Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2012/8849 E. 2012/9735 K. 10.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8849
KARAR NO : 2012/9735
KARAR TARİHİ : 10.10.2012

Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 03.11.2010 gün ve 2008/610 Esas, 2010/558 Karar sayılı re’sen de temyize tâbi olan hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle gereği düşünüldü:
Sanığın savunmalarında ve özelikle 15.12.2008 tarihli dilekçesinde mağdure ile aralarındaki ilişkinin rızaya dayalı olduğunu, bunun telefon kayıtları ve mesajlaşmalar incelendiğinde ortaya çıkacağını belirtmesi karşısında, ilk eylem tarihi kasım 2007 tarihinden mağdurenin yerleştirdiği kurumu terk ettiği 09.08.2008 tarihleri arasında sanık ve mağdurenin kulandığı telefon numaralarına ilişkin HTS raporları getirtilip birbirlerini arama ve mesajlaşma durumlarının tesbitinden sonra, bu kayıtlarla tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de,
Adli Tıp 6. İhtisas Kurulunun 05.03.2010 tarihli raporunda 15.09.2008 tarihli muayene kaydında mağdurenin beden ve ruh sağlığını bozacak araz tesbit edilmediğinin, 11.01.2010 tarihli muayene kaydında ise kronik postravmatik stres bozukluğu ve kişilik değişikliği olduğu ruh sağlığının etkilendiği belirtilerek mağdurenin olay sebebiyle mağdurenin ruh sağlığının bozulduğunun belirtilmiş olması ve muayene kayıtlarındaki farklılıklar sebebiyle, bu çelişki, Adli Tıp Kurumu Kanununun 15/f maddesi uyarınca Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan alınacak raporla giderilmeden hüküm kurulması,
Sanığın baldızı olan mağduru koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunmadığı, baldızı olan mağdurun sık sık evine gelip gitmesi, mağdurun eğitim aldığı okulda velisi sıfatını taşıması sanığa böyle bir yükümlülük yüklemeyeceği gözetilmeden TCK.nın 103/3. maddesi uyarınca uygulama yapılması,
Mağdurun beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı suçuyla ilgili hüküm kurulurken, 5237 sayılı TCK.nın 61/4-5. maddesindeki sıralamaya göre 103/2 ve 103/3. maddeleri ile belirlenen cezadan sonra, 103/6. maddesinin tatbiki ile bundan sonra 103/3. maddesi ile belirlenen ceza süresi üzerinden 43/1. maddesi uygulanarak bulunacak miktarın, 103/6. madde ile tayin edilecek ceza süresine eklenmesi suretiyle hüküm kurulması gerekirken, 103/2, 103/3, 43/1 ve 103/6. maddeleri bu sırayla uygulanarak eksik ceza tayini,
Kanuna aykırı sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, re’sen de temyize tâbi hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 10.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.