YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8745
KARAR NO : 2021/16742
KARAR TARİHİ : 28.12.2021
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi
İş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığı iddiası nedeniyle sigortalının maddi ve manevi zararlarının tazmini davasının yapılan yargılaması sonunda; ilk derece mahkemesince ilâmda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen karar karşı davacı ve davalılardan … Ticaret A.Ş., … ve … vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince davalıların istinaf başvurularının esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında kısmen kabul ve redde ilişkin karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı ve davalılardan … ve … vekilleri tarafından süresi içerisinde temyiz edildiği, davalı … Tic. A.Ş. vekili tarafından da duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 29/06/2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı … Tic. A.Ş. adına Av. Volkan Öztepe ile davacı adına Av. … geldiler. Diğer davalılar adlarına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosyanın maheline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Eksiklik ikmal edidikten sonra Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
I- İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 17.07.2008 tarihinde davalı şirkete ait işyerinde kasiyer olarak çalıştığını, davacının olay günü işyerinde uygunsuz vaziyette bulunduğu iddiasıyla iş aktinin feshedildiği, ancak bu iddia ile ilgili olarak davalı gerçek kişiler hakkında ceza mahkemesinde yargılama yapılıp ilgililerin hüküm giydiğini, bu olay nedeniyle müvekkilinin iş göremez hale geldiğinden bahisle 10.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Islah dilekçesiyle davacı vekili müvekkilinin maddi tazminat istemini 1.177.021,46 TL’ye artırmıştır.
II- CEVAP:
Davalı … Tic. A.Ş. vekili; davacı tarafından iddia edilenin aksine müvekkili şirket çalışanlarının davacıya belirtilen şekilde davranışlarda bulunmadığını, müvekkili şirketin davacının yeni iş başvurularına ilişkin referans niteliğinde beyan ve görüşler sunmadığını, davacının mağduriyetinin oluştuğu iddialarının gerçekle örtüşmediğini, olay tarihinde diğer davalı …’in müvekkili şirkete ait Alaybey mağazasında ilk iş günü olduğunu, ilk iş gününde işyerine tıraşsız geldiğinin bu nedenle … tarafından uyarılması üzerine aralarında husumet oluştuğunun iddia edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı nitelikte olduğunu, davacının sözlü savunmasını aldıklarını ve şirket içi disiplin prosedürünü uygulayacaklarını bildirdiklerini, davacıya zorla istifa imzalatılmasının söz konusu olmadığını, davacıya ait istifa dilekçesinin kendi el yazısıyla yazıldığını, davacı tarafından başlatılan ceza yargılamasında her ne kadar diğer davalılar hakkında kesinleşmiş bir adli para cezası kararı mevcut olsa da davaya konu olayın hukuk yargılaması çerçevesinde değerlendirilmesi sonucu ne müvekkili şirket ne de diğer davalılar tarafından herhangi bir tazminata hükmedilemeyeceğini ceza davasının kararının bağlayıcılığı olmadığını, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin de fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı …;davacının, dava dilekçesinde belirttiği gibi tazminat konusu olacak herhangi bir eylem bulunmadığı gibi tazminat konusu alacak herhangi bir eylem bulunmadığı tanıkların ifadesinde duyum ve dedikodudan ibaret olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalılar … ve … vekili cevap dilekçesinde; davacının sözlü savunmasını aldıklarını ve şirket içi disiplin prosedürünü uygulayacaklarını bildirdiklerini, davacıya zorla istifa imzalatılmasının söz konusu olmadığını, davacıya ait istifa dilekçesinin kendi el yazısıyla yazıldığını, müvekkillerinin davacıyı tehdit etmesinin söz konusu olmadığını, ceza davasının kesinleştiğini, davacının talep ettiği manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III- MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Davanın açıldığı …. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.06.2017 tarih ve 2011/77 E – 2017/355 K sayılı ilamıyla mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın talep halinde … İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, bu kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 27.12.2017 tarih ve 2017/1974 E- 2017/2320 K sayılı ilamıyla istinaf talebinin reddedildiği davacının süresi içerisinde gönderme dilekçesiyle dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
… 3 İş Mahkemesince “Davacının maruz kaldığı ithamın iş kazası kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı, müdürüyle öpüşme ithamına maruz kalmıştır. Bu itham üzerine de baskı ile istifası alınarak, işten çıkarıldığı iddia edilmektedir. Bu şekildeki olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. Davacının, müdürüyle öpüştüğüne ilişkin itham, davacı açısından Borçlar Kanunu anlamında bir haksız fiildir.
