Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/11130 E. 2012/8416 K. 13.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/11130
KARAR NO : 2012/8416
KARAR TARİHİ : 13.09.2012

Reşit mağdureyi zorla kaçırıp alıkoyma suçundan sanık …’nın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 03.02.2009 gün ve 2008/249 Esas, 2009/46 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Verilen cezaların türü ve miktarına nazaran sanıklar hakkında 5271 sayılı CMK.nın 231/5. maddesinde yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin, aynı Kanunun 231/7. maddesi gereğince erteleme hususunun değerlendirilmesinden önce tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
Sanığın gözlemlenen durumu ve takdiren denilmek suretiyle kanaatin ne şekilde oluştuğu açıklandıktan sonra, CMK.nın 231/6. maddesindeki hususlar tartışılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olup olmadığına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.09.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için CMK.nın 231/6. maddesinde düzenlendiği şekilde iki ayrı şartın bulunması gerekmektedir. Birinci şart objektif şart olup sanığın sabıkasının olmaması, ikinci şart ise sübjektif şart olup kişilik özellikleri ve duruşmadaki durum ve davranışlarına göre suç işlemeyeceği konusunda bir kanaatin oluşmasıdır.
Mahkemece erteleme müessesesi reddedilirken yapılan değerlendirmede; sanığın geçmişteki hali, suç işleme konusundaki eğilimleri, dosyaya yansıyan kişiliği, gözlemlenen durumu dikkate alınarak sanığın suç işlemeyeceğine kanaat getirilmediği belirtilmiştir. Yine CMK.nın 231. maddesi yönünde yapılan değerlendirmede de kısa hüküm de, dosya kapsamına müştekinin şikâyetinin devam etmesine sanığın gözlemlenen durumuna göre, HAGB hükümleri uygulanmamıştır.
Her ne kadar erteleme ve HAGB düzenlemeleri farklı müesseseler ise de kısmen farklı sebeplere dayanmakla birlikte sübjektif şartın her iki müessese için ortak bir şart olup suç işlenmeyeceği konusunda olumlu bir kanaatin bulunması hususudur. Sanığın kişilik özelikleri ve eğilimine göre suç işlemeyeceğine kanaat getirilmeyen sanık yönünden HAGB hükümlerinin sübjektif şartının da bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece de sanığın bu durumunu kapsayacak şekilde atıf yapılarak dosya kapsamı ve gözlemlenen durumu dikkate alınarak CMK.nın 231. madde yönünden kanaatin oluşmadığına vurgu yapılmış ve bu madde uygulanmamıştır. Bu haliyle gerekçe yeterli olup bu hususta bozma yapılması isabetli değildir.
Hükümden farklı olarak gerekçeli karar da CMK.nın 231. maddesinin reddi maddi ve manevi zararların karşılanmadığına dayandırılmış ise de dosyada maddi bir zarar bulunmadığından manevi zararın da bu madde kapsamında zarar olmadığından dosya içeriği ve hükümdeki gerekçeye göre CMK.nın 231. maddenin reddi yeterli gerekçeyi içerdiğinden gerekçeli kararda ki dayanaksız cümlenin önemi bulunmayıp esasa etkili olmadığından, keza HAGB’nın reddedilmiş olması karşısında erteleme müessesesinden önce tartışılması gerektiğinin de sonuca etkili bir önemi bulunmadığından bozma nedeni yapılacak hususlar değildir.
Yukarıda açıklanan nedenler ile yerel mahkeme kararının onanması düşüncesinde olduğumdan dairemiz sayın çoğunluğunun görüşüne katılmıyorum.