Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/12427 E. 2021/16712 K. 28.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12427
KARAR NO : 2021/16712
KARAR TARİHİ : 28.12.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : …Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi

Dava, 01.09.1986 tarihinde 1 gün süreyle hizmet akdiyle çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının işveren … adına kayıtlı … sınırları içerisinde bulunan iş yerinde çalıştığını, davalı kurumun davacıya sicil numarası verdiğini ve tescilini yaptığını, davacının inşaat işçisi olarak çalıştığını bu nedenle davacının …’in iş yerinde 01/09/1986 tarihinde bir gün süre ile çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle, dava konusu söz konusu dönemde işe giriş bildirgesi verildiği ancak prim yatırılmadığını, hak düşürücü sürenin resen gözetilmesi ve resen araştırma yapılmasının gerektiğini bu nedenle haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Davacının davasının kabulü ile, …sigorta sicil numaralı davacı …’in (… TC kimlik No’lu), dava dışı 4003.148915.04.23 sicil sayılı işyerinde, 01/09/1986 tarihinde bir (1) gün süre ile hizmet akdine bağlı olarak çalıştığının tespitine, karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesinin kararının yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından 6100 sayılı HMK’nun madde 353/1-b.1 hükmü gereğince davalı SGK vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili yerel mahkemece gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan karar verildiğini, hizmet tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden özel bir duyarlılıkla yürütülmeleri gerekmekte olup, yerel mahkemenin res’en araştırma yapması gerektiğini, 1 günlük hizmet tespiti davalarının da normal hizmet tespiti davaları gibi değerlendirilip, araştırılması gerektiğini, işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, çalışma olgusu araştırılması gerektiğini, yeterince bordro tanığı ve komşu tanıkları dinlenmemiş, dinlenen bordro tanıkları davacının çalışması konusunda bilgi verememiş olduğunu, kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 108.maddesinin 1. fıkrasında; “Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında nazara alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı, sigortalının, yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı kanunlara veya bu kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihtir.” hükmü düzenlenmiştir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli değildir. Aynı zamanda o kimsenin Yasa’nın belirlediği biçimde (506 sayılı Yasa’nın 2. maddesi ve 5510 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Yasa’nın 6. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’nın 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmeli, buna göre dönem bordrosunda yer alan ve davacının talep ettiği tarihte çalışması mevcut tanıklar ile gerektiğinde komşu işyerleri çalışanları olduğu kayıtlarla ya da kolluk yolu ile yaptırılacak araştırma ile belirlenen kimselerin beyanlarına başvurulmalı, sonucuna göre karar verilmelidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 03/04/1967 doğumlu, davacının bildirgedeki işe giriş tarihi olan 01/09/1986 tarihinde 19 yaşında olduğu, işe giriş bildirgesinin, … sicil numaralı, …Mah. … parsel … adresindeki inşaat işyerinden 05/11/1986 tarihinde Kuruma verildiği, anılan işyerinin 15.04.1986 tarihinde kanun kapsamına alındığı, işyeri dosyasının imha edildiği, işyerinden 1986/3. dönem bordrosu verilmediği, işyerinde 1986 yılı Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında 1 sigortalının, Ağustos ayında ise 2 sigortalının hizmetlerinin bildirildiği, inşaatın başlangıcının 25.02.1986 bitişinin ise 31.12.1986 tarihi olduğu, inşaata 19.01.1987 tarihinde yapı kullanma izni verildiği, dinlenen üç davacı tanıklarının iddiayı doğruladığı ancak davacı tanığı … ve …’un işyerinden bildiriminin olmadığı, diğer davacı tanığı …’in ise aynı tarihli işe giriş bildirgesi olmasına rağmen hizmet bildiriminin bulunmadığı, bordro tanığı …; işverenin akrabası olup inşaat işyerinde hiç çalışmadığını, başka işyerlerinde çalıştığını, akrabası olduğu için inşaata zaman zaman gidip geldiğini, davacıyı tanımadığını, diğer bordro tanığı … ise, davacıyı tanımadığını, inşaat işyerinde hiç çalışmadığını, ancak yıllar önce öğrenciyken çalıştığı muhasebe bürosunda sigortasının bu işyerinden bildirildiğini beyan ettikleri anlaşılmaktadır.
