YARGITAY KARARI
DAİRE : Ceza Genel Kurulu
ESAS NO : 2021/94
KARAR NO : 2021/530
KARAR TARİHİ : 04.11.2021
Yargıtay Dairesi : (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ağır Ceza
Sanık …’nın katılan mağdureye yönelik sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan TCK’nın 102/1-2.cümle, 102/3-b, 43/1 ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis; cinsel taciz suçundan TCK’nın 105/1-1.cümle, 105/2-a-b-c, 43/1 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis; cezaları ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ilişkin … 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 25.11.2019 tarihli ve 91-696 sayılı hükümlerin sanık müdafisi ve Cumhuriyet savcısı tarafından ise sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçu yönünden istinaf edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince 21.02.2020 tarih ve 296-487 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve hükümler kesinleşmiştir.
Hükmün kesinleşmesinden sonra sanık müdafisinin, yargılamanın yenilenmesine ilişkin talebinin … 1. Asliye Ceza Mahkemesince 19.06.2020 tarih ve 91-696 sayı ile kabule değer olmadığına ve reddine ilişkin karara yönelik itirazının, itiraz mercisi … 6. Ağır Ceza Mahkemesince 09.07.2020 tarih ve 2020/648 Değişik … sayı ile; “İlk kararı veren hâkim dışında bir hâkimin görevlendirilerek yargılanmanın yenilenmesi talebinin değerlendirilmesi gerektiği,” şeklindeki değişik gerekçeyle kabulüne karar verilmiş, merci kararının gereği yerine getirilerek … 1. Asliye Ceza Mahkemesince 17.07.2020 tarih ve 91-696 sayı ile yargılamanın yenilenmesine ilişkin talebin kabule değer olmadığına ve reddine karar verilmiş, bu karara yönelik sanık müdafisi tarafından yapılan itirazın itiraz mercisi … 7. Ağır Ceza Mahkemesince 11.08.2020 tarih ve 2020/709 Değişik … sayı ile reddine karar verilmiştir.
Merci kararına karşı … Bakanlığınca 20.10.2020 tarih ve 14561 sayı ile kanun yararına bozma isteminde bulunulması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 30.10.2020 tarih ve 95239 sayı ile;
“…Somut olayda, her ne kadar tanık … kovuşturma aşamasında 19/11/2019 tarihli oturumda, sanığın müştekiye hitaben söylemlerini duyduğu ve sanığın müştekiye yönelik birtakım eylemleri olduğunu gördüğüne dair beyanda bulunmuş ise de; … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/11/2019 tarihli kararının … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 21/02/2020 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi sonucu kesinleşmesini takiben, tanık Ahsen’in mahkemeye sunduğu dilekçelerinde kovuşturma aşamasındaki beyanlarından döndüğünü, sanığın gerek müştekiye gerekse kendilerine yönelik yanlış bir hareketini görmediğini, müşteki istediği için sanık aleyhinde beyanda bulunduğunu bildirdiği, yine … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 21/02/2020 tarihli kararı sonrasında, soruşturma ve kovuşturma aşamasında beyanına başvurulmayan, olay kapsamında bilgi sahibi olan …’in dilekçesinde özetle, … İlçe … Müdürlüğünde hizmetli olarak çalıştığı, müştekinin staj yaptığı süre zarfında lakayt davranışları nedeniyle sanığın birden çok kez müştekiyi uyardığı, müştekinin sanık hakkında ‘bana taktı, stajımı yakıp başıma … açacak, ama ben onun başına bir çorap öreyim onu yakayım da görsün’ şeklinde konuştuğu, söz konusu konuşma üzerinden bir süre geçtikten sonra müştekinin kendisini arayarak, planını uyguladığını ve staj müdürlüğüne giderek …Ocaklı’nın kendisine cinsel sarkıntılıkta bulunduğuna dair şikâyette bulunduğunu beyan ettiği anlaşılmakla, yargılamanın yenilenmesi talebi olarak ileri sürülen delillerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 318 ilâ 321. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadıklarının tespiti bakımından, kabule değer görülerek, toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra, yargılamanın yenilenmesinin kabul veya reddine karar verilmesinin uygun olacağı gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” düşüncesiyle hükmün kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 03.12.2020 tarih ve 8981-5603 sayı ile;
“…Tüm dosya içeriği nazara alındığında, kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarname içeriği yerinde görülmediği,” gerekçesiyle kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 31.12.2020 tarih ve 95239 sayı ile;
“…İtirazın konusunu oluşturan uyuşmazlık; yargılamanın yenilenmesi talebi olarak ileri sürülen delillerin yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadığının tespiti bakımından, toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra, yargılamanın yenilenmesinin kabul veya reddine karar verilmesinin uygun olup olmayacağının tespitine, kısaca yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmesinin isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
Uyuşmazlık konusunda sağlıklı bir hukuki çözüme ulaşılabilmesi için yargılamanın yenilenmesi müessesesinin kanuni dayanağı ve şartları üzerinde durulması gerekmektedir.
5271 sayılı CMK’nın ‘Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri’ başlıklı 311. maddesi;
‘(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür.
a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.
b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.
c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise.
d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise.
e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.
f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.
(2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır’ biçiminde düzenlenmiştir.
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.03.2014 tarihli 2012/3-909 esas, 2014/121 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, 5271 sayılı CMK’nın 311. maddesinde hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenlerine yer verilmiş ve bunlar sınırlı biçimde sayılmıştır. Bunun dışındaki nedenlerle hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesinin istenilmesi mümkün değildir. Kamu düzeninin sağlanması, davaların bir noktada sona ermesi sonucunu, yani kesin hükmü doğurmuştur. Kesin hükümle birlikte artık yargılamaya konu sorun çözülerek, maddi gerçeğe ulaşıldığından kesin hükümle sonuçlanmış bir ihtilaf kural olarak yeniden yargılama konusu yapılamayacaktır. Bununla birlikte bir yargılama faaliyeti sonucu verilen kesin hükümde adli hataların yapılması da mümkündür. Hükmün kesinleşmesinden sonra ortaya çıkan maddi olaylar kesin hükmün maddi gerçeği yansıttığı kabulünü ve kesin hükmün ispatla ilgili temellerini sarsabilecektir. Bu durumda, bir yanda kesin hüküm, diğer yanda ise adli hatanın düzeltilmesi zorunluluğu söz konusu olacaktır. Bu iki değerden birinin tamamen gözardı edilmesi mümkün olmadığından kanun koyucu maddi temelleri sarsılmış kesin hükümden fedakarlık yapmak zorunda kalmış ve bunun şartlarını belirlemiştir. Bu açıdan yargılamanın yenilenmesi kesin hükmün dokunulmazlığının istisnasını oluşturmaktadır. Kesinleşen hükmün, maddi gerçeğe uymadığına ilişkin kanunda belirtilen şartları taşıyan taleplerin değerlendirilmesi ve yapılacak değerlendirme sonucunda şartların oluşması halinde kesinleşen hükmün düzeltilmesi gerekmektedir. İşte bu nedenlerle kanun koyucu bu sorunu çözebilmek için yargılamanın yenilenmesi müessesesini şartlarını ayrıntılı olarak düzenlemek suretiyle ihdas etmiştir.
