Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/11058 E. 2021/15718 K. 09.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11058
KARAR NO : 2021/15718
KARAR TARİHİ : 09.12.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi

Dava, 1479 sayılı yasa kapsamında bağkur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 17/10/1975 tarihinde SGK giriş bildirgesinin bulunduğunu, müvekkilinin 25/12/1997 tarihinden 04/12/2012 tarihine kadar … Esnaf ve Sanatkarlar Odası kaydının, 25/12/1997 tarihinden 30/04/2013 tarihine kadar … Şoför ve Otm. Es. Odasına kaydının ve 30/12/1997 tarihinden 24/12/1999 tarihine kadar da 8480057056 vergi kimlik numarası ile vergi dairesi kaydının bulunduğunu, müvekkilinin vergi kaydı açılmış olmasına rağmen davalı kurum tarafından Bağ-Kur sigorta tescilinin yapılmadığını, oysa 1479 sayılı Kanunun zorunlu sigortalılık şemsiyesi altında en son alınan esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlara kanunda yazılı sosyal güvenlik hükümlerini uygulama amacını taşıdığını, kurum tarafından re’sen teslim işleminin yapılmasının hükme bağlandığını, 1479 sayılı kanunun 3165 sayılı Kanunla değişik bahse konu hükmünün sigortalılık için aradığı şartlar dikkate alındığında müvekkilinin vergi kaydı başlangıç tarihi itibari ile zorunlu sigortalı olarak Bağ-Kur kapsamında değerlendirilmesi konusunda yasal zorunluluk bulunduğunu belirterek müvekkilinin Bağ-Kur başlangıç tarihinin vergi kaydı başlangıç tarihi olan 25/12/1997 tarihinden itibaren tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinde hata bulunmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, “…davacının 01/10/2008 tarihinden önce Bağ-Kur a kayıt ve tescilinin bulunmadığı, tescil yerine geçen prim tevkifatı, sigorta işe giriş bildirgesi veya davalı kuruma prim ödendiğine dair herhangi bir prim ödemesinin de olmadığı, bu durumda davacının dava konusu 25/12/1997 tarihinden başlayan meslek kuruluşu kaydı, 25/12/1997 tarihinden başlayan esnaf ve sanatkarlar sicil kaydı ve 30/12/1997 tarihinden başlayan Karayolları şehir içi şoförlüğü vergi mükellefiyeti kaydı uyarınca Bağ-Kur sigortalısı olarak kabulünün mümkün olmadığı, bu konuda alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve oluşa uygun görüldüğü anlaşılmış, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesi ile aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur.” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Davaya konu dönemlerde vergi kaydı bulunan davacının, 1479 sayılı Kanunun geçici 18. maddesi ve 5510 sayılı Yasanın geçici 8. maddesinde öngörülen sürelerde tescil başvurusu, vergi borçlanması veya prim ödemesi bulunmadığından davanın reddine dair mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davacı vekili temyiz başvurusunda; Kurum işleminin hatalı olduğunu ileri sürmüş ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
30.12.1997 – 24.12.1999 tarihleri arasında vergi, 25.12.1997 – 30.4.2013 tarihleri arasında Esnaf ve Sanatkarlar Odası kaydı, 25.12.1997 – 4/12/2018 tarihleri arasında esnaf sicil kaydının olduğu, 4/b tescil kaydı olmayan davacı 25.12.1997 tarihinden itibaren bağkur tespiti talepli eldeki davanın açıldığı Mahkemece, vergi kaydının sonaermesi sebebiyle bağkur sigortalı olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine bölge adliye mahkemesi dairesince de esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, 1.10.2008 tarihi öncesi yönünden verilen karar isabetli ise de, 1.10.2008 tarihi sonrası dönem yönünden 5510 sayılı yasanın 4/b-2 maddesi kapsamında araştırılma yapılmaması hatalıdır.
5510 sayılı yasanın sigortalı sayılanlar başlıklı 4. maddesinde, Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından;a) Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar,b) Köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ise;1) Ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar, 2) Gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar, sigortalı olacağı belirtilmiş olup Mahkemece, Vergi Dairesi Müdürlüğünden uyuşmazlık konusu 1.10.2008-4.12.2018 tarihleri arası davacın yaptığı faaliyetinin vergiden muaf olup olmadığının sorularak, vergiden muaf ise oda ve sicil kayıtları gözetilmek suretiyle kendi nam ve hesabına çalışıp çalışmadığı usulüne uygun olarak araştırılarak sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde,davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden igiliye iadesine, 09.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.