Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/2261 E. 2013/20102 K. 11.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2261
KARAR NO : 2013/20102
KARAR TARİHİ : 11.11.2013

MAHKEMESİ : İZMİR FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.11.2012 tarih ve 2012/12-2012/120 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2006/22909 nolu 14. sınıfta kayıtlı “Pandora” ibareli tanınmış markaya sahip olduğunu, dünya çapında pek çok ülkede tescillerinin bulunduğunu ve 84 ülkede markasının korunduğunu, ürünlerinin Türkiye’de de piyasaya sunulduğunu, büyük reklam ve tanıtım harcamaları yapıldığını, davalının bu ürünleri ve markayı taklit ettiğini ileri sürerek, davalının markaya tecavüzün tespitini, önlenmesini, ayrıca davalıya ait markanın hükümsüzlüğe karar verilmesini ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, açılan davanın haksız olduğunu, müvekkilinin ithalat ve ihracat yapan bir firma olduğunu, “Lovelinks” adlı marka ile bilezik ve süs satışları yaptığını, markanın 35. ve 14. sınıflarda TPE’de kayıtlı olduğunu, tedbir kararının infazı için gelindiğinde sahte ürünlere rastlanmadığını, yasal olarak üretilmiş, ithal edilmiş ürünleri satışa arz ettiklerini, bunların fuarlarda sergilenmiş daha farklı ürünler olduğunu, tasarım tescilleri olmadığından davacının koruma isteyemeyeceğini, müvekkilinin 2009/18160 nolu “Pandora” markasının tescillenmiş olduğunu, temel yazı fontu ile yazıldığını, davacı şirketin ibaresinin “O” harfi üzerinde taç ibaresi olduğunu, terkin sebebi bulunmadığını, karıştırılma ihtimalinin olmadığını, tanınmışlık iddialarının dayanaksız olduğunu, kötüniyet iddialarını kabul etmediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı işyerindeki tedbir infazı sırasında “Pandora” ibaresini taşıyan çok sayıda etikete rastlandığı, davalının, bu etiketlerinin kendi servis markaları için kullanıldığı yolundaki savunmasının makul bulunmadığı, böyle olsa bile, tüketicinin yanılabileceği, davalı ile davacı arasında bağlantı kurabileceği ve iltibasa düşebileceğinin belli olduğu, üzerlerinde “Pandora” ibaresi aynen yazılı olan bu etiketler, ihtiyati tedbir kararı sırasında değerlendirilen ürün örneği, satış fişi, üzerinde not ve kısaltma taşıyan kartvizit gibi delillerle birlikte değerlendirildiğinde, davalının, tescilli sahibi olduğu “Pandora” hizmet markasının haksız ve izinsiz olarak ürün üzerinde kullanıldığı kanaatine varıldığı, bilirkişilerce taklit olduğu belirtilen bu ürünlerin davalı firmadan kaynaklandığı ve kartvizitteki kısaltmaların davalının eylemindeki kastı ortaya koyduğu sonucuna varıldığı, gerçekten de hizmet markası olarak tescilledikleri ibareyi ürün üzerinde kullanamayacaklarının açık olduğu, bu bakımdan ürünlere bağlanmak üzere hazırlanmış çok sayıda etiketin makul bir açıklaması bulunmadığı, tüm bu deliller birlikte değerlendirildiğinde birbirini tamamlayarak tecavüzlü kullanım iddiasını doğruladığı, öte yandan, 10 yıldır kuyumculuk sektöründe ithalat ve ihracat yaptığını savunan davalının, dünyada yaygın marka tescilleri olan, sektörel olarak öne çıkmış bir firmayı ve ürünlerini bilmemesinin düşünülemeyeceği, taklit edildiği ileri sürülen bileklik ve charm ürünleri için davacının tescilli bir tasarımı bulunmamasının sonuca etkili olmadığı, keza, davalının farklılık olarak öne sürdüğü “O” harfi üzerindeki taç şeklinin esas unsur niteliği taşımadığı, davacı bakımından davalının tescil ettirdiği markanın hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, markanın aynı türdeki hizmet olarak değerlendirilebilecek, yakın ve bağlantılı bir hizmet sınıfında tescillenmiş olması ve işaretlerin ayniyet arz etmesi nedeniyle MarkKHK’nın 7/1-b, 8/1-b madde hükümlerinin uygulanması gerektiği, ayrıca aynı markanın aynı emtia olmasa bile bağlantılı hizmet sınıfında sektörel bilinirliğe rağmen tescil ettirilmesinin iyiniyetle bağdaşmadığı, davacının MarkKHK’nın 35. maddesine göre, davalı başvurusuna itiraz hakkı olduğu gibi tescilden sonra kötüniyete dayalı terkin isteme haklarının da oluştuğu, nitekim, uygulama sırasında İzmir 20. İcra Müdürlüğünün 2012/1849 Esas 02/02/2012 tarihli yazısı ile infaz tutanağı ekinde dosyaya gönderilen “Pandora” ibaresini taşıyan küçük etiketlerin ele geçtiği, davalının, bu etiketler bakımından 2009/18160 sayılı 40. sınıfta kayıtlı hizmet markasına dayandığı, bununla birlikte, markanın kötüniyet, diğer mutlak red ve nispi red sebeplerine bağlı olarak hükümsüzlüğü koşulları oluştuğu, geçmişe etkili hükümsüzlük kararının sonucu olarak da, kullanım eylemlerinin de dayanaksız bulunduğu, kaldı ki, hizmet markasının emtia markası gibi kullanıldığına ilişkin deliller elde edildiği, bu bakımdan, davalının markaya tecavüzünün tespitine, önlenip giderilmesine, marka kullanımı ile ilgili ihtiyati tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamına, davalı adına kayıtlı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 11.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.