YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/9335
KARAR NO : 2021/16326
KARAR TARİHİ : 21.12.2021
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi
Dava, meslek hastalığı ölümünden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacılar … ile … ve davalı … Krom Magnezit Tuğla San. A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacılar vekili dava, birleşen dava ve ıslah dilekçelerinde özetle, davacıların murisi …’nun davalı işverene ait işyerinde 2004 yılında çalışmaya başladığı, çalışma ortamının elverişsiz olması sebebiyle meslek hastalığına yakalandığı ve bu hastalıktan dolayı da 04/05/2012 tarihinde vefat ettiği, davalı işveren … Tuğla San. A.Ş.’nin işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerini, koruyucu önlemleri zamanında almayarak, işçilerini tozlu, dumanlı ve kokulu bir iş ortamında çalıştırdığı, davacıların murisi olan sigortalının böyle bir ortamda çalıştırılması sonucu önce meslek hastalığına yakalanması ve daha sonra da vefat etmesinde işverenin tamamen kusurlu olduğu iddiasıyla eş, çocuklar, anne ve kardeş için maddi ve manevi tazminatın faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
1) Dosyamız ve dosyamızla birleştirme kararı verilen mahkememizin 2014/833 Esas – 2014/724 Karar sayılı dosyasında davacıların maddi tazminata ilişkin taleplerinin kabulüyle,
a) Davacı … için bilirkişi raporunda hesaplanan 227.802,74 TL maddi tazminattan davacının talebiyle bağlı kalınarak 155.658,81 TL maddi tazminatın,
b) Davacı … için bilirkişi raporunda hesaplanan 44.050,81 TL maddi tazminattan davacının talebiyle bağlı kalınarak 31.502,51 TL maddi tazminatın,
c) Davacı … için bilirkişi raporunda hesaplanan 4.050,75 TL maddi tazminatın;
Müteveffanın vefat tarihi olan 04.05.2012 tarihinden itibaren (sigorta şirketi açısından faiz başlangıcı olarak dosyamızla birleştirme kararı verilen mahkememizin 2014/833 Esas – 2014/724 Karar sayılı dosya dava tarihi olan 25/12/2014 tarihinden itibaren) işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar … Krom Magnezit Tuğla San. A.Ş. şirketi ve davalı ….’den (sigorta şirketinin sorumluluğu poliçedeki limitle sınırlı olacak şekilde) müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına,
2) a) Davacı tarafın ıslah dilekçesi ile ileri sürdüğü ve başvuru harcının yatırdığı davacıların manevi tazminata ilişkin taleplerinin kısmen kabulüyle,
I) Müteveffanın eşi … için 40.000 TL manevi tazminatın,
II) Müteveffanın kızı … için 30.000 TLmanevi tazminatın,
III) Müteveffanın kızı … (Ayögül) için 30.000 TL manevi tazminatın,
IV) Müteveffanın oğlu … için 30.000 TL manevi tazminatın,
V) Müteveffanın annesi … için 10.000 TL manevi tazminatın,
VI) Müteveffanın kardeşi … için 10.000 TL manevi tazminatın;
Müteveffanın vefat tarihi olan 04.05.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davlılardan … Krom Magnezit Tuğla San. A.Ş. şirketinden alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
b) Davalı … açısından ıslah talebi ile ileri sürülen manevi tazminata ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-2. maddesi gereğince davalıların hesap raporuna dair istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece Mahkemesi kararının (bu yönden) kaldırılmasına,
2-A) Asıl ve birleşen davada davacıların maddi tazminata ilişkin taleplerinin kabulüne;
Müteveffanın eşi davacı … için 155.658,81 TL maddi tazminatın,
Müteveffanın kızı davacı … için 31.502,51 TL maddi tazminatın,
Müteveffanın oğlu davacı … için 4.050,75 TL maddi tazminatın,
Müteveffanın vefat tarihi olan 04.05.2012 tarihinden itibaren (sigorta şirketi açısından faiz başlangıcı olarak birleşen davanın dava tarihi olan 25.12.2014 tarihinden itibaren) işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar … Selçuklu Krom Magnezit Tuğla San. A.Ş. ve davalı ….’den (sigorta şirketinin sorumluluğu poliçedeki limitle sınırlı olacak şekilde) müştereken ve müteselsilen alınarak anılan davacılara verilmesine,
B) Davacı tarafın ıslah dilekçesi ile ileri sürdüğü ve başvuru harcını yatırdığı davacıların manevi tazminata ilişkin taleplerinin kısmen kabulüne;
Müteveffanın eşi davacı … için 40.000,00 TL manevi tazminatın,
Müteveffanın kızı davacı … için 30.000,00 TL manevi tazminatın,
Müteveffanın kızı davacı … (Ayögül) için 30.000,00 TL manevi tazminatın,
Müteveffanın oğlu davacı … için 30.000,00 TL manevi tazminatın,
Müteveffanın annesi davacı … için 10.000,00 TL manevi tazminatın,
