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası da, davaya konu olduğu belirtilen 2850 parsel sayılı taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmış ve yargılama sırasında müdahil …, 2846 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak satın alma ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacı ve müdahil davacıların davasının kısmen kabulüne, 2808, 2817, 2836, 2847, 2848, 2849 ve 2850 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya kayıt ve tescillerine, 2835, 2838 ve 2846 parsel sayılı taşınmazların ise kadastro tespitlerinin iptali ile 2835 parsel sayılı taşınmazın …, 2838 parsel sayılı taşınmazın … ve 2846 parsel sayılı taşınmazın ise … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … mirasçılarından … vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Hükmü temyiz eden davacı … mirasçılarından … gerekçeli kararın tebliğ edildiği 27.02.2015 tarihi ile temyiz tarihi olan 24.03.2015 tarihleri arasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 432/1. maddesinde öngörülen 15 günlük temyiz süresi geçmiştir.
2. Davalı … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece, çekişmeli 2808, 2817, 2836, 2847, 2848, 2849 ve 2850 parsel sayılı taşınmazların tespit tutanaklarının aksinin kanıtlanamadığı, toplanan delillerin tutanak içeriklerini teyit ettiği, 2835 parsel sayılı taşınmazın …’e ait iken …’a devredildiği, 2838 parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu kaydının bu yere uymayıp, taşınmazın Veysi Yüksel’e ait olduğu ve 2846 parsel sayılı taşınmazın ise …’a ait iken …’a devredildiği gerekçeleri ile yazılı şekilde karar verilmiştir.
Ne var ki, eldeki dava bir kısım taşınmazlar yönü ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’ nun 27. maddesi gereğince Kadastro Mahkemesi’ne aktarılan tescil davasıdır. Bilindiği üzere, bu nitelikteki davalarda husumetin Hazine ve İlgili Kamu Tüzel Kişiliğine yöneltilmesi zorunludur. Yasal hasım konumundaki tüzel kişiler davaya dahil edilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması mümkün değildir. Somut olayda dava, Hazine ve … Belediye Başkanlığına husumet yöneltilerek açılmış olmakla birlikte, karar tarihinden önce yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun uyarınca … Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile … Belediye Başkanlığının taraf olması gerektiği göz önünde bulundurulmamış, sözü edilen tüzel kişilerin davaya katılımlarının sağlanması suretiyle yöntemince taraf teşkili sağlanmamıştır. Oysa ki, taraf teşkilinin sağlanması dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden davanın esasına girilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Diğer taraftan dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30/2. maddesi uyarınca resen araştırma ilkesine tabi olup, Mahkemece, gerçek hak sahiplerinin tespit edilerek buna göre tescil kararı verilmesi gerekmektedir. Ne var ki; Mahkemece, bu ilke göz önünde bulundurulmadığı gibi, çekişmeli taşınmazların tespitlerine esas olan tapu ve vergi kayıtları yöntemince uygulanıp kapsamları belirlenmemiş, bu kapsamda mahalli bilirkişi ve tanıkların soyut nitelikteki beyanları ile yetinilmiş, mahalli bilirkişi ve tanıkların gösterdiği sınır yerleri fen bilirkişi haritasında işaretlenmemiştir.
Ayrıca; taşınmazların ayrı ayrı evveliyatında ne olduğu, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri hangi tasarruflarla zilyet edildiği hususundaki mahalli bilirkişi ve tanık sözleri son derece soyut olup, 2817 ve 2850 parsel sayılı taşınmazların evveliyatında göl olduğu ve “Kocagöl” olarak nitelendirildiği, bir kısım taşınmazın ise azmak (küçük su birikintisi, içi su dolu çukur yada hendek) oldukları özellikle belirtilmesine nazaran bu husus üzerinde durulmamış, tüm taşınmazlara ait en eski tarihli ve devam eden yıllara ait diğer hava fotoğrafları getirtilip, konusunda uzman jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye inceleme yaptırılarak taşınmazların evveliyatının ne olduğu, göl/nehir olup olmadıkları ya da nehrin etkisi altında bulunup bulunmadıkları kesin olarak saptanılmamış, hava fotoğrafları üzerinde bu konuda uzmanlığı bulunmayan jeolog bilirkişi tarafından yapılan inceleme yetinilmiş, diğer taraftan 2012 tarihli jeolog bilirkişi raporunda, 1961 tarihli topografik haritalara göre, dava konusu taşınmazların … güneyinde olup, taşınmazların … en yakın yerinin 500 metre, tanıkların göl olarak belirttikleri 2817 ve 2850 parsel sayılı taşınmazlara ise 1000 metre mesafede bulundukları, belirtilen tarihte bu yerde göl olarak görülen bir yer bulunmayıp, sonraki yıllarda yatak değiştirip, bir kısım taşınmazları etkisi altına aldığı, azmak ve göllerin oluştuğu, 2014 tarihli jeolog bilirkişi raporunda ise, 1971 tarihli hava fotoğrafına göre taşınmazların göl – bataklık olmayıp, mevsimsel etkilere maruz kaldıkları belirtilmesine rağmen, mahalli bilirkişi ve tanıkların, 2817 ve 2850 parsel sayılı taşınmazların evveliyatının göl olduğu, diğer bir kısım taşınmazın ise azmak olduğu yönünde beyanda bulunmaları karşısında, anılan bilirkişi raporları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki oluştuğu halde, söz konusu çelişki üzerinde durulmamış, tespit tutanaklarında 3455 parsel sayılı taşınmaz “göl ve tarla” vasfıyla tespit edildiği de göz önüne alınıp, tereddüte mahal verilmeyecek şekilde taşınmazların evveliyatının ne olduğu, … hangi tarihlerde yatak değiştirdiği, taşınmazların hangi tarihlerde nehrin