YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/899
KARAR NO : 2011/4909
KARAR TARİHİ : 12.12.2011
Irza geçme ve reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçlarından sanık … ‘nin yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetine dair … 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 29.12.2005 gün ve 2005/211 Esas, 2005/398 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Sanık müdafiin süresinden sonra vaki duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 318. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Oluş ve kabule göre, reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçunun 765 sayılı TCK.nun 430/2 maddesinde öngörülen üst sınırına nazaran sanığın lehine olan aynı Kanunun 102/4. maddesinde belirlenen 5 yıllık asli zamanaşımına tâbi olduğu, sanık hakkında mahkûmiyet kararının verildiği tarih olan 29.12.2005 tarihinden inceleme gününe kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nun 7/2 ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Kanunun 322 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı sebebiyle DÜŞMESİNE,
Sanık hakkında ırza geçmek suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Eylemin, suç tarihinde 15 yaşından küçük mağdureye karşı mefruz cebirle işlenmiş bulunması ve Adli Tıp Kurumu’nun sadece kızlığın bozulmasının mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu anlamına gelmeyeceği şeklindeki bilinen mütalaaları ve dosya içeriği karşısında; mağdurenin dava dosyası ile birlikte Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulu ya da Adli Tıp Kurumu Kanununun 7, 23 ve 31. maddeleri gereği usulüne uygun olarak teşekkül ettirilmiş Yüksek Öğrenim Kurumlarından veya birimlerine bağlı hastanelerden rapor alındıktan sonra, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK ile daha sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK hükümlerinin kıyaslanarak lehe kanunun tespit ve uygulanması gerekirken, mağdurenin kızlığının bozulmuş olması olgusunun ruh sağlığını da bozduğu varsayımı ile yazılı şekilde uygulama yapılması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.