Yargılamanın yenilenmesi ancak kesinleşmiş hükümlerde başvurulacak bir yol olup hukuki niteliği itibarıyla CMK’nın sistematiği, düzenleniş şekli ve düzenlendiği yer dikkate alındığında tereddütsüz olağanüstü bir kanun yoludur. Yargılamanın yenilenmesindeki amaç, kanunda istisnai ve sınırlı olarak sayılan hallerin gerçekleşmesi halinde gerçeğin araştırılması, böylece toplum ve sanığın menfaatinin korunması olduğundan, kesin hükme yönelik olarak ileri sürülen ve gerekli şartları taşımayan her türlü yenilenme talebinin dikkate alınması da söz konusu olmayacaktır. da yargılamanın yenilenmesini; kanunda sınırlı şekilde sayılan yargılamanın yenilenmesi nedenlerinin en az birisine dayalı olarak kesinleşmiş bir hükümde adli hata bulunduğu iddiasıyla kural olarak hükmü veren mahkemeye başvurulmasıyla başlayan, hükmü veren hakimin katılımı olmaksızın, mahkemece başvurunun şekil ve esas açısından kabulüne karar verilmesi halinde devam edilerek hükme konu sanık ve fiil hakkında yeniden kovuşturma yapılmasına imkan sağlayan, olağanüstü bir kanun yolu olarak tanımlamak mümkündür.
‘Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulması’na ilişkin yenileme nedeni CMK’nun 311. maddesinin 1 fıkrasının (e) bendinde; ‘Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa’ şeklinde düzenlenmiştir. Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için ‘yeni’ olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın ‘yeni’ olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da ‘yeni’ sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de ‘yeni’ sayılmaktadır. Mahkemece bilinmeyen, incelenmeyen, yargılama konusu yapılmayan ve bu nedenle değerlendirilmeyen deliller ‘yeni delil veya olay’ kapsamındadır. Yenilik açısından önemli olan delil vasfına sahip olacak biçimde içerikteki yeniliktir. Bu nedenle hükümlünün bildiği veya bilmesi gereken bir olay veya delil, mahkemece bilinmiyorsa veya öğrenilmekle birlikte değerlendirilmemişse yargılamanın yenilenmesi nedeni olabilecektir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; 5271 sayılı CMK’nın 311/1-e maddesine göre, ‘yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa’ yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, her ne kadar tanık … kovuşturma evresinde 19.11.2019 tarihli oturumda sanığın olay günü müştekiye yönelik söylemlerini duyduğu ve müştekiye yönelik bir takım eylemleri olduğunu gördüğü şeklinde beyanda bulunmuş ise de, … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.11.2019 tarihli kararının … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 21.02.2020 günlü istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hükümle kesinleşmesini takiben, tanık Ahsen’in mahkemeye sunduğu dilekçelerinde kovuşturma evresindeki beyanlarından döndüğü, sanığın gerek müştekiye gerekse kendilerine yönelik yanlış bir hareketini görmediğini ve müşteki istediği için sanık aleyhinde beyanda bulunduğunu bildirdiği, yine … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 21.02.2020 tarihli kararı sonrasında, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde beyanına başvurulmayıp, olay kapsamında bilgi sahibi olan …’in dilekçesinde özetle, … İlçe … Müdürlüğünde hizmetli olarak çalıştığını, müştekinin staj yaptığı süre zarfında lakayt davranışları nedeniyle sanığın bir çok kez uyarması üzerine müştekinin yetkili konumundaki sanık hakkında ‘bana taktı, stajımı yakıp başıma … açacak, ama ben onun başına bir çorap öreyim onu yakayım da görsün’ şeklinde konuştuğunu, söz konusu konuşma üzerinden bir süre geçtikten sonra müştekinin kendisini arayıp, planını uyguladığını ve staj müdürlüğüne giderek …Ocaklı’nın kendisine sarkıntılıkta bulunduğuna dair şikayetçi olduğunu beyan ettiği anlaşılmakla, yargılamanın yenilenmesi talebi olarak ileri sürülen delillerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 318 ile 321. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadıklarının tespiti bakımından kabule değer görülüp, toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirilip mahkemece gerekçelendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle, … 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.08.2020 tarihli ve 2020/709 değişik … sayılı kararını inceleyen Yüksek Dairece kanun yararına bozma talebinin kabul edilmesi gerektiği,” görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı CMK’nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 04.03.2021 tarih ve 7-1811 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire İle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığına ilişkin verilen karara karşı yapılan itirazın reddine karar verilmesinin isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
Sanık hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığınca mağdure ve tanık …’in alınan beyanları ile sanığın savunmasına yer verilerek 16.01.2019 tarihli ve 97-96 sayılı iddianamenin düzenlendiği,