İş kazasının tanımı, 5510 sayılı kanunda yapılmamıştır. Bu kanunda sadece nelerin iş kazası sayılabileceği düzenlenmiştir (5510 sayılı kanun md. 13). Kaza kelimesi sözlük anlamına göre “bir irade sonucu olmaksızın veya umulmayan bir hal dolayısıyla bir kimsenin veya bir şeyin zarara uğramasıdır”. Genel anlamda kaza ise “kasıt söz konusu olmaksızın meydana gelen, beklenmedik ve sonucu arzu edilmeyen bir olayı belirtmektedir”. Özetle kazadan bahsedebilmek için aniden, istenilmeyen bir olayın gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu kapsamda haksız itham (davacının, müdürüyle öpüştüğü) kaza olarak kabul edilmemektedir. Dolayısıyla olayın sadece işyerinde gerçekleşmesi, haksız ithamı iş kazası olarak nitelendirmek için yeterli değildir.
Somut olay, iş kazası olarak nitelendirilemeyeceğine göre iş bu davada 5510 sayılı kanunun uygulanması ve bu kanun uyarınca davacının maddi zararının tespiti mümkün değildir. Ayrıca İş Kanunu kapsamındaki maddi tazminat talepleri de özel olarak düzenlenmiştir. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı, yıllık izin ücreti alacağı, fazla mesai ücreti alacağı gibi. Bu kapsamda usulüne uygun olarak açılmış bir maddi tazminat davası bulunmamaktadır.
İş Kanunu kapsamında manevi tazminat ise özel olarak düzenlenmediğinden, genel düzenleme olan Borçlar Kanununun manevi tazminata ilişkin hükümleri uygulanmaktadır. Davacının müdürüyle öpüştüğü iddiası ve baskı ile istifasının alınması, ceza mahkemesince davacıya yönelik hakaret ve tehdit olarak nitelendirilmiştir. Bu kapsamda da sanıklar cezalandırılmıştır.Borçlar Kanunun 58.maddesi uyarınca “kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir”. Dolayısıyla davacının uğradığı haksız itham neticesinde oluşan manevi zararının giderilmesi gerekmiştir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir. Hakim bu takdir hakkını kullanırken ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olayın tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır.
Bu ilkeler ışığında, kusur durumu, olayın oluşu tarafların ekonomik ve sosyal durumu, paranın satın alma gücü dikkate alınarak davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüyle davacı için 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
Manevi tazminat alacağından hangi davalıların sorumlu olduğu da uyuşmazlık konusudur. Davalı Kipa, Migros ile birleşmiş ve tüzel kişiliği sona ermiştir. Bu nedenle Migros, artık davacının işverenidir. Davacı, davalı …’a ait mağazada takım lideridir. Davalı …, davalı …’ta davacının çalıştığı mağazada çalışan güvenlik görevlisidir. Davalı …, davalı …’ta personelden sorumlu müdürdür. Davalı … da davalı …’ta güvenlik müdürüdür.
Davalı …, davacıya yönelik ve ceza davasıyla da sabit eylemi nedeniyle davacıya karşı haksız fiil faili olarak sorumludur. Davalılar … ve …’da yine ceza davasıyla sabit eylemleri nedeniyle haksız fiil faili olarak sorumludurlar. Davalı … ise işveren vekili olan … ve …’dan dolayı sorumludur (İK md. 2/4). İş Kanunun 2/4.maddesi uyarınca “işveren vekilinin, işçilere karşı eyleminden işveren sorumludur”. Davalıların sorumluluğu, Borçlar Kanununun 61.maddesi uyarınca müteselsil sorumluluktur” gerekçesiyle “Maddi tazminat talebinin reddine, Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Bölge Adliye Mahkemesince “TBK 54. maddesinde bedensel ve ruhsal ihlallerden meydana gelen zararların düzenlendiği maddede salt bedensel değil ruh tamlığının ihlalininde bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği belirlenmiştir.
