Yargıtay Kararı Ceza Genel Kurulu 2021/324 E. 2021/618 K. 07.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : Ceza Genel Kurulu
ESAS NO : 2021/324
KARAR NO : 2021/618
KARAR TARİHİ : 07.12.2021

Yargıtay Dairesi : 12. Hukuk Dairesi

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda düzenlenen gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçundan davalı sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … ile davalı … Industries NV hakkında … … Aletleri San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin vekili aracılığıyla şikâyetçi olması üzerine yapılan yargılama sonucunda davalı sanıkların beraatine ve tazminat istemine ilişkin davanın reddine ilişkin … 13. İcra Ceza Mahkemesince verilen 20.12.2012 tarihli ve 39-291 sayılı hükümlerin şikâyetçi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesince 07.06.2017 tarih ve 22372-5408 sayı ile;
“…Tazminat talebine ilişkin olarak kurulan hükme yönelik incelemede,
HGK’nın 11.05.2016 tarih ve 2014/12-1078 Esas, 2016/600 Karar sayılı ilamına göre; şirket ortağı, borçlu şirket bakımından üçüncü kişi sayılacağından, birinci haciz ihbarnamesinin sanıklara tebliğ tarihi itibarıyla icra dosyası borçlusu … Makine Sanayi AŞ’nin 3. şahıs konumunda olan sanıklarda kesinleşmiş ve muaccel bir alacağı bulunup bulunmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre hukuki durumun takdiri yerine yazılı şekilde tazminatın reddine karar verilmesi,” isabetsizliğinden bozulmasına, davalı sanıklar hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçundan kurulan beraat hükümlerinin ise onanmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 12.03.2020 tarih ve 389-202 sayı ile;
“…Mahkememizin 2012/39 E-2012/291 K sayılı kararının Yargıtay 19. İcra Ceza Dairesinin 07.06.2017 tarih ve 2015/22372 E-2017/5408 K sayılı ilamı ile bozularak Mahkememizce 2017/389 esas numarasını aldığı anlaşılmıştır.
… 22. İcra Müdürlüğünün 2008/5102 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; takibin ilamsız takip olduğu, takibin kesinleşmesi üzerine, İİK’nın 89/1 maddesi uyarınca birinci haciz ihbarnameleri gönderildiği, haciz ihbarnamelerine borçları olmadığı yolunda vekilleri aracılığıyla itirazda bulundukları görülmüştür.
Koruduğu hukuki yarar ‘kamu güveni’ olan bu suç, kanundan kaynaklanan bir yükümlülüğün kanunda öngörülen koşullara uygun, ancak gerçeğe aykırı biçimde yerine getirilmesi suretiyle işlenmektedir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 89. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresi içinde fakat gerçeğe aykırı şekilde itiraz eden üçüncü kişinin fiili, gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçunu oluşturacaktır. Ancak bu suçun oluşabilmesi için bildirimin, bizzat kendisine haciz ihbarnamesi gönderilen üçüncü kişi tarafından yapılması gerekmektedir.
Üçüncü kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçundan cezalandırılması ile birlikte talep edilen tazminat isteği, haksız fiile dayalı bir tazminat olduğundan, suçun oluşmaması durumunda, ortada haksız fiil bulunmadığından tazminat isteği de reddedilecektir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 20.06.2017 tarihli E:2017/11-336 K:2017/350 sayılı ilamı).
Cezaların şahsiliği ilkesi gereği vekiller aracılığıyla itirazda bulunulması nedeniyle sanıkların cezalandırılabilmesi hukuken mümkün olamayacaktır. Suç oluşmadığı için tazminat isteğinin de reddine karar verilerek direnme kararı doğrultusunda hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle bozmaya direnerek, önceki hükümler gibi davalı sanıkların beraatine ve tazminat istemine ilişkin davanın reddine karar vermiştir.