… 1. Asliye Ceza Mahkemesince 07.05.2019 tarihinde yapılan duruşmada mağdurenin beyanının alındığı ve sanığın sorgusunun yapıldığı, 09.07.2019 tarihinde yapılan duruşmada tanıklar ve … …’in dinlendikleri, bir sonraki celse …’in ve …in tanık olarak ifadelerine başvurulması amacıyla ara karar kurulduğu, 19.11.2019 tarihinde yapılan duruşmada tanıklar … ve …’ın beyanlarının alındığı, 25.11.2019 tarihinde yapılan duruşmada sanığın sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı ve cinsel taciz suçlarından mahkûmiyetine karar verildiği, gerekçeli kararda; sanık savunması, tanıklar … …, … ve …’in beyanlarının değerlendirildiği, gerekçe kısmında;
“…Sanık savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de; savunmasını somut olaya şahitlik eden tanıklara değil, müştekinin ahlakı ve yaşantısı yönünde beyanda bulunacak sanıklara dayandırdığı, katılan ile aralarında husumet olduğundan bahisle üzerine bu suçlamaların atıldığının savunulduğu, bunlara karşılık katılanın olay tarihi itibariyle 18 yaşını tamamlamış olması, kendisini rahatlıkla ifade edebilecek durumda olduğu, katılanın anlatımlarının çelişkiye mahal vermediği, iftira atılmasına mümkün olmayacak kadar ayrıntılı anlatımların mevcut olduğu, sanığın bizzat katılana verdiği staj notunun yüksek olmasından bahisle aralarında husumet bulunmadığının desteklendiği, dinlenen katılan tanığı Ahsen’in şikayete sebebiyet veren son olayın hemen ardından katılanın korkmuş vaziyette göründüğünü ifade ettiği ve beyanlarının katılan ile sanık arasında yaşananlara kuvvetli delil oluşturduğu, yine tanığın sanık tarafından katılana yönelik söylenen “rujun çok tahrik edici, senin fındığını yerim, önce öp sonra imza atarsın, önce öp, dur güzelmiş bir bakayım, sütyenine bakayım güzel mi” şeklindeki sözlerine tanıklık ettiği, ayrıca savunma dilekçesinde yer verilen ‘kurum çalışanı M….Ocaklı’nın sert, otoriter ve disiplinli olması nedeniyle stajyer sorumlusu olarak görevlendirildiğini,satajyerleri gerek mesai disiplini,gerek kurum içi davranışlar açısından bir çok kere sert bir şekilde uyardığı, hatta bu durumun devam etmesi durumunda ailelerine durumun bildirileceğini söylediği’ beyanları ile de suçun niteliği itibariyle katılanın zincirleme şeklinde devam eden eylemlere şikayet tarihine kadar sessiz kalmasının bu sebeple açıklanabileceği…” şeklinde değerlendirmeye yer verildiği,
… Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 21.02.2020 tarihli ve 296-487 sayılı kararı ile;
“…Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı anlaşıldığından,
İstinaf başvurusunda bulunanların ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmemiş olmakla, CMK’nın 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine,” karar verildiği,
25.02.2020 havale tarihli, tanık … tarafından … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine hitaben el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış dilekçenin ilgili bölümlerinde; “İkinci dönem başladıktan kısa bir süre sonra…abla bundan sonra giriş çıkış imzalarımızı …Bey takip edecek dedi. (Satır arasına el yazısıyla eklenmiş biçimde ‘Resmi yazışmaları…hanım yapıcaktı. Asıl sorumlumuz…hanımdı.’ içeriğinde bir ibare bulunmaktadır.) Sebebini sorduğumuzda ilçe müdürünü öyle söylediğini belirtti. Bizde …Beyin odasına sadece imzalarımızı atmaya gidiyorduk. Biz stajyerlerin bulunduğumuz oda …beyin yan odasıydı. …bey bir gün bizim odaya gelmişti. … ile fındık yiyip gazoz içiyorduk. Kendisine de ikram ettik. (Satır arasına el yazısıyla eklenmiş biçimde ‘Masamızda çeşitli kuruyemiş vardı. …Bey de birkaç tane fındığınızdan alayım diyip çıktı.’ içeriğinde bir ibare bulunmaktadır.) …beyde fındıklardan alıp odadan çıktı. Başka bir muhabbet geçmedi. Olayın yaşandığının iddia edildiği gün … izin almak için …Beyin odasında gitmişti. Odada olduğu süreç içerisinde ben yan odadaydım hiçbir bağırış ve ses duymadım. Gözümle hiçbir yanlış harekete şahit olmadım. …Beyin çalıştığımız süre boyunca bana karşıda yanlış bir hareketi bulunmamıştır. …Beyin bu davadan ceza aldığını duyunca üzüldüm. Olayların buraya geleceğini düşünemedim. Benimde psikolojim böyle bir durumun içinde yer aldığım için etkilenmiştir. Bu durumdan dolayı bu dilekçeyi yazıyorum. Dilekçeyi kendi isteğimle yazmış bulunmaktayım.” şeklinde içerik bulunduğu,
20.04.2020 havale tarihli, tanık … tarafından yazılan dilekçede; “Birinci dönem stajımızı çok rahat yaptık….abla bize çok karışmıyordu. Kendisi süt izni kullanıyordu….abla saat I6:00’da çıkınca bizde çıkıyorduk. Mesai saatleri çok sorun olmuyordu. Bizim oturduğumuz oda …abinin oturduğu odanın bitişiğindeydi İkinci dönem…abla giriş- çıkışta imzaladığımız imza defterini …ahiye vermiş. Bize de Müdür beyin talimatı ile imzalarımızı …abinin yanında atacağımızı söyledi. …abi sinirli biriydi. Bize bundan böyle sabah 8:30 da gelip Akşam 17:30 da çıkacaksınız stajınızı doğru dürüst yapın diye İlk günden uyarmaya başladı. Bize en ufak bir şeyde kızıyordu. Bir keresinde bizim odaya geldi. Bizde o sırada… ile kuruyemiş yiyip gazoz içiyorduk. Ona da kuruyemiş ikram ettik. O da fındık severim deyip fındıklardan biraz alıp çıktı. Başkaca bir muhabbet olmadı. Bir gün …abi bize laubalilik yapmayın sık sık İzin istiyorsunuz, rapor getiriyorsunuz stajınızı doğru dürüst yapın diye kızdı….’nun dayısı ve annesini tanıyordu. Ona çok kızdı Laubalilik yapıyor ve sık sık izin alıyor diye kızdı. Annesine ve dayısına söylerim demişti…. ailesine bir şey der diye çok korkuyordu.