Mahkemece, beyanına itibar edilen davacı tanıklarının dava dışı … adına tescilli inşaat işyerinden kayıtlara geçmiş hizmet bildirimlerinin olmaması karşısında bu tür bir günlük hizmet tespiti davalarında aranan kriterlere sahip olmadığı açıktır. Bununla birlikte, dinlenen bordro tanıklarının beyanlarından anılan işyerinden fiili çalışmaları olmadığı halde sigortalılık bildirimlerinin yapıldığı, bu hususun işyeri uygulaması olması konusunda tereddüt hasıl olduğu, bu nedenle eylemli çalışma olgusunun yeterli ve gerekli bir araştırmayla titizlikle belirlenmesi gerektiği gözetilmelidir.
Mahkemece, işe giriş bildirgesi aslı Kurumdan getirtilerek imzanın davacıya ait olup olmadığına dair bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmalı, işyerinden 1986/3. dönem bordrosu verilmediğinden, diğer bordro tanıklarının ise fiili çalışmaya dayalı olmadığı halde hizmetlerinin bildirildiğini, davacıyı tanımadıklarını beyan etmeleri sebebiyle, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; veya işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek tanık olarak beyanlarına başvurulmalı, davacının çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince ortaya koyduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : …Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen İlk Derece Mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye …’ın muhalefetine karşı, Başkan … ve Üyeler …, …, …’nın oyları ve oy çokluğuyla, 28.12.2021 gününde karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ

1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, “bildirgedeki kimlik bilgilerinin davacıya ait olduğu ve davacıya verilen sigorta sicil numarasının aynı yılın serilerinden olup sonraki dönemde davacı tarafından gerçekleşen hizmetlerinde kullanıldığı sabit olan ve kuruma da bildirilen işe giriş bildirgesinin sigortalılık başlangıcına esas olması için aranan fiili çalışmanın bordro ve komşu işyerleri tanıkları dışında başka tanıkların beyanı ile ispat edilip edilmeyeceği” noktasındadır.
2. Mahkemece yapılan yargılama sonunda “Davacının işe giriş bildirgesinin kurum kayıtlarına intikal ettirildiği ve sahteliğinin iddia edilmediği, işe giriş bildirgesindeki kimlik bilgilerinin davacının kimlik bilgileriyle aynı olduğu, işe giriş bildirgesinin kurum kayıtlarına intikal ettirilmesinin işyerinde en az 1 gün çalışmaya karine teşkil ettiği, kuruma verilen işe giriş bildirgesinin varlığı, söz konusu bildirgede davacıya verilen sigorta sicil numarasının bildirge tarihi ile uyumlu oluşu ve sicil numarasının … Bölgesine ait oluşu, aynı işyerinden işe giriş bildirgesi verilen tanık Necati ve diğer davacı tanıklarının fiili çalışmayı doğruluyor oluşu, kurum tarafından gönderilen dönem bordrolarında bir veya iki çalışana yönelik bildirimlerin yapılmasının, yapılan işin niteliği gereği fiili olarak çalışan sayısının çok altında oluşu, işyerinin kanun kapsamına alınması sonrasında gerekli denetimlerin yapılmasının ve kurum tarafından davacının sigorta başlangıç tarihinin bu tarih olarak kabul edilmeyiş nedeninin işveren tarafından dönem bordrosu verilmemesi ve prim yatırılmayışı olarak açıklanması karşısında, gerek çalışmanın fiili olup olmadığına yönelik denetimin, gerekse işe giriş bildirgesi verilmesi sonrasında dönem bordosu verilmemesi ve prim ödemesi yapılmaması halinde kurumca resen işlem yapılması gerekmesine rağmen, anayasal teminat altında bulunan sosyal güvenlik hakkının kullanılmasını engeller mahiyette işlem yapılmasının hukuk devleti ilkesi ile tezat oluşturması, çalışmaya ilişkin kuruma intikal eden kayıtların aksini gösterir mahiyette herhangi bir tespitin kurumca yapılmamış oluşu” gerekçesi ile davanın kabulüne dair karar verilmiş, kararın kurum tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
3. Kararın kurum tarafından temyizi üzerine “fiili çalışmanın bordro ve komşu işyerleri tanık anlatımları ile kanıtlanmadığı, davacının çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar verilmesi” gerektiği gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
4. Yöntemince düzenlenip süresi içinde kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de, fiili çalışmanın varlığının ortaya koyulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Ancak bu belge çalışmanın başlangıcı için bir karinedir. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Kanunun 79/8.maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava, aynı zamanda sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında, adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği, ancak, yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda, çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı ve Anayasa’nın 60. maddesinde tanımlanan sosyal güvenlik hakkının niteliği gereği bu tür davalarda, hâkim, doğrudan soruşturmayı genişleterek, sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını resen belirlemelidir. Belirtmek gerekir ki fiili çalışmanın varlığı için aynı dönemde çalışan bordrolu tanıklar, bordrolu tanıklar yoksa komşu işyerinde belirlenecek tanıklar dinlenmelidir. Ancak bu tür tanık bulunmaması halinde ise işyerinin kapsamda olup olmadığı, faaliyeti ve işin niteliği gereği işçi çalıştırması esas ise o zaman fiili çalışmayı doğrulayan tanık beyanları da değerlendirilmelidir.
5. Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 03.04.1967 doğumlu, davacının bildirgedeki işe giriş tarihi olan 01/09/1986 tarihinde 19 yaşında olduğu, işe giriş bildirgesinin, 148915 sicil numaralı, … ünvanlı, … Mah. 5835/20 parsel … adresindeki inşaat işyerinden 05/11/1986 tarihinde Kuruma verildiği, işyerinin tescil bilgilerinin dosyada olmadığı, işyerinden 1986/3. dönem bordrosu verilmediği, dönem bordolarının incelenmesinde işyerinde 1986 yılı Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında 1 sigortalının, Ağustos ayında ise 2 sigortalının çalıştığı kuruma bildirildiği, davacının hizmet cetvelinde 1998/1. dönemde 4/a çalışmasının başladığı, 1987-1989 yılları arasında askerlik yaptığı, bozma sonrası yapılan araştırmada davacının işe giriş bildirgesi veren dava dışı işverenin çalışıldığı iddia edilen inşaatın başlangıcının 25.02.1986 bitişinin ise 31.12.1986 tarihi olduğu, inşaata 19.01.1987 tarihinde yapı kullanma izni verildiği, kısaca davacının işe giriş bildirgesi verilen tarihte bu yapı inşaatının devam ettiği, işyerinin kapsamda olduğu anlaşılmaktadır. Bu tarihte bildirilen bordro tanıklarından biri hiç inşaatta çalışmadığını, öğrenci olduğunu, diğer ise davacıyı hatırlamadığını, iddia edilen ve bildirim yapılan inşaatta çalışmasının olmadığını, işverene ait başka inşaatlarda çalıştığını beyan ettiği, dinlenen üç davacı tanığının da iddiayı doğruladığı, tanıklardan birinin dosyasında aynı tarihli işe giriş bildirgesi olduğu, diğerlerinin ise işyeriyle ilgili hiç bir kaydı olmadığı saptanmıştır. Komşu işyeri tanıklarının bilgi ve görgüye dayalı beyanları bulunmamaktadır. Dava tarihine göre 30 yıldan fazla geçen süreden dolayı işyerinde davacının fiili çalışmasının hatırlanmaması doğaldır. Ancak birlikte çalıştığını iddia eden tanıklardan biri için işe giriş bildirgesi verilmiş, diğer tanıklar ise işyerinde çalıştığını, ancak sigortalarının yapılmadığını beyan etmişlerdir.
6. Somut uyuşmazlıkta işe giriş bildirgesi aynı yıl serilerinden olup, davacı tarafından daha sonra da kullanılmıştır. Davacının çalıştığını iddia ettiği işyeri inşaat işyeri olup, bu inşaatta bildirilen dönem bordrolarında bazı aylar bir işçinin, bir ay ise iki işçinin çalışmasının bildirilmesi, işin niteliği ve asgari işçilik dikkate alındığında, hayatın olağan akışına uygun değildir. Kaldı ki bildirilen bu işçiler bu işyerinde de çalışmamışlardır. İşe giriş bildirgesinin tanzim edildiği tarihte işyeri kapsamdadır ve faaliyetine devam etmektedir. Bildirilen bordro tanıkları bu işyerinde çalışmadıklarına göre artık davacının bildirdiği ve fiili çalışmayı doğrulayan davacı tanık anlatımlarına itibar edilmesi gerekir. Zira belirtildiği gibi işin niteliği, işyerinin kapsamda olması tanık beyanı ile birleştiğinde fiili çalışma olgusu ortaya çıkmaktadır. Kararın onanması gerektiğinden çoğunluğun bozma görüşüne katılınmamıştır.