YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/9776
KARAR NO : 2013/4332
KARAR TARİHİ : 11.04.2013
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuna sürüklenen çocuk …’in yapılan yargılaması sonunda; ceza verilmesine yer olmadığına dair Kocaeli Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 05.02.2009 gün ve 2008/17 Esas, 2009/3 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
TCK.nın 31/2. maddesine göre, 12-15 yaş grubunda bulunan çocuk sanığın cezai sorumluluğunun olabilmesi için işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunması gerektiği, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 35. maddesine göre algılama ve yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığını takdir yetkisinin mahkemeye ait olduğu, mahkemenin çocuğun bireysel özelliklerini ve sosyal çevresini gösteren sosyal inceleme raporu tanzim ettirebileceği, maddeye göre böyle bir sosyal inceleme yaptırılmaması halinde gerekçesinin kararda gösterileceğinin belirtildiği, Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 20/4. maddesine göre de hakimin gerekirse bu konuda tam kanaat sahibi olabilmesi için sosyal inceleme raporu ile birlikte adli tıp uzmanı, psikiyatrist yada zorunlu hallerde uzman hekimden görüş de alınabileceğinin hüküm altına alındığı, mevcut düzenlemelere göre, ihtiyaç halinde sosyal inceleme raporunun alınmasının esas olduğu, görüş olarak diğer hekim raporlarının da alınabileceği, ancak bu raporların bağlayıcı olmadığı, mahkemenin takdirinde göz önünde bulundurulacağı, algılama yeteneği ve fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığını belirleme görevinin mahkemeye ait olduğu, dosyamızda da, suç tarihinde 12 yıl 10 aylık olan sanıkla ilgili, hazırlık aşamasında alınan Kocaeli Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 07.11.2007 tarihli raporunda sanığın eylemin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin bulunduğunun belirtilmesine karşılık, yargılama aşamasında 5395 sayılı ÇKK.nın 35. maddesine göre çocuk gelişim uzmanınca düzenlenen 23.06.2008 tarihli sosyal inceleme raporunda (SİR) ise özetle, “sanığın göçebe hayatı yaşadığı, yerleşik hayata ve kültürel yapıya uzak olduğu, temel değerlerin ve davranış kurallarının aktarımının yapıldığı ilköğretim eğitiminden yoksun kaldığı, küçüğün içinde bulunduğu sosyal yapıyla bütünleşerek eylemi suç davranışı olarak görmediğinin” belirtildiği, 5395 sayılı ÇKK md. 35. maddesine göre, algılama ve davranışları yönlendirme yeteneğini münhasıran değerlendirme yetkisine sahip olan mahkemece de sosyal inceleme raporundaki değerlendirmelerden de yararlanılarak, gerekçeli bir şekilde tartışılıp, küçüğün bu eylem yönünden sorumluluk yeteneğinin bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılarak, yerel mahkemece küçük yaştaki suça sürüklenen çocuk hakkında CMK.nın 223/3.a maddesi gereğince “Ceza Verilmesine Yer Olmadığına” ve 5395 sayılı ÇKK 5/1a maddesindeki danışmanlık tedbirine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki Adli Tıp İhtisas Kurulundan rapor alınması yönündeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle ceza verilmesine yer olmadığına dair verilen hüküm usul ve kanuna uygun olduğundan, O Yer Cumhuriyet Savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 11.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.