Bir gün… izin almak için …abinin yanına gitti. Geldiğinde ağlamaklı bir şekildeydi, ne oldu diye sorduğumda …abinin odanın kapısını kilitleyip onu duvara yapıştırıp mahkemede söylediği şeyleri ona yaptığını söyledi. Bende ona ‘manyakmısın kanka’ ben adamın hiç yanlışını görmedim dedim. Söylediklerine inanmadım ama inanmış gibi görünüp oralı olmadım…. Okul Müdürlüğüne staj yerinin değişmesi için söyleyeceğim dedi. Benim bu aşamada farklı bir şey söylemem söz konusu olmadı. Yani ben…ya karşı bir ters hareketini görmedim. Böyle bir şey olsa bağırırdı, üstü başı dağınık olurdu. Böyle bir durum yoktu. Ben Emniyetteki ifade de söyledim. …abinin bana karşı hiçbir yanlış hareketi olmadı. Bu işlerde karışmak istemediğimi belirtmiştim. Ancak… istediği için ifade verdim. Mahkemeden sonra …abinin bu kadar ceza aldığını duyunca çok rahatsız oldum. Geceleri aklıma geldikçe uyuyamaz oldum psikolojim olumsuz etkilenmeye başladı. Daha önce …’daki Mahkemeye verdiğim dilekçede olduğu gibi sizlere bu doğruyu açıklama kararı aldım ve bu dilekçeyi yazıyorum. …abinin bizim geleceğimizi düşünüp disiplin etmeye yönelik gayretinden başka bir şey olmamıştır. Cinsel içerikli söz ve davranıştan olsaydı… onun odasına yalnız girmezdi …abi…’ya gerçekten saldırıda bulunsaydı, oda bağırsaydı odalar bitişik ses duyulurdu. Bağırmak bir tarafa yüksek sesli konuşmalar bile koridorda duyuluyor. Böyle bir bağırma olsaydı herkes oraya koşardı. Ayrıca Kaymakamlığın girişinde 2 tane polis sürekli nöbet tutuyordu. Daire zemin katta odaların pencereleri yola bakıyordu. Sürekli insanlar önünden geçiyordu.
Sonuç olarak ben böyle bir olaya şahit olmadım. bence … bir anlık panik ve kızgınlıkta böyle bir suçlamada bulundu ve işin bu boyuta ulaşacağını tahmin etmedi. Gerçeklerin saklanmasına vicdanım el vermedi. Bu dilekçeyi kendi isteğimle yazdım ve mahkemeye verdim.” şeklinde içerik bulunduğu,
Kolluk görevlilerince düzenlenen 19.07.2018 tarihli tutanakta; …’in bir hafta önce evrakta sahtecilik suçundan tutuklandığının belirtildiği,
08.06.2020 havale tarihli, … tarafından yazılan dilekçede; “Ben 21 yıldan beri … İlçe … Müdürlüğü’nde hizmetli olarak görev yapıyorum 2017 2018 Öğretim yılında staj yapmak üzere iki bayan bir erkek öğrenci geldi. Müdürümüz stajyerlere oturmaları için boş bir oda gösterdi. Bende boş kalınca onların odasına gidip oturup sohbet edip zaman zaman da dış görevlere çıkıyorduk. Bu sırada stajyerlerle de samimiyetimiz git gide ilerledi. Tarihi tam olarak hatırlamıyorum ama 2018 yılının şubat ayının sonlarına doğruydu galiba, akşam mesaiden sonra bira içmeye gidecektik. Başka kurumda çalışan arabası olan bir erkek arkadaşı gelecekti vaktin geçmesini ve havanın kararması için mesai bittikten sonra arka bahçede yaklaşık 1-1,5 saat…yla bekledik. Tam arka bahçe kapısından koridora girdiğimizde mesai sonu olduğu için ışıkların çoğu sönüktü. İlçe Müdürü … Beyin odasının kapısı açıldı ve içerden Dr. … bey ve …bey çıktı. Bize bu saatte ne arıyorsunuz diye sordular ben bir şey unuttum dedim…. da internet, paketim bitti kurumun wifı sinin çekeceği yere gidiyorum ki arkadaşıma whatsap mesajı atacağım diyerek geçiştirdik.
Ertesi gün …bey beni odasına çağırdı ve ‘bana utanmıyor musun stajyerlerle akşama kadar odada kakara kikiri arka bahçede laubali davranışlarınız yetmez gibi birde mesai dışında yasak olduğunu bildiğin halde kurum içinde saklanıyorsunuz. Ohal dönemindeyiz mesai sonunda kurumda bulunmanın amirin iznine bağlı olduğunu bilmiyor musun’ diyip bana bir hayli bozuk attı. Stajyerlerin odası …beyin hemen odasının bitişiğinde olduğundan içerdeki konuşma ve gülüşme seslerimizi …bey duyuyormuş. Stajyer… stajı çok önemsemeyen, bir an önce bitsin de nasıl biterse bitsin deyip işi ciddiye almıyordu. Bunun lakayıt tavırları, umursamazlığı herkesin dikkatini çekiyordu. Defalarca kızıp ikaz etmesine rağmen dayısının arkadaşı diye …beyi ciddiye almıyordu. En son çağırıp hareketlerine dikkat etmezse stajının yanması için İlçe … Müdürüne söyleyeceğim demiş. O gün… çok korkmuştu stajı yanarsa Sınıfta kalacaktı. Özel okulda okuduğu için birde okul parası eklenecekti, bu yüzden çok korkmuştu. Kafasının bozuk olduğu akşam gidip bira içelim mi dedi bende tamam dedim. Mezarlığın üstündeki barajın arkasında ormanlık alana gittik. İçerken biryandan da …beye kızıyordu ‘o orospu çocuğu bana taktı stajımı yalap başıma … açacak ama ben onun başına bir çorap öreyim onu yakayım da görsün’ dedi. …beye iftira atacağını anlayınca ‘kızım manyak mısın dairede onu sevmeyen yok hiç kimseyi inandıramazsın basma dert açarsın’ dedim. Sonra biralarımızı bitirdikten sonra çakır kafa ayrılıp gittik. Stajyerler …, perşembe, … günleri geliyordu. Tarihini tam hatırlamıyorum. Bir pazartesi günü öğleden sonra şoför Uğur abi ile İzmit’ten dönerken beni aradı. Planını uyguladığını. Okula ve … müdürlüğüne gidip …beyin cinsel sarkıntılıkta bulunduğunu ve staj yerinin değiştirilmesini istemiş. Onlarda buna inanıp nerde staj yapmak istediğini sormuşlar… da bana Körfezde en rahat nerde staj yaparım diye sordu. Ben de ASM’ler rahattır dedim. O hafta … günü … Devlet Hastanesinde staja başladıklarını duvdum. Bizim kurumda sadece … isimli stajyer kalmıştı….’nun bu hareketlerinden gözüm korktu. Benimde başıma çorap örer diye görüşmelerimi kestim. …beyde konuyu herhalde duyulmasın diye gizli tuttuğu için ben gelişmelerden haberdar olmadım. Başkalarından …beyin bir iftiradan dolayı uzun bir hapis cezası aldığım duyunca şaşırıp kaldım. Bana çok kızıp bağırdığı için ona çok kızgındım…. ile görünce bana çok ağır laflar kullanmıştı. Gerçekleri zamanında gidip …beye veya Dr. … beye söylemediğim için çok pişmanım. Adama vicdanım sızladığı için size bu dilekçeyi yazmaya karar verdim. Hakim bey gerekirse beni çağırın ifademi alın böyle bir olay kesinlikle olmamıştır. …bey böyle birisi değil. Dairede bayanların birisine böyle bir şey değil kötü bir laf söylediği bile duyulmamıştır. Böyle bir şey yapması kesinlikle mümkün değildir….’dan iyi ki uzaklaşmışım. Beni Allah kurtarmış.” şeklinde içerik bulunduğu,