Müteveffanın kardeşi davacı … için 10.000,00 TL manevi tazminatın,
Müteveffanın vefat tarihi olan 04.05.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan … Krom Magnezit Tuğla San. A.Ş.’den alınarak anılan davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
Davalı … açısından ıslah talebi ile ileri sürülen manevi tazminata ilişkin taleplerin reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacılar … ile … vekili temyiz dilekçesinde özetle; 04.04.2017 tarihli hesap bilirkişi raporunda belirlenen zarar tutarına karşı vermiş oldukları 20.04.2017 tarihli itiraz dilekçesi ile; davalı yararına hiçbir şekilde usuli kazanılmış hak oluşturulmaması ve hak kaybına sebebiyet vermemek açısından – aynı şekilde 16.02.2019 tarihli ek rapora karşı vermiş oldukları 19.02.2019 tarihli dilekçede de, aleyhlerine usuli kazanılmış hak doğurmamak açısından fazlaya dair haklarının saklı tutulduğunu, asgari ücretin kamu düzenine ilişkin olup karar tarihine en yakın Asgari Ücret esas alınarak karar verilmesi gerektiğini,
Davalı … Krom Magnezit Tuğla San. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; gider avansı nedeniyle davanın reddine karar verilmemesi gerekli iken reddedilmemesinin bozma nedeni olduğunu, müteveffanın mirasçılarına Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin işverenden rücuan tahsili talebiyle, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından, müteveffanın işvereni … Nakliyat Tur. ve Mad. San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine … İş Mahkemesinde 2013/259 Esas sayı ile açılan dava ile iş bu davanın birleştirilmesi taleplerinin reddinin bozma nedeni olduğunu, davacıların murisinin, başka işyerlerinde de çalışmış olmakla birlikte, iş bu davanın davalısı müvekkili … Krom Magnezit Tuğla San. A.Ş. ile iş yapan… Madencilik İhr. San. Tic. A.Ş.’de 10.04.2004-25.10.2005 tarihleri arasında bahçıvan olarak çalıştığını, 16.02.2006-12.05.2006 tarihleri arasında ….Tekstil firmasında çalıştığını, son olarak da 09.06.2006 tarihinden itibaren dava dışı… Nakliyat Tur. ve Mad. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nde sigortalı olarak çalışmakta iken hastalandığını ve nihayet vefat ettiğini, müvekkili Şirket bünyesinde ise hiç sigortası bulunmadığını, bu husus nazara alındığında, davanın ya … Madencilik İhr. San. Tic. A.Ş. ve Sarı Nakliyat Tur. ve Mad. San. Tic. Ltd. Şti. ile birlikte müvekkili Şirkete zorunlu dava arkadaşlığı çerçevesinde birlikte yöneltilmesi, yahut, müvekkili şirketle müteveffa arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığından husumet yönünden davanın reddine karar verilmeli iken, bu taleplerinin nazara alınmamasının bozma nedeni olduğunu, dosyadaki eksik hususlar ikmal edilmeden karar verildiğini, her ne kadar Yüksek Sağlık Kurulunun 15.08.2014 tarihli raporunda müteveffanın meslek hastalığına bağlı olarak öldüğü benimsenmişse de, bu raporun dayanağı olan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı … Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce (Bölge Sağlık Kurulu) 20.05.2014 tarih ve 13767 sayı ile sigortalının ölümünün tutulduğu Pnömokonyoz meslek hastalığı ve buna bağlı komplikasyonlar sonucu olmasının kuvvetle muhtemel olduğunun belirtilmesi karşısında, kesinlik ifade etmeyen yetkili kurul raporuna dayandığından, müvekkili Şirket tarafından bu rapora itiraz edildiği de nazara alınarak, meydana gelen hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmayacağı hususunun, Adli Tıp Kurumu tarafından karara bağlanması gerekirken, bu hususun eksik bırakılmasının Yargıtay kararlarına açıkça aykırı olduğunu, her ne kadar dosyada kusura ilişkin bilirkişi raporu alınmışsa da, müvekkili Şirket vekili Av. İhsan Mantıcı tarafından somut verilere dayanarak yapılan itirazlar nazara alınarak yeni bir rapor alınması için dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi gerekirken, bu hususun eksik bırakılmasının da hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava, meslek hastalığı sonucu vefat eden sigortalının eş, anne, kardeş ve çocuklarının maddi ve manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
5510 sayılı Kanun 14. maddeye göre, “meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir.” 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun “Tanımlar” başlıkla 3/1-1 bendinde “Meslek hastalığı: Mesleki risklere maruziyet sonucu ortaya çıkan hastalık” olarak tanımlanmıştır.
