YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4049
KARAR NO : 2013/20143
KARAR TARİHİ : 11.11.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.09.2012 tarih ve 2009/394 – 2012/529 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı banka nezdinde kredi müşterisi olan …’ın yasal mirasçıları olduğunu, davalının mirasbırakan ile kredi ilişkisine girerken emrivaki olarak kendisinin iştirakçisi bulunduğu Deniz Emeklilik ve Hayat A.Ş’ye ferdi kaza sigortası ve hayat sigortası poliçeleri düzenlettirdiğini, pirimin de hukuka aykırı şekilde krediden kesildiğini, miras bırakanın 27.01.2009 tarihinde öldüğünü, riskin sigorta şirketince üstlenilmesine karşın davalı bankanın kredi alacağını müvekkillerinden haksız olarak tahsil ettiğini, sigorta tazminatının talep edilmesi neticesinde de sigorta şirketince taleplerinin reddedildiğini, davalı bankanın kredi borcunu sigorta şirketinden tahsil etmesi gerektiği halde veraseten müvekkillerden haksız bir şekilde tahsil ettiğini, haksız iktisap kuralları gereğince ödenen bedelin istirdatı gerektiğini ileri sürerek, 53.389,50 TL’nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müteveffaya kredi kullandırımı yapılırken 3 adet sigorta poliçesi tanzim edildiğini, müşterinin vefatı kaza neticesi olmadığından ferdi kaza sigortasından tahsil edilemediğini, kredi riskinin hayat sigortası tarafından da müvekkili bankaya gönderilen yazı ile beyan yükümlülüğüne aykırılık nedeni ile karşılanmadığını, bu nedenle kredi riski mirası reddetmeyen davacılar tarafından karşılandığını, işlemlerin bankacılık mevzuatına uygun olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların davalı bankadan kredi kullanan ve vefat eden …’ın varisleri oldukları, mirası red etmediklerinden vefat edenin davalı bankaya olan kredi borcunun bankanın keşide ettiği ihtarname sonucu herhangi bir ihtirazi kayıt öne sürmeksizin nakten ödedikleri, ancak kredi riski için davalı bankanın vefat eden … lehine iştiraki olan Deniz Emeklilik ve Hayat A.Ş’ne hayat sigortaları düzenlettiği, kredi borcunun bu sigorta tazminat bedellerinden tahsilinin gerektiği halde kendilerinden alındığı sebebi ile bu tutarın iadesi için işbu davanın açıldığı, sigorta poliçesi bedelinin tazminat edilmemesinin davacılar ile dava dışı sigorta şirketi Deniz Emeklilik ve Hayat A.Ş arasında bir uyuşmazlık olduğu, bu nedenle davanın anılan sigorta şirketine karşı açılması gerektiği, gerekçesi ile davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine, karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Davacı yan, dava dilekçesinde uyuşmazlık konusu kredi tutarının davalı banka tarafından sigorta şirketinden tahsil edilmesi gerekmesi nedeni ile davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespitini, davalıya yaptıkları ödemelerin istirdadını talep etmektedir. Bu durumda işbu davada, öncelikle, düzenlenen üretici kart hayat sigortasi başlıklı poliçelerde sigorta ettiren ve dain mürtehin sıfatı bulunan ve buna bağlı olarak sigorta bedeli üzerinde asıl hak sahibi konumunda olan davalı banka ile davadışı sigorta şirketi arasındaki hukuki durumun tayin ve tespit olunması, bunun sonucuna göre de davalı bankanın tüketici kredisinden kaynaklanan alacağını sigorta şirketinden tahsil etmesi gerekirken davacılardan talep ve tahsil etmiş olmasının MK’nın 2. maddesi dairesinde hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunup bulunmadığı ve bu durumun aynı sermaye grubu içinde yer alan sigorta şirketi ile davalı banka bakımından bir sebepsiz zenginleşme hali yaratıp yaratmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu biçimde yapılacak bir araştırma ve soruşturmanın sonucunda verilecek kararın ise, davadışı sigorta şirketinin hukuki durumunu etkileyeceği açıktır. Nitekim, davacı yanca davadışı sigorta şirketinin davaya dahil edilmesi yolundaki istem mahkemece reddedilmiştir. Hukukumuzda dahili dava müessesesi bulunmadığından bu yoldaki istemin reddine karar verilmesi doğru ise de, davanın Deniz Emeklilik ve Hayat A.Ş.’ye de husumetin yöneltilmeksizin çözümü olanaklı görülmediğinden, davacı yana adı geçen sigorta şirketi aleyhine dava açılması ve işbu dava ile birleştirilmesi için süre verilerek gereğinin yerine getirilmesi halinde yukarda belirtilen hususlar çerçevesinde gerekirse yeniden bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davada iddianın ileri sürülüş biçimi gözden kaçırılarak yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 11.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.