Bölge Adliye Mahkemesinin kararından sonra sanık müdafisinin talepleri ve ilgili mercilerin kararlarının safahatı;
26.02.2020 havale tarihli … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere … 1. Asliye Ceza Mahkemesine sanık tarafından sunulan dilekçede; sanığın, aleyhine verilen hükmün Başsavcılıkça itiraz yoluna gidilerek kaldırılmasını talep ettiği,
03.03.2020 tarihli … Cumhuriyet Başsavcılığının … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderdiği yazıda; sanığın talep dilekçesinde belirttiği hususların istinaf incelemesi sırasında Dairece değerlendirildiği, itiraz edilen kararda usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığı, CMK’nın 308/A maddesi uyarınca karara itiraz edilmesini gerektirir maddi ve hukuki bir sebep bulunmadığından itiraz yoluna gidilmediğinin belirtildiği,
21.05.2020 havale tarihli dilekçede; sanık müdafisinin tanık Ahsen … Şahin’in vermiş olduğu dilekçe nedeniyle infazın durdurulması, yargılamanın yenilenmesi, mahkûmiyet kararının kaldırılarak beraat kararı verilmesi talebinde bulunduğu,
… 1. Asliye Ceza Mahkemesince 21.05.2020 tarih ve 91-696 sayı ile; “Yargılamanın yenilenmesi talep olunan somut olayda; Mahkememiz 25/11/2019 tarihli ilamı ile sanığın mahkumiyetine karar verildiği, sanık müdafiinin istinaf başvurusunda bulunduğu, dosyanın henüz istinaf incelemesinde olduğu anlaşıldığından, kesinleşmeyen ceza dava dosyası hakkındaki talebin yargılamanın yenilenmesinin kabule değer olamayacağı anlaşılmakla, mahkememizce yapılan değerlendirme neticesinde CMK’nın 311. maddesindeki şartlar oluşmadığından CMK madde 319 uyarınca yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine,” karar verildiği,
19.06.2020 havale tarihli dilekçede; sanık müdafisinin … 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 21.05.2020 tarihli ve 91-696 sayılı kararına “… Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf talebimizi, 21.02.2020 tarihinde reddetmiştir. Böylece usulen Mahkeme kararı, 21.02.2020 tarihinde kesinleşmiştir. Bütün bu sebeplerle, gerekçeli yeniden yargılama dilekçemizi tekrar ederek, usule ve esasa aykırı bu karar itiraz edilmesi zorunluluğu doğmuştur.” gerekçesiyle itiraz ettiği,
19.06.2020 havale tarihli dilekçede; sanık müdafisinin infazın durdurulması, yargılamanın yenilenmesi, mahkûmiyet kararının kaldırılarak beraat kararı verilmesi talebinde bulunduğu,
… 1. Asliye Ceza Mahkemesince 19.06.2020 tarih ve 91-696 sayı ile;
“…Yargılanmanın yenilenmesi sebebi olarak gösterilen ve yeni delil niteliğindeki tanıklar … ve …’in beyanlarının sanığı doğrular nitelikte olduğu iddia edilse de, tanıkların beyanlarının somut olayın oluşuna ilişkin olmayıp, maddi gerçeğin aydınlatılmasına ışıl tutacak nitelikte olmadığı, tanıklardan …’in Mahkememiz duruşmasında yeminli olarak dinlendiği, bu tanık için ayrıca derdest veya sonuçlanmış yalan tanıklık suçuna ilişkin soruşturma ve kovuşturmanın bulunmadığının anlaşıldığı, tanıkların katılanın husumet beslediği yönündeki beyanlarına ilişkin Mahkememiz yargılamasında taraflar arasında staj ilişkisinden kaynaklı husumet bulunmadığının tartışıldığı ve Mahkememiz ilamının onandığı, dosyaya karar verildikten sonra eklenen tanık ifadelerinin hayatın olağan akışına uygun beyanlar olarak kabul edilemeyeceği, savunmayı kuvvetlendiren delillerin bulunmadığı, yargılamanın yenilenmesi talebine dayanak yeni delillere göre, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığı anlaşılmıştır.” şeklindeki gerekçeyle talebin reddine karar verildiği,
24.06.2020 havale tarihli dilekçede; sanık müdafisinin infazın durdurulması, yargılamanın yenilenmesi, mahkûmiyet kararının kaldırılarak beraat kararı verilmesi talebinde bulunduğu,
… 6. Ağır Ceza Mahkemesince 09.07.2020 tarih ve 648 sayı ile;
“…İlk kararı veren hakimin olayla ilgili kanaatinin oluştuğu, görüşünün ilk hükümle belirginleştiği, yeniden yargılama aşamasında ya da bu aşamaya götürecek talebin kabule değer olup olmadığına dair verilecek kararda, önceki kanaat ve görüşünün etkisi altında kalabileceği, bu sebeple adil yargılanma hakkının bir uzantısı olarak olaya tamamen yabancı, farklı bir hakimin yargılamanın yenilenmesi talebini incelemesi gerektiği belirtilmekle; sanık müdafi tarafından ek karara yapılan itirazın bu gerekçe ile kabulüne, Yargılamanın yenilenmesinin kabul edilip edilmeyeceğine dair hakim görevlendirmesi hususunun ilgili mahkemece … İlk Derece Adli Yargı … Komiyonu Başkanlığı’ndan sorulmasına, dosyanın mahkemesine iadesine,” karar verildiği,
13.07.2020 ve 17.07.2020 havale tarihli dilekçelerde; sanık müdafisinin infazın durdurulması, yargılamanın yenilenmesi, mahkûmiyet kararının kaldırılarak beraat kararı verilmesi talebinde bulunduğu,
… 1. Asliye Ceza Mahkemesince 17.07.2020 tarih ve 91-696 sayı ile;
