Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/10884 E. 2021/15873 K. 13.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10884
KARAR NO : 2021/15873
KARAR TARİHİ : 13.12.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi

Dava, yurt dışı borçlanması yoluyla elde edilen hizmetlerin ilgili geçmiş döneme mal edilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı, Bağ-Kur kapsamında borçlanmak suretiyle ödediği 3988 prim gününün 19.06.1983-16.07.1994 tarihleri arasına mal edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı Kurum vekili; Kurumca yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince, yaşlılık aylığı tutarının sigortalının borçlandığı döneme göre farklılık arz etmesi nedeni ile Kurumun sigortalıyı bu yönde bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeni ile, aksi yönde sigortalı lehine uygulama yapılmasını engelleyen yasal bir düzenleme de bulunmadığı gözetilerek, borçlanılan dönemin sigortalı lehine belirlenmesi ve sigortalının talebine göre ilgili aylara mal edilmesi gerektiği, davanın sosyal güvenlik hukukundan kaynaklanan niteliği, aynı ücreti yatırdığı halde borçlanmanın farklı tarihlere mal edilmesi nedeniyle yaşlılık aylıkları arasında oluşacak farkın anayasal eşitlik ilkesine aykırılık oluşturacak olması ve borçlanılan dönemin sigortalı lehine belirlenmesi gerektiği gerekçesine dayanarak ,davanın kabulü ile, davacı tarafından borçlanılan 3988 prim günün 19.06.1983-16.07.1994 tarihleri arasına mal edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince; 3201 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1. fıkrası ile Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması Ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 12. maddesi uyarınca; davacının 05/09/2012 varide tarihli yurtdışı hizmet borçlanma talep dilekçesi ile kısmi ödemeden hemen sonra Kuruma sunduğu 09/01/2013 varide tarihli ihtirazi kayıt içeren dilekçesindeki iradesine üstünlük tanınarak,davacının 22/11/2012 tarihinde ödediği 3988 günlük prim gün sayısının 01/07/1987 – 29/07/1998 tarihleri arasına mal edilmesinin yerinde olacağı,ancak bu şekilde bir kabulün, davacının 30/06/2015 tarihli yurtdışı hizmet borçlanma talep dilekçesinde; 18/07/1994 tarihinden itibaren 1265 günlük süreyi borçlanmak istediğini belirtmesi ve Kurumca 18/07/1994 – 22/01/1998 tarihleri arasında 1265 gün olacak şekilde tahakkuk işleminin yapılması ve davacının bu meblağı ödemesi, buna göre Kurumun davacıyı 18/07/1994 – 22/01/1998 tarihleri arasında 1265 gün 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı kabul etmesi nedeniyle, davacının 18/07/1994 – 22/01/1998 arasındaki dönem yönünden, hem 506 sayılı Kanun hem de 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olması şeklinde çakışan bir durumun ortaya çıkmasına sebebiyet vereceği belirtilerek,bu sorunun, bu dava konusu olay ile bağlantılı olması ve ayrı bir davaya konu olması beklenmeden bu davada çözülmesi usul ekonomisi yönünden en uygun olduğu, davacının 18/07/1994 – 22/01/1998 arasındaki dönem yönünden usulüne uygun yurtdışı borçlanması sonucu elde ettiği 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık ile, bu dönemle çakışan yurtdışı borçlanma yolu ile elde ettiği 1265 günlük 506 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığını, 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığın sona erdiği 29/07/1998 tarihinden hemen sonra 30/07/1998 tarihinde başlatmak, davacının sigortalı olduğu süre, sigortalı olduğu sürelerin niteliği ve prim öderken ki iradesi gözönüne alındığında hukuka en uygun çözüm yolu olacağı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,… 16. İş Mahkemesinin 2016/25 E. 2017/34 K. sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile,davacının, Kurumca kabul edilen ve uyuşmazlık konusu olmayan 14/06/1983 – 18/06/1983 tarihleri arasındaki 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık yanında, 01/07/1987 – 29/07/1998 tarihleri arasında 3988 gün 1479 sayılı Kanun kapsamında, 30/07/1998 – 05/02/2002 tarihleri arasında da 1265 gün 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı SGK vekili, davacı hakkında yapılan Kurum işlemlerinde herhangi bir hatanın olmadığı, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davacı vekili,kesinleşen mahkeme kararı ile Alman sigortasına giriş tarihi olan 14.06.1983 tarihinin Türkiye’de sigortalılık başlangıcı olduğu kabul edildiğinden borçlanmanın bu tarihten ileriye doğru kabul edilmesi gerektiğini belirterek temyiz etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin tüm,davalı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkındaki 3201 sayılı Kanunun “Amaç ve kapsam” başlığını taşıyan 1’inci maddesinde; 18 yaşını doldurmuş Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen sürelerin, Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirileceğini hüküm altına almıştır.
3201 sayılı Yasanın, 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Yasanın 79. maddesi ile değişik “ Süre tespiti ve sigortalılığın başlangıcı” başlıklı 5.Maddesi ise “Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır.
Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür.
Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir…” hükmünü içermekte olup; yasanın anılan açık hükmü karşısında, 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılan yurtdışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin, yasanın 5.madde hükmü uyarınca, ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenmesi; giderek, belirlenen ve borçlanılan bu süreler üzerinden yaşlılık aylığı bağlanması gerekecektir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 05/09/2012 tarihli yurtdışı hizmet borçlanma talep dilekçesi ile, 01/07/1987 – 30/06/2012 tarihleri arasındaki 9000 günlük süreyi borçlanmak istediğini belirttiği, Kurumca 01/07/1987 – 30/06/2012 tarihleri arasındaki 9000 gün karşılığı 90.270,00 TL borç tahakkuk ettirildiği, davacının 3988 gün karşılığı olan 40.000,00 TL’yi 22/11/2012 tarihinde ödediği, davalı Kurumun kısmi ödeme nedeniyle 3201 sayılı yasanın 5. maddesi gereğince borçlanma tahakkuk cetvelinde kayıtlı en son tarihten geriye doğru giderek borçlanılan tarih aralığını belirlediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda yukarıda yapılan açıklamalar ile somut olaya ilişkin maddi ve hukukî olgular bir arada değerlendirildiğinde; 3201 sayılı Kanun’un 5. maddesinde yer alan açık düzenleme karşısında kısmi borçlanma yapılması hâlinde borçlanılan sürenin hangi tarihe mal edileceği, ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru gidilerek belirlenecektir. Bu açık yasal düzenlemenin aksine davacının yurtdışı borçlanma sürelerinin sigorta başlangıcından ileriye mal edilmesine olanak bulunmamaktadır.
Borçlanma cetvelindeki süreye ait borçlanma bedelinin ihtirazi kayıt konularak ödenmiş olması da sonuca etkili olmayacaktır. Borçlanma bedeli ihtirazi kayıt konularak ödense dahi 3201 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru gidilerek mal edilecek tarihler tespit edilecektir. Nitekim HGK’nın 12.12.2018 tarihli ve 2018/21-949 E., 2018/1900 K.; 2017/21-2657 E., 2018/ 1898 K.; 2017/21- 2656 E., 2018/1897 K.; 2017/21-3113E., 2018/1899 K.; 2018/21- 995 E., 2018/1901 K. ,2018/(21)10 -994 E.2021/810 K.sayılı kararları da aynı doğrultudadır.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 13/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.