Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/9295 E. 2021/15472 K. 06.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9295
KARAR NO : 2021/15472
KARAR TARİHİ : 06.12.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili ve feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemiz bozma kararı sonrası, … Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesi’nce bozmaya uyularak verilen kararın feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I – İSTEM:
Davacı vekili; davacının 23/05/1988–05/10/1991 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II – CEVAP
Davalı işveren, şirketin kayıtlarında davacının yanında çalıştığını gösteren belgelerin aradan 30 yıla yakın bir süre geçmesi sebebiyle bulunamadığını, davacının tespitini talep ettiği sürelerin üzerinden 5 yıllık süreyi aşan bir süre geçtiğinden hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Feri Müdahil Kurum, hak düşürücü sürenin dolduğunu, davacının söz konusu işyerinde 01/06/1988 ile 05/10/1991 tarihleri arasında çeşitli tarihlerde kesintisiz olarak çalıştığının görüldüğünü, bu tür hizmet tespiti davalarının kamu düzenini ilgilendirdiğini, resen araştırma yapılması ve özel bir duyarlılık ile özenle araştırılması gerektiğini beyanla açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; davacının davasının kabulüne, davacının 11204 sicil numaralı işyerinde 23/05/1988-05/10/1991 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitine, sigorta başlangıç tarihinin 23/05/1988 olduğunun tespitine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince, 21 Hukuk Dairesinin 13/01/2020 tarih 2019/2223-2020/59 sayılı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; “1- … 6. İş Mahkemesinin 24.04.2018 tarih ve 2017/210 E. 2018/280 K. sayılı kararının ortadan kaldırılmasına, 2- Davanın kabulü ile, davacının, davalı şirkete ait 11204.1101 sicil numaralı iş yerinde 23.05.1988-05.10.1991 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığının ve malullük yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık başlangıç tarihinin ise 18 yaşını doldurduğu 14.07.1989 tarihi olduğunun, bu tarihten önceki sürelerin prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gerektiğinin tespitine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Feri müdahil SGK vekili, hak düşürücü sürenin 05/10/1996 tarihinde dolduğunu, dinlenen tanıkların, üzerinden oldukça uzun zaman geçmiş olan tarihlere ilişkin olarak kesin ve net beyanda bulunabilmelerinin yaşamın olağan akışına aykırı, Kurum kayıtları karşısında, iddiasını yazılı yazılı olarak ispatlaması gerekirken sadece tanık beyanları ile yetinilerek hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının Kurumdan 01/08/2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı aldığını, davayı açmada menfaati bulunmadığını belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava, 506 sayılı Kanunun 79/10. (5510 sayılı Kanun’un m. 86/9.) maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, iş yeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
Yargıtay (Kapatılan) 21 Hukuk Dairesinin 13/01/2020 tarih 2019/2223-2020/59 sayılı bozma ilamında, “davacı, 18 yaşından küçük olduğu halde öğrenimine devam edip etmediğinin araştırılmadığı, davacı tanığı …’ın davalı işyerinin sezonluk bir işyeri olduğuna dair beyanı bulunduğu halde, işin sürekli veya sezonluk nitelikte olup olmadığının eksiksiz bir şekilde ortaya konulmadığı, davacının ne iş yaptığının açıkca belirlenmediği” hususlarına işaret edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma ilamı gereğince, davacının çalışmasının sezonluk olmadığı ve yılın tamamında çalıştığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de; yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Yapılacak iş, iş yerinin sezonluk olup olmadığını ya da yıl boyunca sürekli çalışıp çalışmadığını belirlemek amacıyla Kurum’dan sorulmak suretiyle veya zabıta araştırması ile tespit edilecek komşu işyerlerinde benzer işi yapan işlerle uğraşan işverenler veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanların beyanlarına başvurmak, su ürünleri imali fabrikası olan işyerini denetlemekle görevli Belediye, İlçe Tarım Müdürlüğü gibi kuruluşlardan bu işyerinin yıl boyunca sürekli çalışıp çalışmadığını ya da yılın hangi dönemlerinde çalıştığını sormak ve buna dair belgeleri getirtmek, fabrika olan işyerinin su ve elektrik tüketimine dair kayıtları ilgili kuruluşlardan getirtmekten ibarettir.
Bu itibarla, davacının da beyanı alınmak suretiyle çalışma şeklinin nasıl olduğu tespit edilmeli, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği araştırılarak sezonluk çalışma olup olmadığı, tüm yılı kapsayacak şekilde su ürünleri imali işinin yapılıp yapılmadığı, çalışmanın yıl boyunca devam edip etmediği belirlenmeli, davacının ihtilaf konusu dönem içerisinde okula devam durumu tespit edilmeli, re’sen araştırma ilkesi ve elde edilecek deliller kapsamında bütün inceleme ve araştırmalar yapılarak davacının çalışmasının varlığı ve süresi açıklıkla tespit edilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, feri müdahil Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.