“Yargılanmanın yenilenmesi sebebi olarak gösterilen ve yeni delil niteliğindeki tanıklar … ve …’in beyanlarının sanığı doğrular nitelikte olduğu iddia edilse de, tanıklardan …’in Mahkememiz duruşmasında yeminli olarak dinlendiği, bu tanık için ayrıca derdest veya sonuçlanmış yalan tanıklık suçuna ilişkin soruşturma ve kovuşturmanın bulunmadığının anlaşıldığı, tanıkların katılanın husumet beslediği yönündeki beyanlarına ilişkin Mahkememiz yargılamasında taraflar arasında staj ilişkisinden kaynaklı husumet bulunmadığının tartışıldığı ve Mahkememiz ilamının onandığı, dosyaya karar verildikten sonra eklenen tanık ifadelerinin hayatın olağan akışına uygun beyanlar olarak kabul edilemeyeceği, savunmayı kuvvetlendiren delillerin bulunmadığı, yargılamanın yenilenmesi talebine dayanak yeni delillere göre, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığı anlaşıldığı,” gerekçesiyle talebin reddine karar verildiği,
23.07.2020 havale tarihli dilekçede; sanık müdafisinin … 1. Asliye Ceza Mahkemesince 17.07.2020 tarihli ve 91-696 sayılı kararına itiraz ederek infazın durdurulması, yargılamanın yenilenmesi, mahkûmiyet kararının kaldırılarak beraat kararı verilmesi talebinde bulunduğu,
… 7. Ağır Ceza Mahkemesince 11.08.2020 tarih ve 709 değişik … sayı ile;
“Sanık … müdafii Av. …’un 23.07.2020 havale tarihli dilekçesinde … 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli ek kararına itiraz ettiği, dilekçesinde dosya tanığı …’in beyanından dönmesi ve …’in sanığı doğrular şekilde beyanda bulunduğu tanıklık dilekçesi vermesi sebebiyle CMK m.311/1-b,e bentleri gereğince yeniden yargılama talep ettiği anlaşılmış olup,
CMK m.311/1-b hükmünde yer alan ‘Yemin verdilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.’ ifadesinden hareketle; her ne kadar tanık Ahsen’in beyanları hükmü etkiler nitelikte ise de tanığın gerçek dışı beyanlarda bulunduğunu gösterir bir delil bulunmadığı, tanık hakkında yalan tanıklık suçundan alınmış bir mahkumiyet kararının bulunmadığı, tanığın verdiği bir dilekçe ile anılan hükmün tatbik edilmesinin mümkün olmadığı,
CMK m.311/1-e hükmünde yer alan ‘Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirilerek sanığın beraatine veya daha az cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkum edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.’ ifadesinden hareketle; dosyaya tanıklık dilekçesi sunan … isimli şahsın beyanlarının, dosyada önceden mevcut delillerle birlikte değerlendirildiğinde dosyaya bir yenilik katmayacağı, dolayısıyla sanık hakkında verilen hükmü etkilemeyeceği kanaatiyle yargılamanın yenilenmesinin yasal şartları oluşmadığından, usul ve yasaya uygun olarak verilen karara yapılan itirazın reddine,” karar verildiği,
Anlaşılmaktadır.
5271 sayılı CMK’nın “Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri” başlıklı 311. maddesi;
“(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür.
a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.
b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.
c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise.
d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise.
e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.
f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.
(2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır.” biçiminde düzenlenmiştir.
5271 sayılı CMK’nın 311. maddesinde hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenlerine yer verilmiş ve bunlar sınırlı biçimde sayılmıştır. Bunun dışındaki nedenlerle hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesinin istenilmesi mümkün değildir.
Kamu düzeninin sağlanması, davaların bir noktada sona ermesi sonucunu, yani kesin hükmü doğurmuştur. Kesin hükümle birlikte artık yargılamaya konu sorun çözülerek, maddi gerçeğe ulaşıldığından kesin hükümle sonuçlanmış bir ihtilaf kural olarak yeniden yargılama konusu yapılamayacaktır. Bununla birlikte bir yargılama faaliyeti sonucu verilen kesin hükümde adli hataların yapılması da mümkündür. Hükmün kesinleşmesinden sonra ortaya çıkan maddi olaylar kesin hükmün maddi gerçeği yansıttığı kabulünü ve kesin hükmün ispatla ilgili temellerini sarsabilecektir. Bu durumda, bir yanda kesin hüküm, diğer yanda ise adli hatanın düzeltilmesi zorunluluğu söz konusu olacaktır. Bu iki değerden birinin tamamen gözardı edilmesi mümkün olmadığından kanun koyucu maddi temelleri sarsılmış kesin hükümden fedakarlık yapmak zorunda kalmış ve bunun şartlarını belirlemiştir. Bu açıdan yargılamanın yenilenmesi kesin hükmün dokunulmazlığının istisnasını oluşturmaktadır. Kesinleşen hükmün, maddi gerçeğe uymadığına ilişkin kanunda belirtilen şartları taşıyan taleplerin değerlendirilmesi ve yapılacak değerlendirme sonucunda şartların oluşması halinde kesinleşen hükmün düzeltilmesi gerekmektedir. İşte bu nedenlerle kanun koyucu bu sorunu çözebilmek için yargılamanın yenilenmesi müessesesinin şartlarını ayrıntılı olarak düzenlemek suretiyle ihdas etmiştir.
Yargılamanın yenilenmesi ancak kesinleşmiş hükümlerde başvurulacak bir yol olup hukuki niteliği itibarıyla CMK’nın sistematiği, düzenleniş şekli ve düzenlendiği yer dikkate alındığında tereddütsüz olağanüstü bir kanun yoludur. Yargılamanın yenilenmesindeki amaç, kanunda istisnai ve sınırlı olarak sayılan hallerin gerçekleşmesi halinde gerçeğin araştırılması, böylece toplum ve sanığın menfaatinin korunması olduğundan, kesin hükme yönelik olarak ileri sürülen ve gerekli şartları taşımayan her türlü yenilenme talebinin dikkate alınması da söz konusu olmayacaktır.