Dosya kapsamında işyerinde iş ilişkisinin devamı sırasında ve iş ilişkisinden kaynaklı olarak meydana gelen haksız fiil sonucu davacıya atfedilen ve nitelendirilen olay sebebiyle davacı işçinin ruh tamlığının ihlali ile malül hale geldiği, işverence gerekli araştırma yapılmadan haksız ithama değer verilerek işlem yapılarak işçiye karşı koruma yükümlülüğünü ihlal ettiği, davacının yaşadığı olayın hayatın normal akışına ve genel hayat tecrübelerine ve somut dosya özelliğine göre gerçekleşen türden zararlı bir sonucu meydana getirmeye elverişli olduğu olayla meydana gelen zarar arasında illiyet bağının bulunduğu anlaşılmaktadır, dolayısıyla sonuç itibariyle davacının işyerinde iş ilişkisinin devamı sırasında iş ilişkisinden kaynaklı olarak meydana gelen haksız fiil sonucu beden ve ruh tamlığının ihlali ile davacının malül hale geldiği belirlenmekle maddi ve manevi tazminat koşulları oluşmakla Mahkemece davacının maluliyeti nedeniyle belirlenen zarar miktarından TBK 52. madde uyarınca hakkaniyet indirimi yapılarak davacının maddi tazminat talebinin miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı gerekçe ile maddi tazminat talebinin reddi hatalıdır. Bu açıdan davacı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmüştür. Bu açıklamalara göre davacının bilirkişi tarafından belirlenen maddi tazminat miktarına TBK 52. madde uyarınca %75 oranında hakkaniyet indirimi uygulandığında 294.255,36 TL maddi tazminata hükmedilmesi gerekir.
6098 sayılı T.B.K.’nun 56.maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği, ağır bedensel zarar veya ölüm halinde zarar görenin yada ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebileceği öngörülmüştür. Hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakim bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı, işçinin yaşı, olayın oluş biçimi gibi özellikleri göz önünde tutması ve hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiğinide dikkate alması gerekir. Belirtilen bu ilkelere göre dosya kapsamındaki olayın vehameti, davacının ruh tamlığının ihlali, maluliyet oranı dikkate alındığında davacı için mahkemece takdir olunan manevi tazminat miktarı düşük olup hakkaniyete ve olayın özelliğine uygun görülmemiştir, dolayısıyla bu açıdan ilk derece mahkemesinin kararı hatalı olup davacı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmüş, davalıların bu açıdan istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamına göre davacının dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesinde de aynı şekilde talepte bulunmuş olup, mahkemece manevi tazminat için dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi hatalı ise de davacının buna yönelik açık istinafı bulunmadığından ve davalıların usuli kazanılmış hakkı dikkate alınarak manevi tazminat için dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir.” Gerekçesiyle “A-Davalıların istinaf başvurusunun ayrı ayrı HMK. 353/b-1 maddesi uyarınca esastan reddine,
B-Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile; …. İş Mahkemesi’nin 2018/119 Esas-2018/360 Karar sayılı kararının HMK 353/b-2 maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasıyla düzeltilerek yeniden esas hakkında;
C-“Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine,
1-a-294.255,36 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine,
b-15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle: maddi tazminattan %75 oranında hakkaniyet indirimi yapılmasının hatalı olduğunu hükmedilen manevi tazminatın da az olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı … Aş vekili temyiz dilekçesinde özetle: müvekkilinin hizmet alımı yoluyla çalıştırdığı Davalı …’in eylemlerinden sorumlu tutulamayacağı bu işçinin dava harici “…Hizmetleri AŞ” işçisi olduğunu, davaya konu olayın iş kazası olmadığını, müvekkili şirketin davalı … ile şube müdürü sinan arasındaki husumeti bilemeyeceğinden illiyet bağının kesildiğini, olay ile maluliyet arasında illiyet bağının olmadığını maluliyete ilişkin raporun olaydan 8 yıl sonra alındığını ,olayda iş kazası prosedürünün işletilmediğini davacının SGK başvurusunun sağlanmadığı maluliyet oranı ve gelir tespit edilmediği kusur oranlarının tespit edilmediğini, maluliyet oranın tespitine dair raporların çelişkili olduğunu davacının tedaviyi bırakarak hastalığının alevlenmesine sebep olduğunu, kusur raporu alınmadığını, manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin reddi nedeniyle ayrı ayrı 21.125,23 TL karar ve ilam harcına hükmedilmesinin hatalı olduğunu,davanın “… Hizmetleri AŞ”ne İhbar talebi hakkında karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı … ve … vekili temyiz dilekçesinde özetle: davacıyı tehdit iddialarının doğru olmadığını davacının iş gücü kaybına dayalı maddi tazminat istemi olmadığını, olay ile maluliyet arasında illiyet bağı olmadığını, görevsiz mahkemede toplanan delillere itibarla karar verilemeyeceğini, davacıda tespit edilen Psikiyatrik rahatsızlığının davacının dava ehliyetini ortadan kaldırıp kaldırmadığı yöntemince araştırılmadı vasi tayini değerlendirilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin tazminat davaları açısından SGK tarafından olayın iş kazası veya meslek hastalığı olarak tespiti yargılamanın esasını çözüme kavuşturmadan önce açıklığa kavuşturulması gereken bir sorun niteliğindedir.
