YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15355
KARAR NO : 2013/20121
KARAR TARİHİ : 11.11.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/12/2011 tarih ve 2008/510-2011/511 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin teknesinin davalı … şirketine 07.07.2007 -07.07.2008 tarihleri arasında geçerli olmak üzere sigortalı olduğunu, 19.08.2007 tarihinde müvekkilinin teknesinin kuvvetli poyraz nedeniyle alabora olarak battığını, bu nedenle bir kısım eşyaların kayıp olduğunu, davalı … tarafından görevlendirilen eksperin 6.000 TL ile geminin eski hale geleceğini rapor ettiğini ancak 6.000 TL bedel ile teknenin eski hale gelmesinin mümkün olmadığını, ayrıca davalı sigortanın olayın tam ziya klozu kapsamına girmemesi nedeniyle ödeme yapmadığını, bunun yasal olmadığın ileri sürerek 8.000 TL zararının 19.08.2007 tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 14/03/2011 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 9.000 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, poliçenin sadece teknenin tam ziya halini teminat kapsamına aldığını, anılan poliçe tahtında hasarının tazmin edilebilmesi için gerekli koşulların oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, hasarın poliçe teminatı kapsamında kaldığı, davacı vekilinin ıslah talebi yönünden TTK’nın 1268. maddesine göre 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu için davalının bu talep yönünden zamanaşımı definin yerinde bulunduğu gerekçeleriyle 8.000 TL’nin ekspertiz raporunun düzenlendiği 27.08.2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz istemine gelince, davalı vekilinin temyiz dilekçesi davacı vekiline 16/02/2012 tarihinde tebliğ edilmiş ve hüküm temyiz süresi geçirildikten sonra, davacı vekili tarafından 28/02/2012 tarihinde temyiz edilmiştir. Aynı Yasa’nın 432/4. maddesine göre süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün 3-4 sayılı İBK uyarınca Yargıtay tarafından da bu konuda bir karar verebileceğinden davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 426,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, istek halinde aşağıda yazılı 96,70 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, 11/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.