Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/7136 E. 2021/15257 K. 01.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7136
KARAR NO : 2021/15257
KARAR TARİHİ : 01.12.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi

Dava, sigortalılık tescilinin iptaline yönelik kurum işleminin iptali ve hizmet sürelerinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi ….Hukuk Dairesince kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı adına velayetten anne ve babası tarafından açılan davanın dava dilekçesinde özetle; davacının 14/04/2008 ile16/05/2008 tarihleri arasında dava dışı …Çizgi …Ltd şirketinin katalog çekiminde çalışmasına karşın, davalı Kurum tarafından bu çalışmanın fiili olmadığı gerekçesi ile iptal edildiği bildirilerek, davalı Kurum işleminin iptaline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
II-CEVAP:
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Kurum işlemlerinin mevzuata uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince davanın kabulü ile;
Davacının 1082215 sicil numaralı dava dışı işyerinden 2008/04-05 dönemlerine ilişkin sigortalılık bildirimlerinin iptaline yönelik kurum işleminin iptaline ve bu süre içerisinde davacının adı geçen sicil numaralı iş yerinde çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde, davacının çalışmalarının yasal mevzuat çerçevesinde ve denetmen raporu doğrultusunda iptal edildiğini, bu nedenle Kurum işleminde herhangi bir hata bulunmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince;
“1-Davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
2-… 21. İş Mahkemesinin 2018/201 Esas, 2019/137 Karar sayılı, 21.03.2019 tarihli kararının kaldırılmasına,
3-Davanın reddine,” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum, istinaf gerekçeleriyle ve resen dikkate alınacak diğer nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE ESASIN İNCELEMESİ:
Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun; 2. maddesinde, bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların bu Kanuna göre “sigortalı” sayılacağı belirtildikten sonra, 3. maddesinde, kimlerin bu Kanunun uygulanmasında sigortalı sayılmayacakları ve hangi kişiler hakkında da bazı sigorta kollarının uygulanmayacağı açıklanmış, 6. maddesinde, çalıştırılanların, işe alınmalarıyla kendiliğinden “sigortalı” olacakları, sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümlerinin, sigortalının işe alındığı tarihten başlayacağı, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği, sözleşmelere, sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamayacağı öngörülmüş, 79. maddesinin onuncu fıkrasında, yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca belirlenmeyen sigortalıların, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile kanıtlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının dikkate alınacağı bildirilmiş, 108. maddesinde, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık süresinin başlangıcının, yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı Kanunlara veya bu Kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarih olduğu yönünde düzenleme yapılmıştır.
506 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı sayılmanın koşulları, hizmet akdine (iş sözleşmesine) göre çalışma, sözleşmede öngörülen edimin (hizmetin) işverene ait işyerinde veya işyerinden sayılan yerlerde görülmesi, 3. maddede belirtilen “sigortalı sayılmayan” kişilerden olunmamasıdır. Hizmet akdi ise, pozitif hukukumuzda 818 sayılı Borçlar Kanununun 313 – 354. maddelerinde düzenlenmiş olup, buna göre sözleşme, işçinin belirli veya belirsiz bir zaman süresince hizmet görmeyi, iş sahibinin de kendisine ücret ödemeyi taahhüt ettiği bir akit olarak tanımlanmış, aksine hüküm bulunmadıkça, sözleşmenin özel şekle tabi olmadığı belirtilmiş, ücretin, zaman itibarıyla olmayıp yapılan işe göre verilmesi durumunda da işçinin belirli veya belirsiz bir zaman için alınmış veya çalışmış olduğu sürece akdin “parça üzerine hizmet” veya “götürü hizmet” adı altında varlığını koruduğu açıklanmıştır. Belirtilmelidir ki, “ücret” unsuruna her ne kadar tanımda ve iş sahibinin borçları belirtilirken yer verilmiş ise de, 506 sayılı Kanunun sistematiği ve maddelerinin düzenleniş şekline göre, anılan unsurun sigortalı niteliğini kazanabilmek için zorunlu olmadığının kabulü gerekmektedir. Baskın olan bilimsel ve yargısal görüşlere göre, iş sözleşmesinin ayırt edici ve belirleyici özelliği, “zaman” ile “bağımlılık” unsurlarıdır. Zaman unsuru, çalışanın iş gücünü belirli veya belirsiz bir süre içinde işveren veya vekilinin buyruğunda bulundurmasını kapsamaktadır ve anılan sürede buyruk ve denetim altında edim yerine getirilmektedir. Bağımlılık ise, her an ve durumda çalışanı denetleme veya buyruğuna göre edimini yaptırma olanağını işverene tanıyan, çalışanın edimi ile ilgili buyruklar dışında çalışma olanağı bulamayacağı nitelikte bir bağımlılıktır. İş sözleşmesinde çalışan, emeğini iş sahibinin emrine hazır bulundurmaktadır ve ücret, yapılan faaliyetin karşılığı olarak ödenmektedir.