Bu açıklamalar ışığında yargılamanın yenilenmesini; kanunda sınırlı şekilde sayılan yargılamanın yenilenmesi nedenlerinin en az birisine dayalı olarak kesinleşmiş bir hükümde adli hata bulunduğu iddiasıyla kural olarak hükmü veren mahkemeye başvurulmasıyla başlayan, hükmü veren hakimin katılımı olmaksızın, mahkemece başvurunun şekil ve esas açısından kabulüne karar verilmesi hâlinde devam edilerek hükme konu sanık ve fiil hakkında yeniden kovuşturma yapılmasına imkan sağlayan, olağanüstü bir kanun yolu olarak tanımlamak mümkündür.
Yargılamanın yenilenmesi, mutlaka istek üzerine yapılabilecek, davasız yargılama olmaz ilkesinin doğal sonucu olarak mahkemece resen yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilmesi mümkün olmayacaktır. Hükmün infaz edilmiş olması veya hükümlünün ölümü de yargılamanın yenilenmesine engel teşkil etmeyecektir.
Yargılamanın yenilenmesi başvurusu kural olarak herhangi bir süre sınırlamasına tâbi tutulmamış olup, talep hükmü veren mahkemeye yapılmalıdır. Yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması kesinleşen hükmün infazını kendiliğinden etkilemeyecek, ancak mahkemenin infazın geri bırakılmasına ya da durdurulmasına karar vermesi mümkün olabilecektir.
Yargılamanın yenilenebilmesi için hükümde önemli bir adli hatanın yapılmış olması gereklidir. Yargılamanın yenilenmesini gerektiren bu hata, hükümlünün lehine ya da aleyhine olarak yapılmış olabileceğinden hukukumuzda yargılamanın yenilenmesi hem hükümlünün lehine hem de aleyhine olarak başvurulabilecek bir kanun yolu olarak düzenlenmiştir.
Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulması bakımından yargılamanın yenilenmesi nedenlerinden olan “yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulması”nın üzerinde ayrıntılı olarak durulmasında yarar bulunmaktadır.
“Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulması”na ilişkin yenileme nedeni CMK’nın 311. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde;
“Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa” şeklinde düzenlenmiştir.
Delil; ceza muhakemesinin konusu olan olayda maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla kullanılan ispat aracı olup ceza muhakemesi hukukunda “delil serbestisi” ilkesi gereği akılcı ve gerçekçi olmak ve hukuka aykırı bulunmamak şartıyla her beyan, belge veya belirti, delil olarak kabul edilebilecektir.
Olay ise, doğrudan doğruya veya dolayısıyla muhakeme hukuku içinde ispat vasıtası olarak kabul edilen, diğer bir anlatımla doğrudan veya dolaylı olarak ispat aracı olarak kullanılabilecek ve yargılama sonucunu etkileyecek olgulardır.
Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için “yeni” olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın “yeni” olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da “yeni” sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de “yeni” sayılmaktadır.
Daha önceden mahkemeye bildirilen ancak mahkeme tarafından değerlendirilerek inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmayan delil ve olgular “yeni” değildir. Buradaki yenilikten anlaşılması gereken taraf bakımından değil, mahkeme bakımından olay ya da delilin yeni olmasıdır. Mahkemece bilinmeyen, incelenmeyen, yargılama konusu yapılmayan ve bu nedenle değerlendirilmeyen deliller “yeni delil veya olay” kapsamındadır. Yenilik açısından önemli olan delil vasfına sahip olacak biçimde içerikteki yeniliktir. Bu nedenle hükümlünün bildiği veya bilmesi gereken bir olay veya delil, mahkemece bilinmiyorsa veya öğrenilmekle birlikte değerlendirilmemişse yargılamanın yenilenmesi nedeni olabilecektir.
Yeni olay ya da delilin yargılamanın yenilenmesi sebebi olması için aynı zamanda “önemli” de olması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile yeni deliller ve olaylar ortaya konulduklarında tek başlarına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır.
Nitekim Ceza Genel Kurulunun 05.06.1995 tarihli ve 164-190 sayılı kararında; “Yargılanmanın yenilenmesi bakımından yeni delil ve vakıanın varlığından bahsedebilmek için delil ve olayın daha önce mahkemeye sunulmamış, mahkemenin bilgisi dışında kalmış, yalnız başına veya diğer delillerle birlikte sonuca etkili olması gerekmektedir. Bu nitelikleri taşımayan delil veya olaylara ‘yeni delil ve olay’ niteliği yüklenemez”, sonucuna ulaşılmıştır.
Öğretide de; “Muhakemenin yenilenmesi için sebep olarak gösterilen vakıa veya delillerin ‘yeni’ olması şarttır. Hükümlünün bildiği veya bilmesi lâzım geldiği bir vakıa veya delil, mahkemece malûm değil ise, yenilenme sebebi olabilir” (Faruk Erem, Muhakemenin Yenilenmesi Hakkında Genel Bilgiler, AÜHFD, S. 1-4, C.19, …, 1962, s. 25.), “Muhakemenin iadesi sebebi olabilmesi için dermeyan edilen vakıaların veya delillerin yeni olması gerekir. Yeni demek, hüküm tesis olunduğu zaman mahkemece bilinmeyen ve failin kusurluluğunu tesbitte tesir icra edebilen ve ilk hüküm tesisinde hiç nazara alınmamış bulunan hususlardır. Bir vakıa veya delil hüküm tesisi zamanında fail tarafından bilinse, fakat mahkemeye ikâme edilmemiş olsa ve bu sebeple de hükümde değerlendirilmemiş veya hükme tesir etmemiş olsa, bu iadei muhakeme sebebi olabilecektir; zira, bahis konusu olan yenilik fail bakımından değil mahkeme bakımından aranmalıdır” (Ayhan Önder, Ceza Muhakemesi Usulü Hukukunda Yeni Vakalar ve Yeni Deliller Sebebiyle Muhakemenin İadesi, İÜHFM, C. 31, No: 1-4, … 1966, s. 63), “Yargılaşan kararın verildiği tarihte hakimin bilmediği delil veya olay diye tarif edebileceğimiz yeni delil veya olayın yenileme sebebi olabilmesi için yalnız başına veya eskilerle birlikte nazara alındığında hükümlünün beraatini veya daha hafif bir cezayı havi kanun hükmünün, yani sonuç cezanın tayininde kullanılması takdire bırakılmayıp, kanun gereği olan normların uygulanması ile mahkum olmasını gerektirecek nitelikte olması gerekir” (Nurullah Kunter-Feridun Yenisey-… Nuhoğlu, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi, 18. Bası, …, 2010, s. 1493), “Hükmü veren mahkemeye bildirilmediği için hüküm kurulurken dikkate alınmamış her türlü olgu ve deliller yeni sayılır. Daha önceden mahkemeye bildirilen, ancak mahkemece inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmayan delil veya olgular yeni sayılmaz” (… Centel-Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, 10. Bası, …, 2013, s. 793),
Yargılamanın yenilenmesi talebini alan mahkemenin takip edeceği usul ve vereceği kararlar, 5271 sayılı CMK’da şu şekilde gösterilmiştir:
Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, duruşma yapmaksızın istemin kabule değer olup olmadığına karar verir (Madde 318/1-3).
