YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1396
KARAR NO : 2021/9881
KARAR TARİHİ : 07.12.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar … vekili, … ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı alacaklılar vekilleri, ayrı ayrı açtıkları davalarda, borçlu davalı … hakkında takipler başlatıldığını, borçlunun alacağı karşılayacak malvarlığı bulunmadığını, alacaklılardan mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazlarını diğer davalılara devrettiğini belirterek, bu tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmişlerdir.
Mahkemenin davanın kısmen kabulüne ilişkin kararı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 05/06/2018 tarih, 2015/15756 Esas-2018/5852 Karar sayılı ilamı ile davalılar … …, … ve … vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, davacı … tarafından açılan ve Milas 2. İcra Müdürlüğü’nün 2012/341 sayılı takip dosyası ile ilgili olarak davanın kabulüne kararının isabetli olmadığı, anılan takip dosyasından borçlu adresinde yapılmış haciz olmadığı gibi borçlu hakkında bir aciz belgesi de sunulmadığı, dolayısı ile bu dava yönünden dava koşulu oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme yapıldığı, dava konularından 364 ada 18 nolu parseli satın alan davalı …, sadece davacı … tarafından açılan davada taraf gösterilmiş, iptaline karar verilen diğer takip dosyası alacaklıları davacılar … ve … tarafından taraf gösterilmediği sadece dava dilekçelerinde bu taşınmazda dava konusu olarak belirtildiği, davacıların davaları ayrı ayrı açılmış olduğundan daha sonra aralarında irtibat bulunduğundan bahisle HMK’nun 166. maddesi gereğince birleştirme kararı verildiği ancak davacı ve davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı olup her biri bağımsız dava olup ayrı ayrı değerlendirilmeleri
gerektiğinden, (HMK’nun 58), davacılar … ve … açtıkları dava yönünden, dava dilekçesinin davalı …’a tebliğ edilerek ve davalı sıfatı ile davaya dahili sağlandıktan sonra karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu, davalı … yönünden İİK’nun 279. maddesi gereğince işlemin batıl olduğu belirtildiği, bunun gerekçesinin ne olduğu belirtilmediği, karar içeriğinden de anlaşılamadığı, anılan davalı yönünden İİK’nun 278-279 ve 280. maddelerindeki durumların oluşup oluşmadığı acık net olarak değerlendirilip, hangi gerekçe ile iptaline karar verildiğinin belirtilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmadığı, davalı … yönünden davanın kabul gerekçesinin kararda hiç tartışılmamış ve belirtilmemiş olduğu, davacılar …, …, … ve … davalı … hakkında dava konusu 247 ada 17 parselle ilgili tasarrufun iptalini talep ettiği ve talepleri kabul edildiği halde bu davalının yargılama giderinden sorumlu tutulmayarak diğer tüm yargılama giderinin diğer davalılar aleyhine hükmedilmesi de isabetsiz olduğundan bahisle bozulmuş, bozmadan sonra mahkemece, davacılar … ve … tarafından açılan davaların takip edilmediğinden açılmamış sayılmalarına, davacı … tarafından açılan davanın ön koşul yokluğundan reddine, diğer davacıların davalarının kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacılar … vekili, … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, bozmaya uygun olarak karar verilmiş olmasına ve ihtiyari dava arkadaşlığında her bir davacı yönünden dava koşullarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmesine ve davacı … tarafından aciz belgesi sunulmamış olmasına göre anılan davacı vekilinin tüm, davacı … tarafından dava dayanağı alacak ve davanın temlik edildiğini 13/12/2018 tarihli oturumda belirtmiş olmasına rağmen temlik alanla ilgili hiçbir bilgi vermediği, temyiz aşamasında dahi bu hususta bir açıklama yapılmamış olmasına, davalı …’in ise bozmadan sonraki oturum için davetiye tebliğ edilmesine rağmen hiçbir duruşmaya katılmamış olmasına göre, davacılar … ve …’ün aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacılar … ve … hakkında HMK’nın 150. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğine göre karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/1.maddesi gereğince davalılar lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Ne var ki, bu yanlışlıklığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 Sayılı HMK’nin geçiçi 3/2. maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK’nin 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin tüm, davacılar … ve …’ün diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 4. bent 2. fıkrasındaki “12.240,58-TL “ rakamının hükümden silinerek yerine “”2.725,00 TL” rakamının yazılmasına yine 4. bent 4. fıkrasındaki “16.806,04 TL” rakamının hükümden çıkartılarak yerine “2.725,00 TL” rakamının yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 4,90 TL kalan onama harcının
temyiz eden davacı …’dan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılar … ve …’e geri verilmesine 07/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.