İş Kazası 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 13.maddesine göre;
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) (Değişik bend: 17.04.2008-5754 S.K./8.mad) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) (Değişik bend: 17.04.2008-5754 S.K./8.mad) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır.
Meslek Hastalığı ise 5510 sayılı Kanunun 14. maddesinde tanımlanmış olup, Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük halleridir.
İş Kazası Ve Meslek Hastalığı arasındaki temel fark iş Kazasının ani bir olay sonucu meydana gelirken Meslek hastalığının çalışılan ortam ve koşullar neticesindeki süreç neticesinde meydana gelmesidir
5510 sayılı Yasa’nın 13. maddesinde İş kazasının 4 ncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 nci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bildirilmiştir.
Öte yandan, 5510 sayılı Yasa’nın 18’nci maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19’ncu maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı bildirilmiştir.
Kurumca sigortalının sürekli iş göremezlik oranının belirlenerek sigortalıya gelir bağlanabilmesi için öncelikle zararlandırıcı olayın iş kazası niteliğinde olup olmadığının tespiti ön sorundur.
Kuruma belirtilen şekilde bir bildirimde bulunulmadığının anlaşılması halinde ise yapılacak iş, davacıya iş kazasını Sosyal Güvenlik Kurumuna ihbarda bulunmak, olayın Kurumca iş kazası veya meslek hastalığı olarak kabul edilmemesi halinde Sosyal Güvenlik Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden işveren aleyhine “iş kazası/ meslek hastalığı tespiti” davası açması için önel verilmesi, önel içerisinde dava açılması halinde iş bu davanın sonucu beklenilerek, sonucuna göre davacı sigortalının Kurum tarafından sürekli iş göremezlik oranın tespiti ve giderek tespit edilen bu oran doğrultusunda gelir bağlanmasının temini sağlandıktan sonra tazminat davasının çözüme kavuşturulması gerektiği açıktır. (Kapatılan 21. HD’nin 14.01.2020 Tarih 2019/411 E- 2020/66 K, Aynı mahiyette aynı dairenin 03.07.2018 tarih ve 2016/19961 E- 2018/5961 K sayılı, 14.05.2013 tarih ve 2013/1704 E- 2013/9754K sayılı kararları da bu doğrultudadır)
Somut olayda, davacı sigortalının, davalı şirkete ait işyerinde kasiyer olarak çalışması esnasında, aynı işyerinde güvenlik görevlisi olarak çalışan ve Ceza Dava dosyasına (… Kapatılan … Sulh Ceza Mahkemesinin 16.04.2010 tarih ve 2008/1383 E- 2010/562 K) ilişkin karardaki tespite göre olay günü dava harici şube müdürü tarafından işyerine uygun olmayan şekilde geldiği için uyarılan …’in, davacı sigortalı ile dava harici şube müdürünü işyerine ait bir ofis odasında uygunsuz bir biçimde gördüğü isnadıyla, işyeri yetkililerine haber verdiği, bu doğrultuda davalı … ve …’nin tehditleri neticesinde istifa etmek zorunda bırakıldığı iddiasıyla psikolojik açıdan zarara uğradığı iddiasıyla iş bu dava açılmış ise de; dosya kapsamında yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde kuruma yapılmış bir ihbara rastlanmadığı gibi, kurum tarafından yürütülmüş tahkikata ilişkin rapor ve sürekli iş göremezlik oranının tespitine ilişkin bir kayda da rastlanılmamıştır.
O halde mahkemece yapılacak iş, davacı tarafa dava dilekçesinde iddia ettiği eylemin SGK’na ihbarı için önel vermek, verilecek bu önel neticesinde Kurumca istemin reddedilmesi halinde ise yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda davacıya Kurum ve İşverene karşı iş kazası / meslek hastalığı tespiti yönünden dava açmak için önel vermek, süresi içerisinde açılacak davayı bekletici mesele yaparak sonucuna göre davacının maddi ve manevi tazminat istemi hakkında bir karar vermekten ibarettir.
Bölge Adliye Mahkemesince, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalılardan … Ticaret AŞ, … ve … vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bozma sebebine göre bu aşamada davacı vekili ile temyiz eden davalı taraf vekillerinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin … Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/2 maddesi gereğince BOZULMASINA, davacı avukatı yararına takdir edilen 3.050,00 TL duruşma Avukatlık parasının davalılara yükletilmesine, davalı … Tic. A.Ş. avukatı yararına takdir edilen 3.050,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, 07.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.