YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7048
KARAR NO : 2021/15853
KARAR TARİHİ : 13.12.2021
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı ve fer’i müdahil Kurum tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirkette 10.06.1999 tarihinde çalışmaya başlamasına rağmen bildiriminin geç yapıldığını, 10.06.1999 – 10.11.1999 tarihleri arasında da çalışmasına rağmen kuruma bildirilmeyen bu döneme ilişkin hizmetlerinin tespitini talep etmiştir.
II- CEVAP
Davalı ve feri müdahil kurum vekilleri davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
III- MAHKEME KARARI
A- İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
“Davacı … vekili tarafından davalı şirket aleyhine açılan davanın kabulü ile;
…TC kimlik numaralı davacı …’un davalı … Et Gıda ve Sosyal Hizmetler Ltd. Şti.’ye ait iş yerinde 10/06/1999-10/11/1999 tarihleri arasında toplam 150 gün süre ile hizmet akdine dayalı olarak asgari ücret karşılığı çalıştığının ancak söz konusu çalışmasının kuruma bildirilmediğinin TESPİTİNE” karar verilmiştir.
B- BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
“… 2. Mahkemesinin 09/01/2020 tarihli, 2019/96 Esas- 2020/8 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekili ve feri müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Yasanın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Fer’i müdahil Kurum vekili, hak düşürücü sürenin geçtiği ve davanın ispatlanamadığı, davalı vekili, davanın tanık beyanlarıyla dahi ispatlanamadığı, tanıkların davacıyı hatırlamadıkları, bilirkişinin de davanın ispatlanamadığı kanaatinde olduğu gerekçeleriyle kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
IV- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Dava, 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayılı Kanun’un m. 86/9. maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
Tanık beyanları değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren, işçi ve işyeriyle ilişkileri düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça bordrolu, komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar da dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
Dosya kapsamına göre; 10.11.1999 işe başlama tarihli İşe Giriş Bildirgesine istinaden bu tarihten itibaren davacının bildirimlerinin davalı şirkete ait 3 farklı sicildeki işyerlerinden yapıldığı sabit olup uyuşmazlık 10.06.1999–10.11.1999 tarihleri arasında davacının çalışmasının bulunup bulunmadığında toplanmaktadır.
Davacının 10.06.1999 tarihinde işe başlayarak 10.11.1999 tarihine kadar kesintisiz çalıştığına dair dosya kapsamında davayı kabule yeterli delil bulunmamakta olup, toplanan deliller uyuşmazlığı aydınlatmaktan uzaktır.
Mahkemece davacı isticvap edilerek işe başlama tarihiyle ilgili somut tarih belirlenmeye çalışılmışsa da davacının kendisi dahi işe başlama tarihine ilişkin somut bir beyan verememiş, mahkemece bu yönde bir belirleme yapılamamıştır.
Mahkeme hem bordro tanıklarını, hem de çalışmanın geçtiği yer olan Trakya Dökümsan A.Ş.’de çalışan tanıkları dinlemişse de … adlı tanıktan başka davacının işe giriş tarihine dair bir beyan bulunmamaktadır. Tanıklar davacının davalı işyerinde çalıştığını beyan etmektedirler. …’ın ise belirttiği tarihi ne şekilde hafızasında tuttuğuna dair somut bir veri yoktur. Bu haliyle dava ispatlanamamıştır.
Bu nedenlerle, çalışmanın geçtiği iddia edilen Trakya Dökümsan A.Ş.’ne ait fabrikanın giriş-çıkış kayıtlarının tutulup tutulmadığı ilgili şirketten sorulmalı, giriş-çıkış kayıtları tutulmasına rağmen davacının isminin olmaması halinde davanın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeli, dinlenen bordro tanıklarının çalışmalarının tam olarak kuruma bildirildiği gözetildiğinde, işyerinde davacıyla ilgili yazılı bilgi ve belgeler varsa bunlar celp edilmeli, gerekirse çalışmayı bilebilecek durumda olan bordro tanıklarından, davacının işe başlama tarihi ve çalışma şekliyle ilgili somut verilere dayanan beyanları alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı ve fer’i müdahil Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesinin istinaf isteminin esastan reddine dair kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesince verilen karar bozulmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 13.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.