YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/11865
KARAR NO : 2012/8800
KARAR TARİHİ : 24.09.2012
Cinsel taciz suçundan sanık … …’nün yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair İzmir 1. Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 27.04.2009 gün ve 2007/35 Esas, 2009/1021 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın suçta kullanılan ve üzerine kayıtlı olan — — numaralı hattını Ocak ayında kaybettiğini, sonradan kaybolduğunu farkedince Avea GSM şirketine hattın iptali için faks çektiğini, cevap gelmeyince iptal edildiğini düşündüğü yönündeki savunması, mağdurun İzmir 12. Aile Mahkemesinde eşi olan ve tanık sıfatıyla beyanı alınan … ile görülen boşanma davasının yapılan yargılama sırasında, bu olaya atıf yapılarak kendisine boşanma davasında aleyhine delil olması için kurgu yapıldığını beyan etmiş olması, tanık sıfatıyla duruşmada beyanı alınan … …’in mağdurun eşi … ile sanık … …’nün aynı iş yerinde çalıştıkları yönünde beyanda bulunduğu halde tanık …’in sanığı tanımadığını, sanıkla aynı iş yerinde çalışmadıklarını ifade etmesi, GSM şirketince verilen cevapta telefon abonesinin sanığa ait olduğunun belirtilmesine karşın suç tarihinde bu aboneliğin aktif olup olmadığı hususunda açıklık bulunmaması karşısında, sanığın savunması üzerinde durularak Avea GSM şirketine yeniden yazı yazılmak suretiyle suç tarihi itibarıyla sanığın kullandığı … — — numaralı telefon hattının halen açık olup olmadığı, hattın iptaline yönelik bir başvuru yapılıp yapılmadığı hususunda araştırma yapılarak söz konusu hattı suç tarihlerinde sanığın kullanıp kulanmadığı kesin olarak tespit edilip tüm delillerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi,
Kabule göre de;
Katılana mesajın gönderildiği 25.03.2006 günü itibarıyla sanığın 18 yaşını ikmal etmediği gözetilmeden, cezasından TCK.nın 31/3. maddesi uyarınca indirim yapılmaması,
5395 sayılı Kanunun 23. maddesi uyarınca, 06.12.2006 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunun 23. maddesi ile eklenen CMK.nın 231/5. maddesi değerlendirilerek sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarıncı BOZULMASINA, 24.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.