YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16238
KARAR NO : 2011/1114
KARAR TARİHİ : 21.10.2011
Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık …’un yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 23.02.2009 gün ve 2008/393 Esas, 2009/129 Karar sayılı hüküm ile 30.03.2009 gün ve 2008/393 Esas, 2009/129 Ek Karar sayılı temyiz isteminin reddine dair kararın süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Sanığın yokluğunda verilen hükmün tebliği için çıkartılan davetiyenin, öncelikle bilinen son adresine (sanığın Mahkemeye bildirdiği veya daha önce kendisine geçerli bir tebligat yapılmış olan ya da Tebligat Kanununun 35/son maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlara sanık tarafından bildirilmiş bulunan adrese) gönderilmesi; sanık adresinden ayrılmış ise, Tebligat Tüzüğünün 28 ve 55. maddelerinde öngörülen şekilde tebligat memurunca yeni adresinin araştırılması, yeni adresinin belirlenememesi nedeniyle davetiyenin tebliğ edilemeyerek iade edilmesi durumunda, bu kez 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebliğ edilmesi gerektiği gözetilmeden; Sanığın yokluğunda verilen 23.02.2009 tarihli ilk hükmün Tebligat Tüzüğünün 28 ve 55. maddelerindeki araştırma usulüne uyulmadan Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebliğ edilmesi nedeniyle usulsüz olduğu, sanığın karardan 16.03.2009 tarihinde haberdar olduğunu belirterek verdiği 20.03.2009 tarihli dilekçesinin yasal sürede yapılmış temyiz başvurusu olarak kabul edilmesi gerektiği anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine dair 30.03.2009 günlü Ek Kararın kaldırılarak esas hükme yönelik inceleme yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
20.12.2009 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı “Çek Kanunu” ile 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun” yürürlükten kaldırılmış, dava konusu suçun unsurları ve yaptırımları farklı biçimde yeniden düzenlenmiş olduğundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 2 ve 7. maddeleri gözetilerek, sanığın hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.