Yargılamanın yenilenmesi istemi, kanunda belirlenen şekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek yasal hiçbir neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış ise, bu istem kabule değer görülmeyerek reddedilir (Madde 319/1).
Aksi hâlde yargılamanın yenilenmesi istemi, bir diyeceği varsa yedi gün içinde bildirmek üzere Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafa tebliğ olunur (Madde 319/2).
Mahkeme, yargılamanın yenilenmesi istemini yerinde bulursa delillerin toplanması için bir naip hâkimi veya istinabe olunan mahkemeyi görevlendirebileceği gibi; kendisi de bu hususları yerine getirebilir (Madde 320/1). Delillerin toplanması bittikten sonra Cumhuriyet savcısı ve hakkında hüküm kurulmuş olan kişiden yedi günlük süre içinde görüş ve düşüncelerini bildirmeleri istenir. (Madde 320/3)
Yargılamanın yenilenmesi isteminde ileri sürülen iddialar, yeterli derecede doğrulanmaz veya 311’inci maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 314’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı hâllerde işin durumuna göre bunların önce verilmiş olan hükme hiçbir etkisi olmadığı anlaşılırsa, yargılamanın yenilenmesi istemi esassız olması nedeniyle duruşma yapılmaksızın reddedilir (Madde 321/1).
Aksi hâlde mahkeme, yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar verir (Madde 321/2).
Yeniden yapılacak duruşma sonucunda mahkeme, önceki hükmü onaylar veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm verir (Madde 323/1).
Bu yasal düzenlemelere göre, yargılamanın yenilenmesi talebini alan mahkemenin öncelikle davanın kabule değer olup olmadığını duruşmasız olarak incelemesi, kabule değer bulmazsa reddetmesi (Madde 319/1), kabule şayan bulursa dayanılan delilleri toplaması, tarafların görüşlerini de alarak ya, yargılamanın yenilenmesi istemini esassız olması nedeniyle duruşma yapılmaksızın reddetmesi (Madde 321/1), ya da yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar vermesi (Madde 321/2) gerekir. Yargılamanın yenilenmesine karar vermişse bu kez serbestlik kuralı gereğince yeni bir yargılama yapacak, toplanan delilleri mevcut delillerle birlikte tartışıp değerlendirerek maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacak ve sonuçta, önceki hükmü onaylayacak veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm verecektir (Madde 323/1).
Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Sanık hakkında düzenlenen iddianame neticesinde Yerel Mahkemece sanığın mağdureye yönelik sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan TCK’nın 102/1-2.cümle, 102/3-b, 43/1 ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis; cinsel taciz suçundan TCK’nın 105/1-1.cümle, 105/2-a-b-c, 43/1 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis; cezaları ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükümlerin sanık müdafisi, sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçu yönünden ise Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleştiği, sanık müdafisinin infazın durdurulması, yargılamanın yenilenmesi, mahkûmiyet kararının kaldırılarak beraat kararı verilmesi talebinde bulunduğu, … 1. Asliye Ceza Mahkemesince yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verildiği, söz konusu karara yapılan itiraz üzerine itiraz merciince itirazın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince suçun sübutuna esas alınan deliller mağdur beyanı ile tanık …’in yeminli anlatımıdır. Ancak hüküm kesinleştikten sonra tanık Ahsen …’un 25.02.2020 ve 20.04.2020 tarihlerinde mahkemeye sunmuş olduğu dilekçelerde olayın oluşuna ilişkin farklı bir anlatımda bulunduğu görülmektedir. Yalan tanıklık suçu tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak beyanda bulunmakla oluşacağı gözetilerek tanığın mahkemeye çağrılarak tanıklığın hukuki ve cezai sorumluluğu hatırlatıldıktan sonra yeminli olarak beyanına başvurulması, önceki beyanından esaslı noktalarda farklı anlatımda bulunması halinde bu beyanın suçun sübutunu etkileyip etkilemeyeceği değerlendirilmelidir. Diğer taraftan hakkında yalan tanıklık suçundan suç duyurusunda bulunulduğuna göre yargısal sürecin sonucunun da beklenmesi gereklidir. Ayrıca, daha önce beyanına başvurulmayan …’in 08.06.2020 havale tarihli dilekçesinde olayın esasını etkileyecek şekilde beyanda bulunduğu gözetilerek duruşmaya çağrılıp yeminli olarak ifadesine başvurularak yeni delil niteliğinde olup olmadığı değerlendirilmek suretiyle dosya kapsamındaki delillerle birlikte toplanan bu deliller hükümlü hakkında verilen mahkumiyet hükmünü etkileyip etkilemediği değerlendirilmek yerine yeniden yargılama talebinin esassız olduğu gerekçesiyle reddine karar verilerek CMK’nın 318. ve müteakip maddelere muhalefet edilmesi yasaya aykırı olup haklı nedene dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan dokuz Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Özel Daire ret kararının KALDIRILMASINA,
3- … 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.08.2020 tarihli, 2020/709 değişik … sayılı kararının, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığına ilişkin verilen karara karşı yapılan itiraz üzerine mercisince, yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olduğuna karar verilip delillerin toplanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden CMK’nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine,
4- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabul edilerek, Özel Daire ret kararının kaldırılıp … 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.08.2020 tarihli, 2020/709 değişik … sayılı kararının bozulması nedeniyle, sanık hakkındaki cezanın infazına başlanmış ise İNFAZIN DURDURULMASINA, sanığın bu suçtan cezaevine alınmış olması ihtimali bulunduğundan, başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü değilse DERHAL SERBEST BIRAKILMASI için YAZI YAZILMASINA,
5- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 09.09.2021 tarihinde yapılan birinci müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 04.11.2021 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.