Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/4043 E. 2022/81 K. 04.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4043
KARAR NO : 2022/81
KARAR TARİHİ : 04.01.2022

7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 25/02/2010 gününde verilen dilekçe ile zilyetliğin tespiti, tapu iptali ve tescil ikinci kademede tazminat talebi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 05/01/2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili ile davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, haricen satın almaya dayalı zilyetliğin tespiti, tapu iptal ve tescil ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, dava konusu 1532 parsel sayılı (2500 m2’lik) taşınmazın 600 m2’lik kısmının zilyetliğinin ve tasarruf hakkının davalı … tarafından 19.01.1998 tarihinde 1.500,00 TL bedelle davacıya devredildiğini, davacının bu devirden sonra Belediyeye müracaat ederek söz konusu hissenin kendi adına zilyetlik kaydını yaptırdığını, …Belediyesinde 6291 nolu dosya oluşturularak 17.12.1999 tarihinde 366 m2 arsanın mal bedeli olarak toplam 1.098,00 TL’yi taksitler halinde ödemesinin kararlaştırıldığını, bu taksitlerin Vakıflar Bankası …Şubesi’ndeki …Belediyesi hesabına düzenli olarak ödendiğini, daha sonra …Belediyesinin tüzel kişiliğinin sona erdirildiğini ve yeni kurulan Sancaktepe Belediyesine bağlandığını, idari sınırların karışmış olması ihtimali üzerine Belediyeye müracaat edildiğini ve bu gayrimenkul hissesi ile ilgili olarak yer tespiti yapılamadığı cevabının alındığını, tapulama, imar çalışması ve sair işlemler yapılmış ise de vekil edenine herhangi bir tebligat gönderilmediğini, bu nedenlerle dava konusu 366 m2’lik taşınmazda davacının zilyetliğinin tespitine, bu hisse başkası adına tescil edilmişse tapu kaydının iptaliyle müvekkili adına tesciline, tescilin mümkün olmadığı takdirde taşınmazdaki hissenin rayiç değerinin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili; dava konusu taşınmazın Emlak İstimlak Müdürlüğünün 19.01.2011 tarih ve 1303 sayılı yazılarında Haricen Gayrimenkul Satışı ve Zilyetliğin Devir Senedi ile … adına vekaleten … tarafından …’a satıldığını, 22.03.1999 tarihinde de … tarafından … ‘na Haricen Gayrimenkul Satışı ve Zilyetliğin Devir Senedi ile satıldığını, …Belediye Encümeninin 01.04.2003 tarih ve 03/042 sayılı kararı ile … ‘na tahsis edildiğini, 22.12.2004 tarihinde de satış ile … ve …’nun malik olduklarını, tapu iptali ve tescil davalarında husumetin tapu maliklerine yöneltileceğini açıklayarak, bu nedenlerle davanın husumetten reddedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur
Davalı …, davacının dava konusu taşınmazı tapusuz ve zilyetliğe dayalı olduğunu bilerek satın aldığını, yasal sorumluluğunu yerine getirerek tescil talebinde bulunmadığını, müvekkilinin de dava konusu taşınmazı … adlı kişiden aldığını ve müvekkilinin her hangi bir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın husumet yokluğundan reddine ilişkin ilk karar Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 07.03.2018 tarihli ve 2015/18245 Esas, 2018/8473 Karar sayılı ilamı ile “ … Davacı, dava konusu taşınmazı haricen satın aldığını belirterek zilyetliğinin tespitini ve tapu kaydının iptal ve adına tescilini, olmadığı takdirde tazminat talebinde bulunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan nedenle davanın reddine karar verilmiştir. Davanın husumetten reddine ilişkin hüküm tazminat talebi yönünden davacı tarafından temyiz edilmekle tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; dava dilekçesi ve yargılama sırasındaki davacı vekili beyanlarından denkleştirici adalet nedeni ile tazminat isteği göz önüne alınıp davalılardan … ile haricen satış sözleşmesi bulunduğuna bu satıcı davada davalı sıfatında yeraldığına ve davacı terditli olarak tazminat talebinde bulunduğuna göre, bu istek hakkında taraf delilleri toplanarak, elde edilecek sonuca göre olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken bu hususların gözden kaçırılmış olması isabetli olmamıştır..” şeklindeki gerekçeyle bozulmuştur.
Bozma ilamına karşı davalılardan Sancaktape Belediye Başkanlığı vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 04.07.2019 tarihli ve 2018/11611 Esas, 2019/6943 Karar sayılı ilamında belirtilen “…Hükmün davalılardan … yönünden bozulduğunun anlaşılmasına..,” açıklaması ile talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulü ile, “davacının zilyetliğin tespiti ve tapu iptali tescil taleplerinin pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, 26.205,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı …’den alınarak davacıya verilmesine, 7.301,70 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı … Belediyesinden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,” karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … vekili ile davalı … vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalı … vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş, bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Bilindiği üzere, mahkemenin bozma kararına uymasıyla, bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış bir hak doğar. Yani; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için, o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapmak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar vermek yükümlülüğü oluştuğundan, bu mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı olması usule uygun sayılmaz. Mahkemenin bozma kararına uyması ile oluşan, bozma uyarınca işlem yapma ve hüküm verme durumu, yanlardan birisi lehine, diğeri aleyhine hüküm kurma sonucunu doğuracak bir durumdur ve buna usuli kazanılmış hak denilmektedir. Bu kurum usul yasasının dayandığı ana esaslardan olduğu gibi, kamu düzeni ile ilgili bulunması nedeniyle de re’sen gözetilmesi gerekir.
Somut olaya gelince, mahkemece bozma ilamına uyulmuş ancak bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Söyle ki; yerel mahkemenin husumetten reddine dair ilk kararı (yalnızca) davalılardan … yönünden bozulmuş olup, bu husus Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 04.07.2019 tarihli ve 2018/11611 Esas, 2019/6943 Karar sayılı ilamında geçen “Hükmün davalılardan … yönünden bozulduğunun anlaşılmasına..,” şeklindeki ifade edilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, davalılardan … hakkındaki tazminat talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere “… 7.301,70 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı … Belediyesinden alınarak davacıya verilmesine,” şeklinde hüküm tesis edilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.01.2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.