YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/754
KARAR NO : 2021/15518
KARAR TARİHİ : 07.12.2021
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesi
Dava, iş kazasından maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacı vekilinin istinafa başvurması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince verilen kararın davacı vekili tarafından süresi içersinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 13.08.2016 tarihli iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığı iddiasıyla fazlaya ilişkin talep hakkı saklı 1.000 TL maddi – 100.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının başvuru formunda ve 2011 tarihli sağlık raporunda görüleceği üzere kaynakçı olarak işe başladığını, iş kazası olduğu zaman da kaynak yaptığını, davacının 2011 yılından beri kaynak yaptığını, işyerinde 20’den fazla personel olması dolayısıyla davacıya ekstradan kaynak işi veya elyaf işi yapması noktasında bir baskının olmadığını, işçiye iş sağlığı ve güvenliği eğitim ve sertifikası verilmiş olup iş sağlığı için gerekli ekipmanların kendisine zimmetlendiğini, davacının olayın oluşumuna kendisinin sebep olduğunu, davacının elyafla çalışanların yanında kaynak yapmak için kendisinin ısrarcı olduğunu, elyafla çalışan Mehmet Borucu ve ustabaşı Şükrü Solmaz’ın uyarılarda bulunduğunu, ancak davacının onları tersleyerek çalışmaya devam ettiğini, vuku bulan olaydan önce 09.06.2016 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca iş güvenliği açısından firmanın denetim geçirdiğini ve iş sağlığı ve güvenliği açısından işyerinin mevzuata uygun olduğunun tespit edildiğini, kaza sonucu işçi için gereken işlemlerin yapıldığını, davacıya tedavi gördüğü sırada 1 aylık maaşı ödenmiş olup tedavi için gerekli olan diğer masrafları için de babasına 1.500,00 TL paranın peyderpey verildiğini, davacı iyileştikten sonra işe dönmesi için telefonla şifahi olarak görüşüldüğünü, ancak davacının ihtarname çekerek iş akdinin feshedildiğine dair bildirim yaptığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince “Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinin kararı ile davacının iş kazası sebebiyle, meslekte kazanma gücü kaybı oranının %0 olarak tespit edildiği görülmüştür. İş kazasının gerçekleştiği işyerinde, keşif yapılmış olup bu suretle düzenlenen kusur raporu da göz önünde bulundurularak işverenin çalışma yerinde gerekli tedbirleri almaması ve işçisinin güvenliğini sağlamaması sebebiyle %75, işçinin ise tehlikeli olan işlerden uzak durmayarak kendi güvenliğini sağlayamaması nedeniyle %25 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Davacının geçici iş göremezlik dönemi bakımından tespit edilen 780,59 TL’lik zararından; davacıya ödenen 738,86 TL’lik ödemenin işverenin kusuruna isabet eden kısmı tenzil edilmek suretiyle davacıya 226,45 TL’lik maddi tazminat ve 1.000,00-TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği kanaatiyle ” gerekçesiyle “Davanın kısmen kabulüyle Maddi tazminat olarak; 226,45 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye talebin reddine, Manevi tazminat olarak; takdiren 1.000,00 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye talebin reddine,” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince “1-Davacı vekilininn istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,” karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle: öncelikle müvekkilin geçirmiş olduğu iş kazasında davalı işverenin %75 kusurlu bulunduğunu, Davalının kusur durumu gözetilerek manevi tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yerel mahkeme tarafından çok düşük miktarda manevi tazminata hükmedildiğini, iş kazası nedeniyle müvekkilinin uzun süre tedavi gördüğünü bu süre zarfında ciddi psikolojik sıkıntı yaşadığını, bütün bunlara rağmen yaşanan olayda asli kusurlunun sanki davacı müvekkiliymiş gibi Yerel Mahkeme tarafından 1.000.00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin kamu vicdanına da sığmadığını, iş kazası geçirip adeta ölümden dönen ve olayda kusuru yok denecek kadar az olan müvekkili lehine 1.000.00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin hakkaniyet ve vicdana sığmamaktadır.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplerle temyiz kapsam ve nedenlerine göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Gerek mülga BK’nun 47 ve gerekse de olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK’nun 56. Maddesinde hâkimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hâkimin manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin Duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Somut olayda; davacı sigortalının 13.08.2016 tarihinde işyerinde uçak maketi üzerinde kaynak yapmaya başladığı sırada, aynı işyerinde diğer bir işçinin bu maket içerisinde elyaf kaplama işi yaptığı, bu sırada davacının koluna elyaf kaplama işinde kullanılan yanıcı madde döküldüğü, kaynaktan çıkan saçıntılardan bu maddenin tutuştuğu ve davacının vücudunun alev alması üzerine iş kazasının gerçekleştiği, olayın gerçekleşmesinde mahkeme kabulüne göre davalı işveren %75 kusurlu kabul edilmişken; davacı işçinin %25 oranında müterafik kusurunun bulunduğunun tespit edildiği, iş kazası neticesinde ilk tedaviyi gerçekleştiren sağlık merkezinde davacının vücut yüzeyinin % 20- 29’unu kapsayan yanık izlerinin bulunduğunun belirtildiği, her ne kadar SGK tarafından davacının sürekli iş göremezliğinin bulunmadığı ve %0 oranında sürekli iş göremezlik derecesi tespit edilmiş ise de bu bilginin dayanağı tedavi bilgi ve belgeleriyle SGK kurum sağlık raporlarının dosya içerisinde bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, öncelikle davacının mevcut iş kazasıyla ilgili SGK kurum sağlık kurulu raporu ile var ise Yüksek Sağlık Kurulu raporunu ve bu raporların dayanağı tedavi bilgi ve belgelerini dosya içerisine getirtmek, her ne kadar iş kazası nedeniyle %0 düzeyinde tariflenen sürekli iş göremezlik oranı tespit edilmiş ise de; iş kazasının gerçekleşme şekli, dosya içerisinde mevcut bulunan kayıtlara göre davacı vücut yüzeyinin %20-29’unu kapsayan yanık izlerinin bulunduğunun iddia edilmiş olmasına göre, davacının bu iş kazası nedeniyle duyduğu şiddetli acı ve elemin tazmini açısından davacı lehine mevcut kararda hüküm altına alınan 1.000 TL manevi tazminatın açıkça manevi zararı tazminden uzak ve çok az miktarda olduğunu dikkate alarak; davacı lehine getirtilecek tedavi kayıtlarında tariflenen yanık izlerinin niteliği ve olayın gerçekleşme şekline göre hakkaniyete uygun ve davacıdaki manevi kaybı tazminle uyumlu hakkaniyete uygun bir miktar manevi tazminata hükmetmekten ibarettir.
Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesinin, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi … Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesine gönderilmesine, 07.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.