YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15514
KARAR NO : 2013/5946
KARAR TARİHİ : 14.05.2013
Kasten yaralama suçundan sanıklar …, …, … ve … ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve kasten yaralama suçlarından sanık …’ın yapılan yargılamaları sonunda; sanıklar … ve … haklarında atılı suçlardan kurulan hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına, sanıklar … ve …’in atılı suçlardan mahkûmiyetlerine ve sanık …’un atılı suçtan beraatine dair Kırıkkale 3. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 15.04.2009 gün ve 2007/345 Esas, 2009/145 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi katılan sanıklar … ve … vekilleri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklar … ve … haklarında 5271 sayılı CMK.nın 231. maddesinin 5. fıkrasına göre verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, aynı kanun maddesinin 12. fıkrası uyarınca itiraza tâbi olup, bu kararların temyizinin mümkün bulunmadığı ve 5271 sayılı CMK.nın 264. maddesine göre de, kanun yolunun ve merciin belirlenmesinde yanılma başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından katılan sanıklar … ve … vekillerinin dilekçesi bu kararlar yönünden itiraz niteliğinde kabul edilerek merciince değerlendirilip gerekli karar verilmek üzere mahalline gönderilmesi için dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Sanık … hakkında katılan …’e karşı kasten yaralama ve sanık … hakkında katılanlar … ve Nuh’a karşı kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyizlerin incelenmesinde;
Anayasa Mahkemesi’nin 07.10.2009 tarih ve 27369 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 23.07.2009 gün ve 2006/65 Esas, 2009/114 sayılı kararı ile iki bin liraya kadar (iki bin dahil) para cezalarına dair hükümlerin temyiz olunamayacağına ilişkin 1412 sayılı CMUK.nın 305. maddesinin 3842 ve 5219 sayılı Kanunlar ile değişik (1) numaralı bendinin Anayasa’ya aykırı olması nedeniyle iptaline ilişkin kararı 07.10.2010 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiş olmakla birlikte, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 21.06.2005 gün ve 61/82 sayılı kararında vurgulandığı üzere, hükmün temyiz edilebilir olup olmadığını belirleme bakımından hüküm tarihindeki kanuni düzenlemenin dikkate alınması gerektiği, bu itibarla,
hüküm tarihinde yürürlükte bulunan CMUK.nın 305/1. maddesi gereğince cezaların miktarına göre kesin olan sanık … hakkında katılan …’e karşı kasten yaralama ve sanık … hakkında katılanlar … ve Nuh’a karşı kasten yaralama suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin temyiz kabiliyeti bulunmadığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 317. maddesi uyarınca katılan sanık … vekilinin bu hükümlere yönelik temyiz isteminin REDDİNE,
Sanık … hakkında katılan …’e karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve katılan …’a karşı kasten yaralama suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyizlerin incelenmesinde;
Sanığın kasten yaralama eylemi katılan …’in vücudunda kemik kırılmasına neden olduğu halde, hakkında TCK.nın 87/3. maddesinin uygulanmaması; adli sicil kaydına göre, tekerrüre esas mahkûmiyeti bulunmasına rağmen hükmolunan hapis cezalarının 5237 sayılı TCK.nın 58. maddesinin 6 ve 7. fıkraları uyarınca, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve CMK.nın 325/1 ve 326/2. maddelerine aykırı olarak sebebiyet verdiği yargılama giderlerinin mahkûm olan sanığa yükletilmemesi, bu sanık hakkında karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Davada kendilerini aynı vekil ile temsil ettiren katılanlar …, … ve … yararına tek bir maktu vekalet ücretine hükmolunması gerekirken katılanlar yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmolunması,
Sanığın 5237 sayılı TCK.nın 53/3. maddesi uyarınca aynı Kanunun 53/1-c maddesinde düzenlenen kendi alt soyu üzerindeki velâyet, vesayet ve kayyımlık haklarından yoksunluğun koşullu salıverilmeye, diğer kişiler üzerindeki vesayet ve kayyımlık yetkileri yönüyle ise hak mahrumiyetinin cezanın infazı tamamlanıncaya kadar hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, katılan sanık … vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak TCK.nın 53. maddesinin uygulanmasına ve sanık …
… aleyhine vekâlet ücretine hükmolunmasına ilişkin bölümler hükümlerden çıkartılarak, yerlerine “Sanığın TCK.nın 53/1. maddesinin (a), (b), (d), (e) bentlerinde belirtilen haklarından mahkûm olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, (c) bendindeki haklarından yalnız kendi alt soyu üzerindeki velâyet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilmesine kadar, diğer kişiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ve ” Katılanlar …, … ve … davada kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden 575,00 TL maktu vekâlet ücretinin sanık …’den alınarak bu katılanlara verilmesine” ibareleri eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Sanık … hakkında katılan …’e kasten yaralama suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyize gelince;
Oluşa, dosya içeriğine, katılan …’in aşamalardaki istikrarlı ve tutarlı iddialarına ve bu iddiaları doğrulayan doktor raporuna göre, sanık …’un katılan …’e karşı kasten yaralama suçunu işlediği sabit olduğu halde, atılı suçtan mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan sanık … vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.