Direnme kararına konu bu hükümlerin de şikâyetçi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.04.2021 tarihli ve 43845 sayılı “ret” istekli tebliğnamesiyle dosya 6763 sayılı Kanun’un 36. maddesi ile değişik CMK’nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan ve … bölümü gereğince görevli olan Yargıtay 12. Hukuk Dairesince 01.06.2021 tarih ve 4035-5735 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Davalı sanıklar hakkında 2004 sayılı Kanun’da düzenlenen gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçundan verilen beraat hükümleri Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme tazminat istemine ilişkin davanın reddi hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 89. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca tazminata hükmedilip hükmedilemeyeceğinin tespiti bakımından eksik araştırma ile karar verilip verilmediğinin belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; şikâyetçi vekilinin temyiz talebinin tazminat istemine ilişkin davanın reddi hükmünü de kapsayıp kapsamadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
Şikâyetçi … Aletleri San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından borçlu … Makina Sanayi AŞ’den 59.416,41 TL alacağının tahsili amacıyla … 22. İcra Müdürlüğünün 2008/5102 esas sayılı dosyasında icra takibine başlanıldığı, icra dosyasında kendilerine haciz ihbarnamesi gönderilen davalı sanıklar veya davalı sanıkların yetkilisi olduğu şirketlerin borçlu şirkete borçları olmadığını belirterek haciz ihbarnamelerine itiraz ettikleri,
Şikâyetçi vekilinin 24.01.2012 havale tarihli dilekçesi ile; davalı sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … ile davalı … NV hakkında icra dosyasında borçlu olan şirkete borçları olmadığı yönünde itirazlarının gerçeğe aykırı olduğu gerekçesiyle İİK’nın 338. maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçundan şikâyette bulunduğu ve İİK’nın 89. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca tazminat talep ettiği,
… 13. İcra Ceza Mahkemesince 20.12.2012 tarih ve 39-291 sayı ile; davalı sanıkların beraatine ve tazminat istemine ilişkin davanın reddine karar verildiği, hükümlerin şikâyetçi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesince 07.06.2017 tarih ve 22372-5408 sayı ile; tazminat talebine ilişkin olarak kurulan hükmün “…birinci haciz ihbarnamesinin sanıklara tebliğ tarihi itibarıyla icra dosyası borçlusu … Makina Sanayi AŞ’nin 3. şahıs konumunda olan sanıklarda kesinleşmiş ve muaccel bir alacağı bulunup bulunmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre hukuki durumun takdiri yerine yazılı şekilde tazminatın reddine karar verilmesi,” isabetsizliğinden bozulmasına, davalı sanıklar hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçundan kurulan beraat hükümlerinin ise onanmasına karar verildiği,
… 13. İcra Ceza Mahkemesince 12.03.2020 tarih ve 389-202 sayı ile; “Mahkememizin 2012/39E-2012/291K sayılı kararının Yargıtay 19. İcra Ceza Dairesinin 07/06/2017 tarih ve 2015/22372E-2017/5408K sayılı ilamı ile bozularak Mahkememizce 2017/389 esas numarasını aldığı” şeklindeki beraat ve tazminat istemine ilişkin davanın reddi hükümlerinin tamamının bozulduğu tespitiyle şikâyetçi vekilinin hazır bulunduğu oturumda Özel Dairenin bozma kararına direnerek, önceki hükümler gibi davalı sanıkların beraatine ve tazminat istemine ilişkin davanın reddine karar verildiği,
Şikâyetçi vekilinin 17.03.2020 havale tarihli süre tutum talebine ilişkin temyiz dilekçesiyle; “Yukarıda esas sayılı dosyada Yerel Mahkemece yapılan yargılamanın 12.03.2020 tarihli celsesinde, sanıkların hakkında beraat kararı verilmiş olup; verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan, gerekçeli kararın tarafımıza tebliğini müteakip yasal süresi içerisinde ayrıntılı istinaf dilekçesi verme hakkımızı saklı tutarak istinaf yoluna başvuruyoruz. İstinaf talebimizin kabulü ile; hükmün kaldırılarak, dosyanın yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesini, aksi takdirde ise istinaf mahkemenizde davanın yeniden incelenerek sanığın cezalandırılmasına karar verilmesini saygılarımla vekâleten arz ve talep ederim.” şeklindeki gerekçeyle sadece davalı sanıklar hakkında verilen beraat hükümlerinin temyiz edildiği, gerekçeli kararın şikâyetçi vekiline 06.06.2020 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen ayrıntılı temyiz dilekçesi de verilmediği,
Anlaşılmaktadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 89. maddesinin dördüncü fıkrası; “Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü şahsın 338 inci maddenin 1 inci fıkrası hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkûm edilmesini isteyebilir. İcra mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder”, 338. maddesinin birinci fıkrası; “Bu Kanuna göre istenen beyanı, hakikate aykırı surette yapan kimse, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”, 353. maddesinin ikinci fıkrası ise; “İcra mahkemesinin bu Bapta yer alan suçlardan dolayı verdiği hükümlerle ilgili olarak 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun kanun yollarına ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklinde düzenlenmiş olup gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçuyla birlikte tazminat talebinde de bulunulabileceği, tazminat davasının genel hükümlere göre görüleceği, icra suçlarından verilen hükümlerle ilgili CMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanacağı kabul edilmiştir.
Olağan kanun yollarından olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için bir temyiz davası açılmış olmalıdır. Temyiz davasının açılabilmesi için de 1412 sayılı CMUK’nın 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 310. maddesine göre iki şartın varlığı gereklidir.
