Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/11477 E. 2021/15845 K. 13.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11477
KARAR NO : 2021/15845
KARAR TARİHİ : 13.12.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi

Dava, 24.02.1989 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince istinaf isteminin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne dair karar verilmiş, kararın temyizi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar dairemizin 23.11.2000 tarihli kararıyla bozulmuştur.
Bozma üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince verilen, davanın kabulüne dair kararın temyizen incelenmesi davalı Kurum vekili tarafından istenilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı, Esnaf Bağ-Kur tescil tarihinin, kurumca kabul edilen 04.10.2000 tarihi değil, oda kayıt tarihi olan 24.02.1989 tarihi olarak kabulünü talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı Kurum vekili, kurum işlemi yerinde olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
“Davanın kabulü ile, Davacının Cihanbeyli Nakliyeciler ve Şoförler Odası kaydı gözetilerek 1479 Sayılı Yasa kapsamında sigortalılık başlangıcının 24/02/1989 tarihi olduğunun tespiti ile, 24/02/1989 – 14/08/2005 tarihler arası dönemde 1479 Sayılı Yasa kapsamında bağkur sigortalısı olduğunun tespitine” karar verilmiştir.

B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
BOZMA ÖNCESİ
“1-Davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin HMK’nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca kabulüne,
2-… İş Mahkemesi’nin 28.05.2019 tarih ve 2018/298 esas ve 2019/297 karar sayılı kararının kaldırılmasına, yerine
3-Davanın kabulü ile davacının 24.02.1989 ile 04.10.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsımında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine”
BOZMA SONRASI
“1-Davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK’nın 356 ve 359 maddeleri uyarınca kabulüne,
2-… İş Mahkemesi’nin 28.05.2019 tarih ve 2018/298 esas ve 2019/297 karar sayılı kararının kaldırılmasına, yerine
3-Davanın kabulü ile davacının 24.02.1989 ile 04.10.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsımında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili, davacının talebinin aşılarak hüküm kurulduğu, 1479 sayılı yasanın Geç.18. md.’si gereği kurum işlemlerinin kanuna uygun olduğu ve sair gerekçelerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Bozma öncesi davacının 27.03.2001 tarihinde kuruma intikal eden bağ-kur giriş bildirgesine istinaden 04.10.2000 tarihinde Bağ-Kur tescilinin başlatıldığı, 09.03.1998 – 19.12.2000 ve 22.01.2014 – devam eden Karayolu ile şehirlerarası yük taşıma ve nakliye faaliyetinden dolayı vergi kaydının bulunduğu, 24.02.1989 – 14.08.2005 arası…Şoförler ve Nakliyeciler Esnaf Odası kaydı bulunduğu, oda kayıt başlangıç tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalı olduğunun tespiti talepli eldeki davanın açıldığı, yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karar dairemizin 23.11.2020 tarih 2020/9770 E. – 6839 K. sayılı ilamıyla “01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24 ve 25. maddelerinde “…kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler…”, “meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren” zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılmışken, anılan maddelerde 19.04.1979 gün ve 2229 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, “kendi adına ve hesabına” çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir. 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemede, kendi adına ve hesabına çalışma koşuluna ek olarak “gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar” için mükellefiyetin başlangıç tarihinden, “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmakla beraber gelir vergisinden muaf olanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar” kayıtlı oldukları tarihten itibaren sigortalı sayılmaktadır.
22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikte ise, bu kez, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; “gerçek ve götürü usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkarlar Siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlardan” gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da Esnaf ve Sanatkarlar Siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayılmışlardır.
02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemede de; kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; “gelir vergisi mükellefi olanlar ile, gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıt olanlar” sigortalı sayılmışlardır.
Yukarıda açıklanan tüm bu Kanunlarla yapılan değişiklikler; önceki mevzuatın öngördüğü koşullara sahip olan sigortalıların, sigortalılık niteliklerine son vermemekte, değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Bağ-Kur sigortalılık niteliğini kazananlar yönünden yeni düzenlemeler içermektedir. Tersinin kabulü, kazanılmış hakları ortadan kaldırmak olur ki, bu durumun kabulüne yasaca ve hukukça olanak olmadığı açıktır.