Sigortalının mesleğini icrası sırasında sürekli tekrarladığı faaliyetlerden dolayı ya da icra edilen işin niteliği veya işin şartları nedeniyle mesleği ile bağlantılı olarak meydana gelen hastalıklar da sosyal güvenlik sistemi içerisinde bir sosyal risk olarak kabul edilmekte ve bu hastalıklar meslek hastalığı olarak nitelendirilmektedir.
İş kazası ani bir olay olmasına karşın meslek hastalığı, belirli bir zaman dilimi içerisinde tekrarlanan bir sebeple oluşmaktadır. Meslek hastalığı, işin nitelik ve yürütüm şartlarından dolayı ya da işyerinin durumu dolayısıyla yavaş yavaş ortaya çıkan bir sağlık sorunudur.
Davanın yasal dayanağı olan işverenin iş kazası ve meslek hastalığında sorumluluğunu düzenleyen, 5510 sayılı Kanun 21/1. fıkrası, “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.”
21/1. madde hükmüyle işverenin iş kazaları ve meslek hastalıkları nedeniyle Kurum karşısındaki sorumluluğu, kusur sorumluluğu olarak düzenlenmiştir. Hakkaniyet veya tehlike sorumluluğu benimsenmemiştir. Eğer işverenin kusuru varsa sorumlu tutulabilecektir. İşverenin sorumlu tutulabilmesi için maddeye göre, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi olmalıdır. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği 45. maddesinde de açıklandığı gibi,
(1) İş kazası veya meslek hastalığı, işverenin kastı sonucunda meydana gelmişse işveren Kuruma karşı sorumlu hâle gelir. Kasıt; iş kazası veya meslek hastalığına, işverenin bilerek ve isteyerek, hukuka aykırı eylemiyle neden olması hâlidir. İşverenin eylemi hukuka aykırı olmamakla birlikte, yaptığı hareketin hukuka aykırı sonuç doğurabileceğini bilmesi, ihmali veya ağır ihmali sorumluluğunu kaldırmaz.
(2) İş kazası veya meslek hastalığı işverenin, sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi sonucunda oluşmuşsa işvereni Kuruma karşı sorumlu hâle getirir. Mevzuat; yasal olarak yürürlüğe konulmuş ve yürürlüğünü muhafaza eden, sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği alanında, yasa koyucu ile yasa koyucunun yürütme veya idareye verdiği yetki sonucu, bu organlarca kabul edilen genel, objektif kural veya hükümlerin tümüdür.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun “İşçinin kişiliğinin korunması” başlığı altında 417/2. maddesinde, “İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli hertürlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür.” (Benzer, 818 sayılı Kanun m. 332)
Bu fıkra ile işverenin, işçinin yaşam, sağlık ve bedensel bütünlüğünü korumak için gerekli önlemleri alma yükümlülüğü öngörülmektedir. İşverenin özellikle iş kazalarına karşı gerekli önlemleri alma yükümlülüğü söz konusudur. Buna göre işveren, hizmet ilişkisinin ve yapılan işin niteliği göz önünde tutulduğunda, hakkaniyet gereği kendisinden beklenen, deneyimlerin zorunlu kıldığı, teknik açıdan uygulanabilir ve işyerinin özelliklerine uygun olan önlemleri almakla yükümlüdür. Eğer işveren bu konuda gerekli önlemleri almazsa, meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı ile ilgili olarak sorumlu tutulacak ve Kurum bu konuda yapmış olduğu harcamaları işverenden talep edebilecektir. İşverenin sorumlu tutulabilmesi için iş kazası veya meslek hastalığı, işverenin iş güvenliği önlemlerini alma ve özen gösterme yükümlülüğüne aykırı davranışı veya ihmal göstermesi sonucu meydana gelmiş olmalıdır. Diğer bir deyişle, oluşan kazadan sorumlu olabilmesi için işverenin kusurunun kanıtlanması gerekmektedir.
