YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/13699
KARAR NO : 2011/1509
KARAR TARİHİ : 27.10.2011
Beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tehdit suçlarından sanık …’ın yargılaması sonucunda; atılı suçlardan mahkûmiyetine ve tehdit suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Erzincan Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 19.10.2010 gün ve 2010/52 Esas, 2010/121 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Ceza miktarına nazaran sanık müdafiin duruşmalı inceleme talebinin, CMUK.nun 318. maddesi uyarınca REDDİYLE, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair verilen karar itiraza tabi olduğundan ve mahallinde de itirazın incelenmiş olması nedeniyle, temyiz incelemesinin sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlere yönelik olarak duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Mağdurun aşamalardaki anlatımları ve tüm dosya içeriğine göre, sanığın mağduru evin bodrumuna götürdüğünde kapıyı kilitleyerek yere yat dediği, kabul etmeyince de elinden tutup, çelme takarak onu yüzükoyun yere yatırdığının anlaşılması karşısında; olayda maddi cebir bulunduğu kanıtlandığı halde, sanık hakkında TCK.nun 103/4. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi karşı temyiz bulunmadığından; sanığın zincirleme biçimde kasten işlediği eylem neticesinde gerçekleşen TCK.nun 103. maddesinin 6. fıkrasındaki suçun ağırlaşmış hali teselsül etmeyeceğinden 103/1. maddesi uyarınca tayin edilen cezanın 43 maddesi gereği 1/4 artırılması ile elde edilen tutarın 103/6 maddesinin uygulanması ile ulaşılan cezaya eklenmesi ve bu sıraya uyularak sonuç cezanın belirlenmesi yerine aynı Kanunun 61/5. maddesinde öngörülen sıralamaya aykırı olarak 43. maddenin 103. maddesinin 6. fıkrasından önce uygulanması da, mahkemesince anılan maddeler gereğince ceza tertibinden sonra “5237 sayılı TCK.nun 103/6. maddesinin teselsül etmemesi sebebiyle TCK.nun 43. maddesi gereğince artırılan cezanın en son cezaya ilaeve edilerek sanığın 15 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına” denilmek suretiyle sonuç ceza doğru belirlendiğinden bozma sebebi yapılmamıştır.
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 27.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi