Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/1507 E. 2021/4583 K. 14.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1507
KARAR NO : 2021/4583
KARAR TARİHİ : 14.09.2021

MAHKEMESİ : Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili; takip borçlusunun vefatından sonra muristen intikal eden gayrimenkullerin davalı mirasçılar tarafından murisin yiğeni …’e muvazaalı olarak satıldığını belirterek tasarrufun iptali ile icra dosyasında cebri icra yetkisi verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili; müvekkilinin dava konusu parseller ile diğer bir kısım müşterek murisin varisi olarak hisselerinin bulunduğunu, dava konusu parsellerde hissedar olduğunu, miras yolu ile alım satım tarihinde hacizlerin düştüğünü, dava konusu parsellerde hissedar olduğunu, taşınmazları satın alıp bilaharede üstündeki hacizleri kaldırdığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı … vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir.Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği, ayrıca ticari işletmenin veya işyerindeki ticari emtianın tamamının ve mühim bir kısmının devri halinde de tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahıs tasarrufa konu malı elinden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmeleri gerekir.
Somut olayda, davacı tarafından Adana 1.İcra Müdürlüğü’nün 2008/4166 sayılı dosyası ile borçlu Yücel Soysal hakkında icra takibi başlatılmış, takibin kesinleşmesinden sonra davacı alacaklının talebi ile ; borçluya ait iki adet araç haczedilip birinin üzerindeki haczin fekkinin istenildiği, borçluya ait dört adet ipotekli taşınmazının haczedildiği ayrıca …ilçesi … Mahallesi 1160 ada 1138 parsel sayılı taşınmaz ile …Mahallesi 8655 ada 2 parsel 15 nolu bağımsız bölüm olan taşınmazların haczedildiği ancak daha sonra haczedilen tüm taşınmazlara konulan haczin fekkinin talep edildiği, … Mahallesi, 74 parsel sayılı taşınmazın da haczedildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca fekk edilen tüm hacizler için yeniden haciz talebinde bulunulduğu da görülmektedir. Borçlunun vefatı ile davalı mirasçılara ödeme emri gönderilerek davalı mirasçılar hakkında 13.06.2016 tarihli haciz tutanağı düzenlemiş ise de yukarıda belirtildiği üzere icra dosyasında murise ait taşınmazlar bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece, icra dosyası incelenerek, borçlunun aciz halinin bulunup bulunmadığı, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı yönünde değerlendirme yapılarak ve karar yerinde tartışılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmayıp, Bölge Adliye Mahkemesi’nce de davalı … vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA; Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine, 14/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.