YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/10074
KARAR NO : 2013/4350
KARAR TARİHİ : 11.04.2013
Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanıklar …, …, …, … ile suça sürüklenen çocuk …’nın yapılan yargılamaları sonunda; çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetlerine, diğer suçtan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 25.12.2008 gün ve 2007/174 Esas, 2008/353 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi O Yer Cumhuriyet Savcısı, suça sürüklenen çocuk müdafii, sanıklar … ve … müdafii ile sanıklar … ve … müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Suça sürüklenen çocuk ve diğer sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan CMK.nın 231/5. maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar aynı maddenin 12. fıkrasına göre itiraza tâbi olup temyizi mümkün bulunmadığından, CMK.nın 264. maddesi hükmü de gözetilip suça sürüklenen çocuk ve diğer sanıklar müdafilerinin bu kararlara yönelik temyiz talepleri itiraz niteliğinde kabul edilip merciince değerlendirileceği gözetilerek, incelemenin suça sürüklenen çocuk ve sanıklar müdafilerinin ile O Yer Cumhuriyet Savcısının, suça sürüklenen çocuk ve sanıklar hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz talepleri ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan O Yer Cumhuriyet Savcısı, sanıklar müdafileri ve suça sürüklenen çocuk müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, suça sürüklenen çocuk … ve sanık … hakkında cinsel istismar suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin oybirliğiyle, sanık … hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün ise oyçokluğuyla ONANMASINA,
Sanıklar … ve … hakkında cinsel istismar suçundan kurulan hükümlerin incelenmesine gelince;
Suça sürüklenen çocuk … ve mağdurenin anneleri olan sanıklar … ve …’ın, yaşam koşulları gereği aile içerisindeki sosyal konumlarına, kırsal bölgelerdeki örf adet kurallarına ve olayın oluş ve ortaya çıkış şekline göre, atılı suçlara bilinçli olarak katılımlarının bulunmadığı gözetilmeden her iki suçtan beraatleri yerine, mahkûmiyetlerine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, O Yer Cumhuriyet Savcısı ile sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.04.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KISMEN KARŞI OY
Sanıkların savunmaları, mağdure beyanı ve tüm dosya kapsamından 2006 yılı Haziran ayında 06.08.1993 doğumlu olan ve suç tarihinde 14 yaş içerisinde bulunan mağdure …’nin sanık … ile tanıştığı, kısa bir süre sonra sanık …’ın anne ve babası olan diğer sanıklar … ve … Senir’in mağdureyi babası …’dan istedikleri, sanık …’nin mağdurenin yaşının küçük olması nedeniyle teklifi reddettiği, mağdurenin ” beni … ile evlendirmezseniz kaçarım ” diyerek baskı kurduğu, sanık …’nin 3-4 yıl bekledikten sonra evlenmeleri şartıyla sanık …’ın ailesiyle anlaştığı, nişan merasiminin yapıldığı, daha sonra mağdurenin sanık … ile kaçtığı ve bir otelde bir gece kaldıktan sonra eve geri döndüğü, sanık … ile evlenmediği takdirde tekrar kaçacağını söylediği, bunun üzerine sanık …’nin ” ne halin varsa gör ” diyerek evlenmesine izin verdiği, sanık … ile mağdurenin 13 Ağustos 2006 tarihinde yapılan düğün merasimi sonucu gayri resmi evlendikleri ve bu evlilik sonucu sanık …’ın 15 yaşından küçük mağdure ile birden fazla kez cinsel ilişkiye girdiği anlaşılmaktadır.
Sanık …, kızı olan mağdurenin sanık … ile evlenmesine yaşının küçüklüğü nedeniyle karşı çıkmıştır. Ancak mağdurenin “… ile kaçarım” şeklindeki sözleri ve bunun sadece sözde kalmayıp kaçarak sanık … ile bir otelde bir gece kalması, evlenmediği takdirde yeniden kaçacağını söylemesi üzerine kızının sanık … ile evlenmesine muvafakat göstermesi ve yöresel düğüne zoraki katkıda bulunmasına yönelik eyleminde içinde bulunduğu sosyal ve kültürel hayat , baba olarak kaldığı çaresizlik nedeniyle sanık …’nin suç kastıyla hareket etmediği kabul edilmelidir.
Nitekim Yargıtay 5. Ceza Dairesi 19.12.1984 tarihli 4209/4924 sayılı ilamında baba ve anne olan sanıkların küçük yaştaki kızları mağdurenin sanık tarafından kaçırılıp cinsel ilişkiye girildikten sonra evlenmenin gerçekleşmesi için para karşılığında da olsa gösterdikleri muvafakatin suça katılma olarak nitelendirilemeyeceği belirtildiği gibi, Dairemizin de 07.03.2013 tarih ve 2011/8251 E. 2013/2354 K. sayılı kararında da başka kişilerle evlenen ana ve babanın üvey ana ve babanın yanında yapamayan ve huzur bulamayan küçük müşterek çocuklarını evlendirmek zorunda kalmalarında, zorlayıcı yaşam koşulları da dikkate alındığında suç kastı ile hareket ettiklerine dair kanıt bulunmadığı belirtilmiştir.
Yukarda açıklanan nedenlerle Dairemizce de daha önce uygulamaları yapıldığı şekilde, çaresizlik içindeki sanık babanın suç kastıyla hareket etmediğinden beraatına karar verilmesi dosya kapsamı ve adalet duygusuna daha uygun olacağından sayın çoğunluğun cezalandırma yönündeki görüşüne katılmıyoruz.