Bunlardan ilki süre şartıdır. CMUK’nın 310. maddesinde, genel kural olarak tarafların temyiz isteğinde bulunabilecekleri süre hükmün tefhiminden, tefhim edilmemişse tebliğinden başlamak üzere bir hafta olarak belirlenmiştir. Temyiz süresi bahse konu maddenin 3. fıkrasındaki istisnai durum hariç olmak üzere, hükmün açıklanması sırasında hazır bulunanlar yönünden bu tarihte, yokluklarında hüküm verilenler yönünden ise gerekçeli kararın tebliği tarihinde başlar.
Temyiz davasının açılabilmesi için gerekli ikinci şart ise istek şartıdır. Yargılama hukukunun temel prensiplerinden olan “Davasız yargılama olmaz” ilkesine uygun olarak temyiz davası kendiliğinden açılmaz, bu konuda bir isteğin bulunması gereklidir. CMUK’nın 305. maddesinin 1. fıkrası ile bu kuraldan uzaklaşılmış ve bazı ağır mahkûmiyetlerde istek şartından sanık lehine vazgeçilerek, temyiz incelemesinin kendiliğinden yapılması kabul edilmiş ise de on beş yıl ve daha fazla hürriyeti bağlayıcı cezalara ilişkin hükümler dışında kalan kararlarda, süre ve istek şartlarına uygun temyiz davası açılmamışsa hükmün Yargıtayca incelenmesi mümkün değildir.
“Yargıtayca temyiz isteğinin reddi” başlıklı 317. maddesinde de; “Yargıtay, süresi içinde temyiz dilekçesinin verilmediğini veya beyanının yapıldığını, hükmün temyiz edilemez olduğunu, temyiz edenin buna hakkı olmadığını görürse, temyiz isteğini reddeder, görmezse incelemesini yapar.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında ön soruna ilişkin uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Şikâyetçi vekilinin 24.01.2012 havale tarihli dilekçesi ile; gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçundan şikâyette bulunması ve tazminat talep etmesi üzerine yapılan yargılama sonucunda … 13. İcra Ceza Mahkemesince 20.12.2012 tarih ve 39-291 sayı ile; davalı sanıkların beraatine ve tazminat istemine ilişkin davanın reddine karar verildiği, hükümlerin şikâyetçi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesince 07.06.2017 tarih ve 22372-5408 sayı ile; tazminat talebine ilişkin olarak kurulan hükmün bozulmasına, beraat hükümlerinin ise onanmasına karar verildiği, Yerel Mahkemece 12.03.2020 tarih ve 389-202 sayı ile; beraat hükümlerinin Özel Dairece onanarak kesinleştiği ve sadece tazminat talebine ilişkin kurulan hükmün bozulduğu hususları dikkate alınmadan bozma kararına direnilerek, önceki hükümler gibi davalı sanıkların beraatine ve tazminat istemine ilişkin davanın reddine karar verildiği, şikâyetçi vekilinin 17.03.2020 havale tarihli süre tutum talebine ilişkin temyiz dilekçesinde; “Yukarıda esas sayılı dosyada Yerel Mahkemece yapılan yargılamanın 12.03.2020 tarihli celsesinde, sanıkların hakkında beraat kararı verilmiş olup; verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan, gerekçeli kararın tarafımıza tebliğini müteakip yasal süresi içerisinde ayrıntılı istinaf dilekçesi verme hakkımızı saklı tutarak istinaf yoluna başvuruyoruz. İstinaf talebimizin kabulü ile; hükmün kaldırılarak, dosyanın yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesini, aksi takdirde ise istinaf mahkemenizde davanın yeniden incelenerek sanığın cezalandırılmasına karar verilmesini saygılarımla vekâleten arz ve talep ederim.” şeklindeki sınırlamayla Özel Dairece onanarak kesinleştiği dikkate alınmadan verilen hukuki değerden yoksun beraat hükümlerinin temyiz edildiği, direnme kararının konusu olan tazminat istemine ilişkin davanın reddine yönelik hükmün ise temyiz edilmediği, davalı sanıklar hakkında verilen kesinleşmiş beraat kararlarına rağmen yeniden beraat kararı verilmesinin de şikâyetçiye temyiz hakkı sağlamayacağı anlaşıldığından, şikâyetçi vekilinin temyiz talebinin tazminat istemine ilişkin davanın reddi hükmünü kapsamadığı, temyiz davasının açılabilmesi için gerekli olan istek şartının gerçekleşmediği kabul edilmelidir.
Bu itibarla, şikâyetçi vekilinin temyiz isteminin, direnme kararının konusu olan tazminat istemine ilişkin davanın reddine yönelik hükmü kapsamadığından, 1412 sayılı CMUK’nın 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 317. maddesi gereğince reddine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Şikâyetçi vekilinin temyiz isteminin, direnme kararının konusu olan tazminat istemine ilişkin davanın reddine yönelik hükmü kapsamadığından, 1412 sayılı CMUK’nın 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 07.12.2021 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.