Davacının, talebine konu dönemde yukarıda açıklanan 3165 sayılı Kanun ile getirilmiş şekli yürürlüktedir ve sigortalılık niteliğinin varlığı sorunu da, anılan düzenleme doğrultusunda çözümlenmelidir. Belirtmek gerekirse anılan düzenlemenin açıkça değindiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma” olgusunun varlığı zorunlu ve asli unsur olup, vergi dairesine ve meslek kuruluşuna kayıtlı olmak; anılan çalışmayı doğrulayan bir şekil şartından ibaret olduğu cihetle aksinin kanıtlanması olanaklıdır. Diğer bir anlatımla, bu gibi kişilerin mesleki faaliyetlerine son verdiklerinin kanıtlanması halinde, artık somut bir çalışmaya dayanmayan, soyut ve sadece evrak üzerindeki oda ve vergi kaydına itibar edilerek kişiyi sigortalı saymak, Kanunun amacına aykırı olacağı açıktır.
Bu bağlamda, vergi kaydı dışındaki oda-sicil kaydı yönünden faaliyet araştırması yapılmaması hatalı olup, 1479 sayılı Kanunun 26. maddesinde düzenlenen, “sosyal güvenliğin vazgeçilmez ve kaçınılamaz” kamusal yapısı gereği yöntemince ve re’sen araştırma yapılarak, davacının, kendi nam ve hesabına çalışıp çalışmadığının tespiti için, davacıya maddi delilleri olup olmadığı sorularak, varsa bunları mahkemeye sunmak üzere davacıya önel verilmeli, davacının gerçekten kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının nasıl olduğu, davacının işyerine ilişkin emniyet, trafik sicili, zabıta, maliye, muhtarlık vs. marifetiyle araştırılmalı, elektrik ve su abonelikleri ve işyerlerine ilişkin işyeri açma ruhsatları celp edilerek, oda aidatı ödeyip ödemediği, hazirun cetvellerinde yazılı olup olmadığı sorulmalı; vergi kayıtlarına ilişkin işe başlama ve yoklama kayıtları celp edilerek, vergi ve odadaki kaydın gerçek bir çalışmaya ilişkin olup olmadığı; hiç bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya konularak, yine davacının af kanunları kapsamında geçmişe yönelik prim ödemeleri araştırılıp, sigortalı olarak kabul edilmesi gereken süre/süreler kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde ortaya konarak yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmelidir.” gerekçeleriyle bozulmuştur.
Bozma üzerine davacının esnaflık faaliyetine ait işyeri kayıt ve belgelerini sunması için davacı vekiline süre verilmiş, davacı tarafça, davacının nakliyecilik faaliyeti nedeniyle belirli bir işyerinin bulunmadığı, işyeri açmak zorunda da bulunmadığı, işyerine ait maddi bir delilin olmadığı beyan edilmiş, mahkemece vergi dairesi, trafik tescil, SGK, meslek odası ve kollukça yaptırılan araştırmalar neticesinde dosyaya gelen bilgi ve belgelere göre; Cihanbeyli Şoförler ve Otomobilciler odasına 24.02.1989 – 14.08.2005 tarihleri arasında kayıtlı olduğu, 1993 – 2000 yıllarına ait oda aidat borçlarını 07.10.2015 tarihinde ödediği, 2013 yılı öncesinde adına kesilen bir trafik cezasına rastlanmadığı, kollukça yapılan araştırmada, 40 yıldan beri başkasının aracını kullanarak kamyon şoförlüğü yaptığı tespit edilmiştir. Ayrıca davacı vekilince 42 R 6850 plakalı kamyonun 09.03.1998 tarihli mülkiyeti muhafaza kaydıyla alındığına dair noter evrakı ile 24.10.1997 tarihli bir adet iş talebi pusulası fotokopileri dosyaya sunulmuştur.
Dairemizin uyulan bozma ilamı üzerine toplanan deliller ile dosyada bozma öncesi bulunan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacının kendi nam ve hesabına nakliyecilik faaliyetinden dolayı 24.02.1989 – 04.10.2000 tarihleri arasında esnaf bağkurlu olduğunun kabulü eksik araştırma ve hatalı değerlendirmeye dayalıdır.
Davacının, öncesinden başlayarak 1989 yılından itibaren şoförlük yaptığına dair tespit yerinde ise de davacının kendi nam ve hesabına mıçalıştığı, yoksa başka işverenler yanında şoför olarak çalışıp çalışmadığı somut olarak belirlenmeli, uyuşmazlık hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde ortaya konarak oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.