Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2020/2924 E. 2021/7867 K. 14.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2924
KARAR NO : 2021/7867
KARAR TARİHİ : 14.12.2021

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL – ALACAK

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda ilk derece mahkemesince, davanın kabulüne dair verilen kararın davalı tarafından istinafı üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 14/12/2021 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar …, … vekilleri Avukat … ile temyiz edilen davalı vekili Avukat … geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan …’ın, 26.12.2015 tarihinde çıkan yangın sonucu öldüğünü, davacılardan … ile mirasbırakan arasında … 6. Aile Mahkemesinin 2012/185 Esas sayılı dosyası üzerinden boşanma davası görülmekte iken, mirasbırakanın ölümü üzerine boşanma davasının konusuz kaldığını, boşanma davasında mal rejiminden dolayı mirasbırakan …’nın Anadolu Ajansından alacağı 535.219,07 TL üzerine tedbir konulmuş olduğunu, ancak Anadolu Ajansının her nasılsa tedbire rağmen mirasbırakana ödeme yaptığını, mirasbırakanın, eşinden ve çocuklarından mal kaçırmak amacıyla bu para ile davalı kardeşi adına bir daire ve bir dükkan satın alıp tescil ettirdiğini, kalan parayı da davalı kardeşi adına hesap açtırarak bankaya yatırdığını, mirasbırakanın boşanma davası nedeniyle mal kaçırma amacıyla hareket ettiğini, muris muvazaası söz konusu olduğunu ileri sürerek dava konusu … ada … parselde kayıtlı 10 no’lu bağımsız bölüm ile … ada … parselde kayıtlı 1 no’lu bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini, mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak davalıya verilen paraların fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL’lik kısmının faiziyle birlikte miras payları oranında davalıdan tahsilini istemişlerdir.
Davalı vekili, mirasbırakanın boşanma davası nedeniyle eşi ve çocukları tarafından yalnız bırakıldığını, mirasbırakana davalının sahip çıktığını, mirasbırakanın emekli olabilmek için çalışmaya devam ettiğini ancak parasını davacılara gönderdiğini, başka geliri olmayan mirasbırakanın bakım borçları ve diğer borçları karşılığında dava konusu evi davalı kardeşi için satın aldığını, dava konusu diğer taşınmazın davalı tarafından kendi parasıyla satın alındığını, mirasbırakanın davalıya borçları olduğunu, muris muvazaasının söz konusu olmadığını, davalının haksızlık duygusu oluşmasın diye dava konusu evi davacılara devredeceğini söylediği halde davacıların dava açma yoluna gittiklerini, tarafların para konusunda ibralaştıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, mirasbırakanın satın aldığı dava konusu taşınmazları mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak davalı kardeşi üzerine tescil ettirdiği gerekçesi ile iptal tescil isteği yönünden davanın kabulüne dair verilen kararın davalı tarafından istinafı üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, alacak isteği yönünden ilk derece mahkemesince olumlu-olumsuz bir karar verilmediği ancak bu hususun istinaf sebebi yapılmadığı, istinaf sebepleriyle sınırlı olarak inceleme yapıldığı, buna göre, mirasbırakanın, parasını ödeyerek satın aldığı dava konusu taşınmazların davalı adına tescilini sağladığı iddiası bakımından muris muvazaasına ilişkin 01.04.1974 tarih ½ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddi yönünde yeniden hüküm kurulmuştur.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1953 doğumlu mirasbırakan …’ın 26.12.2015 tarihinde ölümü üzerine davacı eşi … ile davacı çocukları … ve …’in mirasçı kaldıkları, davalının ise mirasbırakanın kardeşi olduğu, dava konusu … ada … parsel sayılı taşınmazda bulunan 1 no’lu bağımsız bölümün tamamı dava dışı 3. kişi adına kayıtlı iken, 15.08.2012 tarihli satış işlemiyle; dava konusu … ada … parsel sayılı taşınmazda bulunan 10 no’lu bağımsız bölümün de tamamı dava dışı 3. kişi adına kayıtlı iken, 14.08.2012 tarihli satış işlemiyle davalı adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.4.1990 gün ve 1990/1–152, 1990/236 sayılı kararında vurgulandığı gibi, davada dayanılan maddi olaylar bakımından birkaç hukuki nedenin bir arada gösterilmesinde ilke olarak usul ve yasaya aykırı bir yön yoktur. Hukuki sebeplerden bir tanesinin diğer hukuki sebebin incelenmesine olanak verir niteliği bulunduğu sürece önem ve lüzum derecesine göre birden fazla hukuki sebep aynı davada inceleme ve araştırma konusu yapılabilir.
Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/… sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanununun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanununun (TBK) 237. (Borçlar Kanununun (BK) 213.) ve Tapu Kanununun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Bununla birlikte, 01.04.1974 tarihli ½ sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, konusu ve sonuç bölümü itibariyle, murisin kendi üzerindeki kayıtlı taşınmazlar yönünden yaptığı temliki işlemler için bağlayıcıdır. İçtihadı birleştirme kararları kapsamları ile sınırlı gerekçeleri ile yol gösterici ve sonuçları ile bağlayıcı kararlar olduğundan tapuda yapılan temlikler dışındaki işlemler yönünden belirtilen içtihadı birleştirme kararı uygulanamaz.
Ancak, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 19. maddesi hükmünde genel muvazaa düzenlenmiş olup, “…tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır” hükmü getirilmiştir. Özellikle, resmi sicillere bağlı tutulan malların muvazaalı devrinde TBK’nin 19. maddesinin uygulanabileceği ve muvazaa iddiasının araştırılacağı yasal ve yargısal uygulama gereğidir.
Diğer yandan, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 140/1. maddesine göre, “ hakim, ön inceleme duruşmasında, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verebilmek için gerekli görürse tarafları dinler; daha sonra, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder.”; yine aynı maddenin 3. fıkrasında, “Ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh veya arabuluculuk faaliyetlerinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları taktirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olaya gelince; mirasbırakan tarafından tapulu taşınmazın devri sözkonusu olmadığından 01.04.1974 tarih ½ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanamayacağı yönündeki kabul doğru ise de; ilk derece mahkemesince, HMK’nin 140. maddesinde belirtildiği şekilde uyuşmazlık konusunun açıkça tespit edilmediği ve davacı tarafın bütün aşamalarda muris muvazaası hukuksal nedeni yanında murisin genel muvazaasına dayandığı da gözetildiğinde, ilk derece ve bölge adliye mahkemesince verilen kararlarda davanın, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı iptal tescil davası olarak nitelendirilip, yalnızca bu kapsamda inceleme yapılarak sonuca gidilmesi doğru olmamıştır.
Hal böyle olunca; mirasbırakan ile davalı arasında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 19. maddesinde düzenlendiği şekilde genel muvazaaya dayalı bir işlem olup olmadığının incelenmesi, taraf delillerinin buna göre değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacılar vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’nin 371/1-a maddesi gereğince … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, HMK’nin 373/…. maddesi gereğince dosyanın kararı veren … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 20.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davacılar vekili için 3.815.00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilen davalıdan alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 14.12.2021 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.