İşverenin sorumluluğunun belirlenmesinde kusur oran ve aidiyetine ilişkin iş sağılığı ve güvenliği uzmanlarından rapor alınması gerekmektedir. İşverenin iş sağlığı ve güvenliğine aykırılığı nedeniyle sorumluluğu 818 sayılı BK m. 332 ve 4857 sayılı İş kanununa göre belirleniyordu. İş Kanununun “İşverenlerin ve İşçilerin Yükümlülükleri” kenar başlıklı 77/1. fıkrasına göre, “İşverenler iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler.” Maddelerin uygulanması amacı ile «İş Sağlığı ve Güvenliği Tüzükleri» çıkarılmış ve iş sağlığı ve güvenliği önlemleri tek tek somut biçimde sayılmıştır.
4857 SK 77. ve devamı maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümlülüğünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. Yeni kanun, hangi önlemlerin alınacağını tek tek saymak yerine işverene genel çerçeve çizen ve hareket alanı tanıyan genel ilkeler getirmiştir. İşverenin genel yükümlülükleri, önlem alma, önlemlerin işlerliğini denetleme ve önlemleri yeniliklere uyarlama yükümlülüğüdür.
Yargıtay uygulamasına göre, mevzuatta belirtilmemiş olsa bile işveren, teknolojik ve bilimsel gelişmelerin gerekli kıldığı iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması amacıyla gerekli olanı yapmak ve gereken koşulları sağlamak, araçları eksiksiz bir şekilde temin etmekle yükümlüdür. Aynı yaklaşım 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununda da benimsenerek 4. maddede işverenin genel yükümlülükleri, 5. maddede risklerden korunma ilkeleri sayılmıştır.
Bir olayın kanuni anlamda meslek hastalığı sayılabilmesi için tek başına hastalığın ya da bedensel veya ruhsal engellik halinin varlığı yeterli değildir. Meydana gelen hastalığın görülen işle uygun illiyet bağı içinde bulunması gerekir. İlliyet bağı sorumluluğun temel öğesidir. Eğer işçinin çalıştığı işte çalışmaması hâlinde hastalığa yakalanmayacağı söylenebiliyorsa bu durumda meslek hastalığı ile yürütülen iş arasında uygun illiyet bağının bulunduğu kabul edilmelidir (M. Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi, … 1985, s. 125). Başka bir söyleyişle sigortalı hastalığa, gördüğü işin özellik ve niteliği veya işin yürütüm şartları dolayısıyla tutulmuş ise uygun illiyet bağı mevcuttur.
Sorumluluğun belirlenmesinde fiille sonuç arasında bulunması gereken uygun illiyet bağı kurulamaz ya da kesilir ise borçlu sonuçtan sorumlu tutulamaz. İlliyet bağını kesen sebepler başlıca üç tanedir: Mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusuru. Kaçınılmazlık da uygun illiyet bağını kesen sebeplerden en önemli olup mücbir sebebin bir unsurudur. 5510 sayılı Kanun 21/1. maddesinde işverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır hükmü vardır. Meslek hastalığının meydana gelmesinde işverenin sorumluluğu kapsamında, dış etkenler, kötü rastlantılar, teknik arıza, beklenmeyen hal sorumluluğa etkilidir.
Kaçınılmazlık kanunda tanımlanmamış ancak Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği m. 45/3’de düzenlenmiştir. Yönetmeliğe göre, “İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır. Kaçınılmazlık, olayın meydana geldiği tarihte geçerli bilimsel ve teknik kurallar gereğince alınacak tüm önlemlere rağmen, iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesi durumudur. İşveren alınması gerekli herhangi bir önlemi almamış ise olayın kaçınılmazlığından söz edilemez.”
Kaçınılmazlığın genel bir tanımı yapılacak olursa denilebilir ki kaçınılmazlık, önüne geçmenin imkânsız olduğu veya ne kadar özen gösterirse göstersin, hangi tedbir alınırsa alınsın oluşması engellenemeyen bir durumu ifade eder. İşverenin mevzuatta yer almasa bile, iş sağlığı ve güvenliği yönünden aklın, bilimin, tekniğin gerekli gördüğü her türlü önlemi almak zorunda olduğu Yargıtayın yerleşik içtihatlarındandır. Alınması gereken her türlü tedbir objektif olarak işverenden beklenen makul tedbirler olmalıdır. Hastalığın ortaya çıkmasında kaçınılmazlığın varlığı halinde işveren ve üçüncü kişiler, belirlenen kaçınılmazlık oranında sorumluluktan kurtulacaktır.