Sigortalı statüsünde olmayan, sigortalı niteliği taşımayan bir kimsenin sigortalılık süresinden söz etme olanağı bulunmamaktadır. Olağan olarak sigortalılık niteliği, taraflar arasında iş sözleşmesi ilişkisinin kurulması ve çalışmaya/çalıştırılmaya başlanması ile kazanılmakta olup, yazılı olarak düzenlenen/ veya sözlü olarak benimsenen sözleşme ile birlikte, sigortalılığın oluşumu yönünden eylemli (fiili = gerçek) çalışma olgusunun varlığının da kanıtlanması gerekmektedir. Kuruma verilen ve çalışmayı (hizmeti) ortaya koyabilecek belgeler; gerek 506 sayılı Kanunda, gerek 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda, gerekse anılan Kanunlara dayanılarak hazırlanan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği (SSİY)’nde açıklanmış olup, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, eylemli çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır. Bu tür sigortalı hizmetlerin belirlenmesine ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup, mahkemece, tarafların gösterdiği/sunduğu deliller ile yetinilmemeli, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır.
Diğer taraftan, 506 sayılı Kanunun 130. maddesinde, bu maddenin uygulamasında teftiş, kontrol ve denetleme yetkisine sahip olanlar tarafından düzenlenen tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu, Kurumun, sigorta yoklama memurları aracılığıyla işyerlerinin mevcut durumları, faal olup olmadığı, sigortalı çalıştırılıp çalıştırılmadığı, çalıştırılıyorsa kimlerin, hangi sürede ve ücretle çalıştırıldıkları ve kendilerine verilecek benzeri görevlerde inceleme, araştırma, tespit ve yoklama yaptırabileceği hüküm altına alınmıştır. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 59. maddesinde ise, bu Kanunun uygulanmasına ilişkin işlemlerin denetiminin, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eliyle yürütüleceği, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında belirledikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin, yemin dışında her türlü kanıta dayandırılabileceği, bunlar tarafından düzenlenen tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu, bu Kanunun uygulanması bakımından, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının, 4857 sayılı İş Kanununda belirtilen denetim, teftiş ve kontrol yetkisine de sahip oldukları belirtilmiştir.
Eldeki dosya kapsamından 25.5.2010 tarihli müfettiş raporuna istinaden davacının 14/04/2008 -16/05/2008 dönemine ilişkin dava dışı … Çizgi …Ltd Şirketinin katalog çekiminde işinden dolayı bildirimlerin kurum tarafından bu çalışmanın fiili olmadığı gerekçesi ile iptal edildiği, davacının yasadan faydalanmak için davalı şirkette çocuk mankeni olarak çalıştığını beyan ettiği,…Çocuk Konfeksiyon yazılı afişte üç çocuğun bulunduğu reklam afişinin dosyaya sunulduğu, …Çocuk Konfeksiyon isimli iş yerinin sahibinin … olduğu ve …’ın da talep edilen dönemde vergi mükellefiyeti olduğu ve dava dışı mavi çizgi şirketinin fotoğraf çekimi ve grafik tasarım bedeli olarak … (… Konfeksiyon)’a 28/05/2008 tarihinde fatura kestiği, mahkemce dinlenen …’ın ifadesinde, davacının kendisinin katalog çekimimde yıllar önce görev aldığını, fotoğraftaki üstündeki kıyafetler kendisinin sattığı, kıyafetler olduğunu, davacının annesinin muhasebecisinin yanında çalışan kişi olduğunu beyan ettiği, bunun yanında müftettiş tarafından ifadesi alınan işveren vekili ….’ın ifadesinde; bildirimi iptal edilen dava dışı ….’nın oğlu olduğunu, … ve davacı …’ın mali müşaviri …’ın çocukları olduklarını, o dönemde çıkacak yeni Kanundan etkilenmemesi için, basında çıkan haberlerden de etkilenerek, çocuklarla ilgili dijital baskı afiş ve stand uygulama yapılarak onları sigortalı gösterdiklerini beyan ettiği, bölge adliye mahkemesince bu beyana dayanılarak, Kurumun sigortalılık tescillerinin iptal edilmesi gerektiği yönündeki görüş, bulgu ve saptamalarının aksinin yargılama aşamasında kanıtlamadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda her ne kadar dava dışı işveren vekili …’nın basında çıkan haberlerden de etkilenerek çıkacak yeni Kanundan etkilenmesinin önüne geçmek amacıyla ilgili dijital baskı afiş ve stand uygulama yapılarak davacı ve değerlerini sigortalı gösterdiklerine dair beyanına dayanılarak hüküm kurulmuş ise de, Yukarıda yapılan maddi ve hukuki olgulara ışığında, hizmet akdinin unsurları olan ücret, zaman ve bağımlılık unsurlarının bulunup bulunmadığı, davacının davaya konu iptal edilen sürelerde fiili çalışmasının bulunup bulunmadığı, saikten bağımsız olarak değerlendirilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi… Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.