YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1846
KARAR NO : 2012/5435
KARAR TARİHİ : 14.05.2012
Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan sanık …’in yapılan yargılaması sonunda; beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetine dair Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 26.05.2011 gün ve 2010/221 Esas, 2011/125 Karar sayılı re’sen de temyize tâbi hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Savcılıktaki ifadesinde “farklı zamanlarda vücudumun her tarafını okşayıp beni öptü ve hem önden hem de arkadan ilişkiye girdi” şeklinde beyanda bulunan mağdurenin, kovuşturma aşamasında verdiği üç ayrı ifadesinde olayları tamamen inkar etmeksizin “birden fazla kez vücudumu okşayıp beni öptü ancak ilişkiye girmedi” şeklinde cinsel ilişki yönüyle çelişkili beyanları ve doktor raporları dikkate alındığında, eylemin, organ sokmak suretiyle gerçekleştirildiği hususunun kuşkulu kaldığı ve sanığın eyleminin çocuğun basit cinsel istismarı suçu olarak nitelendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 20.11.2007 gün ve 2007/5-142 Esas, 2007/240 sayılı Kararında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanunun 61. maddedeki sıralamaya göre, 43. maddenin 103/6. maddeden sonra uygulanması gerektiği, ancak sanığın zincirleme biçimde kasten işlediği nitelikli cinsel istismar suçlarının neticesi sonucu gerçekleşen ve sorumluluğu için en az taksir derecesinde bir kusurunun bulunması gereken TCK.nın 103. maddesinin 6. fıkrasındaki suçun ağırlaşmış halinin teselsül edemeyeceği, zincirleme biçimde gerçekleşen eylemlerin 103/6. maddeden öncekiler olması nedeniyle, TCK.nın 43. maddesi uyarınca yapılacak artırımın 103/6. ile tayin edilen ceza üzerinden değil, bu maddenin tatbikinden önce bulunan ceza miktarı üzerinden hesaplanıp bulunacak miktarıın 103/6. maddeyle belirlenen cezaya eklenmesi ile sonuç cezanın tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, re’sen de temyize tâbi hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.