Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/5475 E. 2021/8685 K. 11.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5475
KARAR NO : 2021/8685
KARAR TARİHİ : 11.11.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tahkim davasında Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetince verilen kararın karşı taraf (davalı) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, davalıya trafik sigortalı araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile gerçekleşen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp 76.438,81 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Karşı taraf (davalı) vekili, talebin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince, başvurunun kabulü ile 76.438,81 TL’nin tahsiline karar verilmiş; karara karşı itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem heyetince davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarara dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda davalı vekilince uyuşmazlık hakem kararına karşı İtiraz Hakem Heyeti nezdinde itiraz yoluna başvurulurken, yargılama sırasında hakem heyetince, karara esas alınan maluliyet raporu kendilerine tebliğ edilmeden, rapora itiraz etme veya beyanda bulunma hakkı verilmeden karara esas alındığı gerekçeleri ile karara itiraz edilmiş, İtiraz Hakem Heyetince, raporun davalı vekiline tebliğ edildiği gerekçesi ile bu yöndeki itirazı reddedilmiştir. Varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
İtiraz hakem heyetince raporun tebliğ edildiği gerekçesi ile itirazın reddine karar verilmiş ise de dosya kapsamından raporun davalı vekiline tebliğ edildiği anlaşılamamaktadır.
1982 T.C. Anayasasının 26. ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 27.maddesi uyarınca, taraflar dinlenmeden iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden hüküm verilemez.
Yine HMK’nin 280 maddesine göre “Bilirkişi, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye verir; verildiği tarih rapora yazılır ve duruşma gününden önce birer örneği taraflara tebliğ edilir.” Bilirkişi rapor örneğinin taraflarca okunup değerlendirilebilmesi, varsa itirazlarını dile getirebilmeleri ya da belirsizlik gösteren hususlar hakkında açıklama yapılmasını temin
amacıyla veya yeni bilirkişi incelemesini talep edebilmeleri için taraflara tebliğ edilmesi zorunluluğu öngörülmüştür.
HMK’nin 280. maddesinde bilirkişi raporlarının taraflarca öğrenilmesi değil, bilirkişi raporlarının açıkça tebliği hususu düzenlenmiştir. Buna göre hakem heyetince bilirkişi raporları davalı tarafa tebliğ edilmeyerek yorum yolu ile davalı tarafın rapor içeriğini öğrendiği gerekçesi ile davalının Anayasa ve HMK ile koruma altına alınan hukuki dinlenilme ve savunma hakkı kısıtlanarak davalı aleyhine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Buna göre itiraz hakem heyetince, karara esas alınan maluliyet raporunun davalı vekiline tebliğ edilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kabule göre de;
Başvuru sahibi vekili, davacının meydana kazada yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuştur.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının usulune uygun şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların, haksız fiilin tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise, Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01.09.2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01.06.2015 tarihinden sonra da Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda, davacıda oluşan maluliyet oranının tespitine yönelik olarak düzenlenen ve karara esas alınan engelli sağlık raporunda hangi yönetmeliğin esas alınarak rapor düzenlendiği anlaşılamamaktadır. Bu nedenle rapor, karar vermeye elverişli değildir. Buna göre, hakem heyetince, olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğine uygun yeni bir rapor alınarak, temyiz edenin sıfatına göre kazanılmış haklar da dikkate alınarak, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin sair temyiz itirazının REDDİNE (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 11/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.