etkisine maruz kaldıkları kesin olarak ortaya konulmamış, bu kapsamda yukarıda da değinildiği üzere taşınmazlara ilişkin elde edilebilecek tüm hava fotoğrafları getirtilip yöntemince incelenmediği gibi, tek kişilik jeolog bilirkişi raporları ile yetinilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; Mahkemece, öncelikle taraflara, davanın … Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile … Belediye Başkanlığına yöneltilmesi için süre ve imkan tanınmalı, bundan sonra çekişmeli taşınmazların tespitlerine esas tapu ve vergi kayıtlarından eksik olanlar ile taşınmazlara komşu parsellerin kadastro tutanakları ile varsa dayanağı belgeler, davalı olmaları halinde ise dava dosyaları celbedilmeli, diğer taraftan çekişmeli taşınmazlara ait temin edilebilen en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları, en eski tarihli memleket haritaları ile Harita Genel Müdürlüğünün web sitesinin harita sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle, buradan elde edilen verilere göre en eski tarihten başlayarak temin edilebilen ( sözü edilen mahalleye ilişkin 1964, 1971, 1972 ve 1993 yıllarına ait hava fotoğrafları bulunduğu da gözetilerek) farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, 3 kişilik jeoloji mühendisi bilirkişi kurulu, ziraat mühendisi bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve kadastro – fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, yapılacak bu keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişlerden, öncelikle çekişmeli taşınmazların tespitlerine esas olan tapu ve vergi kayıtlarının ayrı ayrı sınırları okunarak, bu sınırların zeminde gösterilmesi istenilmeli, yerel bilirkişilerin gösteremediği sınırların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, bilirkişi ve tanıkların kayıt uygulamasına ilişkin sözleri komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli, bilirkişi ve tanıklarca gösterilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından kroki üzerinde işaretlenmeli, yapılacak inceleme sırasında tapu kayıtlarının varsa revizyon gördüğü tüm taşınmazlar dikkate alınmalı; dayanak tapu kayıtlarının taşınmazları tamamen yada kısmen kapsamadığının anlaşılması halinde yöntemince zilyetlik araştırması yapılmalı, bu kapsamda dava konusu taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, önceki ve şimdiki niteliklerinin ne olduğu, taşınmazların öncesinin nehir yatağı, göl ya da bu gibi yerlerden olup olmadıkları, kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, zilyetliğin ne zaman başladığı, kim tarafından, ne zamandan beri hangi tasarruflarla zilyetliğin sürdürüldüğü, öncesi itibariyle imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise ne şekilde imar-ihya edildiği ve imar-ihya çalışmalarının ne zaman tamamlandığı, taşınmazın sınırlarında zaman içerisinde değişme ve genişleme olup olmadığı, ayrıca taşınmazın zaman zaman nehir etkisinde kalıp kalmadığı, kalmış ise hangi tarihler arasında nehir etkisinde bulunduğu hususlarında maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, beyanlar arasında oluşabilecek çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmesine çalışılmalı; jeolog bilirkişi kurulundan taşınmazların önceki ve halihazırdaki niteliğinin ne olduğu, dere/ nehir yatağında kalıp kalmadıkları, dere/nehir yatağından kazanılıp kazanılmadıkları, derenin etkisi altında ya da taşkın riski altında kalıp kalmadıkları, taşınmazların jeolojik yönden zilyetlikle mülk edinilmeye olanaklı yerlerden olup olmadıkları hususlarında ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; rapor içeriğinde … yatak değişikliği üzerinde önemle durulmalı, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiye hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik olarak ve temin edilebilecek en eski tarihli uydu fotoğrafları ve memleket haritası üzerinde de inceleme yaptırılarak, çekişme konusu taşınmazların önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğu, evveliyatında dere/nehir yatağında kalıp kalmadıkları, göl ya da benzeri nitelikte yerlerden olup olmadıkları, …’nin hava fotoğraflarındaki durumunun ne olduğu, yatak değiştirip değiştirmediği, değiştirmiş ise çekişmeli taşınmazların bu değişikliklere göre durumlarının ne olduğu, taşınmazların ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren olduğu, imar-ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı, kullanıma ara verilip verilmediği hususlarında rapor düzenlettirilmeli; ziraat mühendisi bilirkişiye, taşınmazlar üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup bulunmadığını, ekonomik amaca uygun zilyetlik varsa hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü, çekişmeli taşınmazların toprak yapısı ve niteliğini, zirai durumunu, kullanım durumunu ve zilyetlik şekli ve süresini kesin olarak belirleyen, taşınmazlar üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmazların imar-ihyaya konu olabilecek yerlerden olması halinde imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı rapor hazırlattırılmalı, fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe, bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verir ve özellikle uygulanan kayıtların sınırlarını gösterir şekilde krokili rapor alınmalı; bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … mirasçılarından … vekilinin temyiz inceleme isteminin süre yönünden reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 17.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.