Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2012/10689 E. 2012/11346 K. 14.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10689
KARAR NO : 2012/11346
KARAR TARİHİ : 14.11.2012

Reşit olmayan kimseyi zorla kaçırıp alıkoyma suçundan sanıklar …, …, …, …,…, … ve ırza geçme ve reşit olmayan kimseyi zorla kaçırıp alıkoyma suçlarından sanık …’in yapılan yargılamaları sonunda; sanıklar …, …, …’un atılı suçlardan sanık …’in nitelikli cinsel istismar ve reşit olmayan kimseyi kaçırıp alıkoyma suçlarından sanıklar … ve …’nın cürüm işleyenleri saklamak ve cürüm delillerini yok etmek suçundan mahkûmiyetlerine, sanık …’nin eylemlerinin cürüm işleyenleri saklamak ve cürüm delillerini yok etmek suçunu oluşturduğunun kabulü ile hakkında ceza tertibine yer olmadığına dair Şebinkarahisar Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 10.05.2006 gün ve 2005/60 Esas, 2006/50 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanıklar müdafileri tarafından istenilmiş ve mağdure vekilinin süresi içinde yaptığı temyiz talebinin reddine ilişkin 30.06.2006 günlü Ek Karar da mağdure vekili tarafından temyiz edilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
CMK.nın 237/1. maddesinde, kamu davasına katılmanın “kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar” mümkün olduğunun öngörülmesi, aynı Kanunun 2/1.f maddesinde ise, kovuşturmanın, “iddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar geçen evre” olarak tanımlanmış olması ve soruşturma aşamasında şikâyetçi olmadığını beyan eden mağdurenin suçtan zarar gördüğü ve kovuşturma aşamasında şikâyetçi olup; mağdure vekilinin de katılma talebinde bulunduğu anlaşılmakla mağdure vekilinin temyiz isteminin reddine ilişkin 30.06.2006 tarihli Ek Kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
CMK.nın 260/1. maddesine göre,  katılan sıfatını  alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu, suçtan zarar gören mağdurenin duruşmada şikâyetçi olduğu, zorunlu vekilin de katılma talebinde bulunduğu, Dairemizce benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, mağdurenin katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördüğü konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt bulunmadığı görülmekle, CMK.nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören mağdure …’un davaya katılmasına ve vekil Av. …’nin katılan vekili olarak kabul edilmesine karar verilerek yapılan incelemede;
Sanık … hakkında nitelikli cinsel istismar suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
TCK.nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmedilmemiş ise de, kasten işlediği suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetinin kanuni sonucu olarak bu hususun infazda nazara alınması mümkün görülmüştür.
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Sanıklar …, …, …, … hakkında reşit olmayan kimseyi zorla kaçırıp alıkoyma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mahkemece, lehe olan 765 sayılı kanun hükümleri uyarınca mahkûmiyet hükümleri kurulmasına karşılık, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK.nın 53. maddesinin tatbiki suretiyle karma uygulama yapılarak hükümlerin karıştırılması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetki uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından 5237 sayılı TCK.nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümler çıkartılarak, yerine “sanıklar hakkında 765 sayılı TCK.nın 31. maddesinin uygulanmasına” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Sanık … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
Oluşa uygun olarak, sanığın işlediği kabul olunan cürüm işleyenleri saklamak ve cürüm delillerini yok etmek suçunun 765 sayılı TCK.nın 296 maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanunun 102/4. maddesine göre 5 yıllık asli zamanaşımına tâbi olduğu, 10.05.2006 tarihli hükümden itibaren inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle kurulan hükmün CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanıklar … ve … haklarında kurulan hükümlerin incelenmesine gelince;
Sanıklardan …’nın, mağdurun zorla kaçırıldığını bilerek babasının İstanbul’da olması nedeni ile sanık … ile mağdurun kalması için evini açtığı, sanık …’in eniştesi olan …’ın da mağdure ve sanık …’i kendisinin ayarladığı harabe bir eve götürdüğü, dağda kaldıkları sürece yiyeceklerini taşıdığı anlaşılmakla sanıklar … ve …’ın diğer sanık …’in zorla kaçırıp alıkoyma suçuna yardım etme niteliğinde feri iştirakinin bulunduğu gözetilmeden, sanıklar … ve … haklarında yazılı şekilde failleri gizleme suçundan hükümler kurulması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafileri ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.