Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/9934 E. 2021/16463 K. 22.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9934
KARAR NO : 2021/16463
KARAR TARİHİ : 22.12.2021

Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi

Dava, yaptığı borçlanmaların geçerli olduğunun tespiti, aksi kurum işleminin iptaliyle yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 10/05/1986-31/12/1991 tarihleri arasında …’da çalıştığını, 31/12/1991 tarihinde kesin dönüş yaptığını, yurtdışı çalışmasını borçlanarak 2032 gün karşılığı 24.579,07 TL’yi 13/11/2014 tarihinde kurumun banka hesabına ödediğini, 14/11/2014 tarihinde doğum ve analık borçlanması başvurusunda bulunduğunu, SGK’nın 26.127,36 TL borç tahakkuk cetveli düzenlediğini, müvekkilinin 2160 gün borçlanma bedelini ödediğini böylece müvekkilinin toplam 4192 gün hizmeti olduğunu, 21/10/2014 tarihinde emekli olmak için SGK’ya başvuru yaptığını, müvekkilinin 06/09/2014-26/03/2017 tarihleri arasında 921 gün sigortalı olarak çalıştığını toplam prim ödeme gün sayısının 5113 güne ulaştığını müvekkilinin 25/05/2017 tarihli dilekçesi ile yaşlılık aylığı için müracaat ettiğini, Kurumun önce yurtdışı borçlanmasını kabul etmediğini, sonrasında analık borçlanmasının iptal edildiğini, kuruma yaptıkları itiraza rağmen aylık bağlanmadığını belirterek borçlanma işlemlerinin geçerliliğinin tespiti ile emeklilik işlemlerinin gerçekleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı kurum vekili cevap dilekçesimde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI:
İlk derece mahkemesince; “1- Davanın kabulüne,
Davacının toplam 5113 günlük prim ödeme gün sayısını tamamladığından tahsis talebinde bulunduğu 18/07/2017 tarihini takip 01/08/2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazındığının tespitine,” şeklinde karar verilmiştir.
Davalı kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, davacının yurtdışı borçlandığı dönemin ikamete dayalı olduğunu, doğumların çalışmaya başladıktan sonra olması sebebiyle doğum borçlanmasının iptali gerektiğinden kurum işleminin yerinde olduğunu belirterek, kararın istinaf incelemesi ile kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesine karşı verdiği cevap dilekçesinde özetle; davalının yersiz olan istinaf itirazlarının reddine karar verilmesini, davacının yalılık aylığı almaya hak kazandığına ilişkin yerel mahkeme kararının onanmasını istemiştir.
B-BAM KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi, “…davacının yurtdışında çalıştığı 10/05/1986-31/12/1991 arası 2032 gün süreyi 4/1-a maddesi kapsamında borçlandığı ve dosyadaki hizmet cetveline göre Kurumca sigorta başlangıcı 10/05/1986 sayıldığına göre, bu tarihten sonraki dönem doğum borçlanması yapmasında yasal bir engel bulunmadığından doğum borçlanmasının geçerli olduğu, davacının sonrasındaki çalışmalarının Türkiye’de geçmesi de dikkate alındığında kesin dönüş yaptığının da kabulü gerektiği anlaşılmakla…” gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkındaki 3201 sayılı Kanunun “Amaç ve kapsam” başlığını taşıyan 1’inci maddesinde; 18 yaşını doldurmuş Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen sürelerin, Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirileceğini hüküm altına almıştır.
3201 sayılı Yasanın, 17/04/2008 tarih ve 5754 sayılı Yasanın 79. maddesi ile değişik “Süre tespiti ve sigortalılığın başlangıcı” başlıklı 5. maddesi ise “Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır.
Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür.
Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir…” hükmünü içermekte olup; yasanın anılan açık hükmü karşısında, 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılan yurtdışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin, yasanın 5.madde hükmü uyarınca, ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenmesi gerekecektir.
Dava dosyasındaki kayıt ve bilgilere göre, davacının …’da ikamet ettiği 10/05/1986-31/12/1991 arası 2032 gün süreyi borçlanarak bedelini 13/11/2014 tarihinde ödediği, 06/09/2014-26/03/2017 arası 921 gün 4/a kapsamında hizmeti bulunduğu, 29/05/1992-29/05/1994 arası 720 gün, 24/10/2000-24/10/2002 arası 720 gün, 26/03/2008-26/03/2010 arası 720 gün olmak üzere toplam 2160 gün süreyi doğum borçlanması yaparak 20/11/2014 tarihinde ödediği, böylece toplamda 5113 gün sigortalı hizmeti olduğu, kurumun davacının yurtdışı borçlanmasını ev hanımlığına dayalı yaptığı, … çalışma belgesinde çalışma kaydının bulunmadığını belirterek doğum borçlanmasının iptal edildiğini, 18/07/2017 tarihli dilekçesi ile yaptığı işlemlerin geçerli sayılması ve yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunduğu, kurumun talepleri reddettiği, davacının 10/05/1986 tarihinde …’da sigortalı işçi olarak çalıştığına dair maaş bordrosu ve tamamlayıcı sigortaya tabii olduğuna dair belgeler sunduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca dosyaya kazandırılan davalı Kurumun 09.08.2021 tarihli yazısına göre, “davacının 10/5/1986-31/12/1991 tarihleri arasında 2032 gün yurtdışı borçlanması, 29/05/1992-29/05/1994, 24/10/2000-24/10/2002, 26/03/2008-26/03/2010 tarihleri arasında 2160 gün doğum borçlanması,06/09/2014-26/03/2017 tarihleri arasında 4/a (SSK) kapsamında 921 gün sigortalı hizmetlerine karşılık toplam 5113 gün üzerinden 18/07/2017 tarihli tahsis talebine istinaden 01/08/2017 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlanmıştır. İlgilinin …’da çalışmaya başladığı 01/04/1986 tarihi sigorta başlangıç tarihi olarak alınmıştır…”denilerek tahsise ilişkin evrakın da dosyaya sunulduğu görülmekle Mahkemece bu kapsamda davanın konusuz kalıp kalmadığı irdelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak, elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın ilk derce mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.