Önemle belirtilmelidir ki iş kazalarında işverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlığın etkisinin bulunup bulunmadığını irdelemek daha belirgin iken meslek hastalığı için durum daha farklıdır. Çünkü meslek hastalığı, iş kazasında olduğu gibi aniden veya çok kısa bir zaman içerisinde ortaya çıkmamakta, işin niteliğinden dolayı sürekli tekrarlanan bir sebeple veya yürütüm şartları yüzünden yavaş yavaş meydana gelmektedir. Sigortalı uzun süre aynı işi yapmakta, aynı şekilde çalışmakta, işin yürütümü ve niteliği nedeniyle belirli bir zaman sonra yaptığı işten etkilenmekte ve meslek hastalığına tutulmaktadır. Bazen aynı işyerinde çalışan ve aynı işi yapan sigortalıların birinde veya bir kısmında meslek hastalığı görülürken diğer kısmında hastalık belirtileri ortaya çıkmamakta işin niteliği ve yürütümü herkesi farklı etkilemektedir. Bu nedenle meslek hastalığının meydana gelmesinde tüm kusurun işverene ait olduğunu kabul etmek çoğu zaman hakkaniyete uygun düşmeyecek bir kısım etkenin kaçınılmazlık sonucu meydana geldiğinin kabulü gerekecektir. Sonuç itibariyle sigortalıda meslek hastalığının ortaya çıkması hâlinde işverenin mevzuatta belirtilen yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin, gerekli özeni gösterip göstermediğinin ve kaçınılmazlığın etkisinin titizlikle araştırılarak ortaya konulması gerekmektedir.
İşverenin kusur oranı belirlenirken işyerindeki tüm çalışma dönemi ve işyeri ortamındaki etkenlerin gözetilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Ayrıca, uygulamada 32 yıl formülü olarak adlandırılan ve yer altı kömür madeni işyerlerindeki toz oranının mevcut teknolojik olanaklarla belirli bir oranın altına indirilmesinin mümkün olmadığı ve yer altı çalışma koşulları tümüyle kontrol altına alınamayacağı için, 32 yıllık bir çalışma süresi sonunda meslek hastalığı üzerinde belirli orandan kaçınılmazlığın etkili olacağı kabulünden hareket eden yaklaşımın, yer altı kömür madeni işyeri dışındaki çalışmalardan kaynaklanan meslek hastalıklarına ilişkin kusur incelemesinde esas alınma olanağı bulunmamaktadır. Aksine yaklaşım, her tür meslek hastalığının oluşumunda belirli oranda kaçınılmazlığın etkili olacağı kabulüne yol açacaktır. Böylesi bir yaklaşımın ise, gelişen bilimsel ve teknolojik olanaklar ile sosyal güvenliğin yöneldiği amaçla bağdaştırılma olanağı bulunmamaktadır.
Somut olaya dönülecek olursa, müteveffa sigortalı magnezit tuğla üretimi yapılan işyerinde önce bahçıvan daha sonraki yıllarda ise defolu tuğla seçimi ile kırma-öğütme ünitelerinde imalat işçisi olarak çalışmış olup, çalıştığı ortamda duman ve tozlara maruz kalmasından dolayı mesleki akciğer hastalığına yakalanması biçiminde gelişen olayın, işverene kusur verilmesi yanında, kömür ve maden işçileri için uygulanan “32 yıl formülü”nün, burada uygulama yeri ve etkisinin bulunmadığı gözetilmeksizin düzenlenen hatalı rapor esas alınarak karar verilmesi isabetli bulunmamaktadır.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda hükme esas alınan kusur raporunun atalı olduğu gözetilerek, rücu dava dosyasındaki kusur raporu da dosya kapsamını getiritilip, 32 yıl formulünün dikkate alınamayacağı gözetilerek, davalı işyerinde sigortalının yaptığı işin özellikleri, yakalandığı meslek hastalığına yol açan etkenler, hastalığın önlenebilmesi için alınması gereken önlemler ile bunların gerçekleştirilme ve önlemlere uyum durumları göz önünde bulundurularak ve ayrıca kaçınılmazlığın da somut olayda etkisinin olup olmadığı irdelenip değerlendirilmek üzere alanında uzman göğüs hastalıkları hekim bilirkişi ve A belgeli iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak heyetten ; yargısal denetime elverişli, ayrıntılı irdeleme içeren rapor alınıp; dosyadaki deliller ışığında yapılacak değerlendirmeyle usuli kazanılmış haklar da göz önünde bulundurularak sonuca varmaktır.
Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacılar … ile … ve davalı … Selçuklu Krom Magnezit Tuğla San. A.Ş. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21/12/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.