Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/6394 E. 2021/16518 K. 23.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6394
KARAR NO : 2021/16518
KARAR TARİHİ : 23.12.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi

Dava, sigorta başlangıç tarihinin 15.04.1984 tarihi olduğunu tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince davalı Kurumun istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Dava; davacının 15.04.1984 tarihinde belirtilen işyerinde en az (1) gün sigortalı olarak çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, davacının davasını resmi kayıt ve belgelerle ispatlaması gerektiğini, işe giriş bildirgesinin varlığı çalışmanın ispatı olmadığını, komşu işyeri çalışanlarının bilgisine başvurulması gerektiğini, kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediğini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesi “davanın kabulü ile; Davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal etmiş olduğu 25/12/1985 tarihinin olduğunun tespitine” karar vermiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… Anadolu 29. İş Mahkemesinin 29/09/2020 tarih, 2019/796 Esas- 2020/410 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Yasanın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine,
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili; emsal davalarda Yargıtay … Hukuk Dairesi Başkanlığının 1999/8l37-8273 sayılı 16.11.1999 tarihli ilamına göre araştırma yapılması ve delilerin toplanması gerektiğini, kararın hukuka ve usule uygun olmadığını belirterek temyizen incelenmesi talep edilmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 79/10 ve 108. maddeleri olup, 108. madde, sigortalılık süresini düzenlemekte olup, sigortalılık niteliği taşımayan bir kimsenin sigortalılık süresinden de söz edilemez. Olağan olarak sigortalılık niteliği, 506 sayılı Kanunun 2. maddesine göre hizmet akdinin kurulması ve 6. madde gereğince çalışmaya başlaması ile edinilir. Bu maddelerde açıkça belirtildiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Fiili çalışma saptanmadıkça, sadece hizmet akdine dayanılması halinde sigortalılık söz konusu olamaz. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda Hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olaya bakıldığında, davacının 07/05/1984 tarihinde kurum kayıtlarına alınan sigortalı ilk işe giriş bildirgesinde 15/04/1984 tarihinde Tahsin Demirel ‘e ait 244613 sicil numaralı işyerinde sigortalı işe başlayacağına dair bildirgenin verilmiş olduğu, söz konusu bildirgede davacı ve işverenin ıslak imzalarının bulunduğu anlaşılmakta ise de, Mahkemece beyanı alınan ve dönem bordrosuna göre davalı 244613 sayılı işyerinden 01/03/1979-1982- 3.dönem arasında bildirimi yapıldığı anlaşılan bordro tanığı …’nın dava konusu dönemi kapsamadığının ve kolluk marifetiyle yapılan araştırma sonucu da komşu iş yeri tanığı tespit edilemediğinin anlaşılması karşısında; aynı dönem çalışması olduğu tespit edilen …‘nin dinlenmesi, ayrıca var ise başkaca bordro tanıklarının da tespit edilerek dinlenmesi ve davacının çalışmasının geçtiği iddia edilen işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinin sahipleri ve bildirge tarihinde, anılan iş yeri çalışanları, davalı Kurumdan, Belediyeden ve ilgili yerlerden sorularak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, eylemli çalışmanın var olup olmadığı, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.