YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6018
KARAR NO : 2022/41
KARAR TARİHİ : 11.01.2022
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Zincirleme olarak beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, zincirleme şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Mağdurenin on beş yaşını bitirdiği 27.02.2012 tarihinden önce gerçekleşen çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyet bu tarihten sonraki dönem yönünden reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan mahkumiyet, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat
İlk derece mahkemesince bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle başvurunun muhtevası ve inceleme tarihine kadar getirilen kanuni düzenlemeler nazara alınarak dosya tetkik edildi.
Mahkemece bozma öncesi gerçekleştirilen yargılama sırasında hakkında katılma kararı verilen mağdure Halime vekilinin, usulüne uygun tebliğ edilen hükümlerle ilgili kanun yoluna başvurmayıp, sadece sanık müdafisi tarafından temyiz edilen mahkumiyet hükümlerinin bozulmasından sonra esasen mahkemece mağdurenin on beş yaşını doldurduğu tarihten sonra gerçekleşen dönemle ilgili kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat kararının kesinleştiği gözetilmeden aynı suçtan dolayı ikinci kez kurulan beraat hükmünün hukuki değerden yoksun bulunduğu dikkate alınarak sanık hakkında kurulan mahkumiyet kararları ile sınırlı yapılan incelemede gereği görüşüldü:
Bakanlık vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 20/2. maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re’sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı CMK’nın 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
Sanık müdafisi ile katılan mağdure vekilinin 27.08.2012 tarihinden önceki dönemde işlenen çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Muhakeme safahatını yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, iddia ve savunma ile tüm delillerin eksiksiz olarak kararda gösterildiği, hükmedilen cezaların nevi ve miktarları itibarıyla kanuni sınırlar içinde tayin edildiği anlaşıldığından, sanık müdafisi ile katılan mağdure vekilinin yerinde görülmeyen temyiz taleplerinin reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanık müdafisi ile katılan mağdure vekilinin 27.08.2012 tarihinden sonraki dönemde işlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Sanığın işlediği kabul edilen eylemin suç tarihi itibarıyla lehe sayılıp, 6545 sayılı Kanun değişikliğinden önceki 5237 sayılı TCK’nın 104/1. maddesinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturup, öngörülen cezanın üst sınırının iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektirmesi ve mahkemece mahkumiyet hükmü kurulmasının ardından 17.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunla yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nın 251. maddesindeki basit yargılama usulüne dair kanuni düzenlemeden sonra 7188 sayılı Kanunun geçici 5. maddesinin 1/c bendine yönelik olarak 19.08.2020 günlü, 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarih ve 2020/16 Esas-2020/33 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa 7188 sayılı Kanunun 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin, aynı bentte yer alan “basit yargılama usulü” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmesi karşısında, anılan karara istinaden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafisi ile katılan mağdure vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, esası incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 11.01.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.