Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/15495 E. 2013/6300 K. 21.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15495
KARAR NO : 2013/6300
KARAR TARİHİ : 21.05.2013

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve kasten yaralama suçlarından sanık …’in yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetine dair … 3. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 27.02.2008 gün ve 2005/1793 Esas, 2008/103 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi:
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Sanığın eylemini çocuk yaştaki mağdureye yönelik gerçekleştirmesi nedeniyle TCK.nın 109/3-f maddesinin uygulanması sonuç cezaya etkisi olmadığından, sanığın, mağdureyi darp edip evin kapısınıda onun üstüne kilitledikten sonra, mağdurenin olayı tanık olan annesi olan Güler’e telefonla bildirmesi, bu tanığın da durumu polise ihbar etmesi üzerine, olay yerine intikal eden kolluk görevlilerinin bu sırada olay yerine gelen sanığı ikna ederek kapının kilidini açtırması şeklinde gelişen olayda, unsurları oluşmadığı halde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanık hakkında TCK.nın 110. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri uyarınca cezasından indirim yapılması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, bu itibarla TCK.nın 110. madde uygulanmasaydı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hükmolunacak sonuç cezaların 2 yıldan fazla olacağının anlaşılması karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 04.03.2008 gün ve 2008/6-47, 2008/43 sayılı Kararında da vurgulandığı gibi yanılgılı uygulama nedeniyle bir kez daha atıfet sağlanamayacağından sanık hakkında CMK.nın 231. maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı ve yine uygulamaya görede sanık hakkında “Duruşmada gözlemlenen hal ve tavırları ile yeniden suç işlemeyeceğine dair kanaat oluşmadığı” şeklinde yasal gerekçeyle sanığın cezasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi karşısında tebliğnamedeki bu hususta bozma isteyen düşünceye de iştirak edilmemiştir.
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Sanığın öz kızı olan mağdureyi darp edip alınan adli raporlara göre basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaralaması eyleminin, TCK.nın 109/2. maddesinde düzenlenen suçun cebir unsurunu teşkil ettiği dikkate alınmaksızın ayrıca bu suçtan sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 12.07.2011 tarih ve 233 sayılı Kararıyla … Adliye Teşkilatı kapatıldığından, dosyanın … 42. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.