YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1911
KARAR NO : 2013/19541
KARAR TARİHİ : 04.11.2013
MAHKEMESİ : ANADOLU FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Anadolu Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/07/2012 tarih ve 2011/88-2012/261 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili firmanın ticaret hayatına başladığı 1993 yılından bu yana TAT markasını kullandığını, “TATBEACH GOLF HOTEL+Şekil” markasının 06/03/2000 tarihinde müvekkili tarafından TPE nezdinde tescil edildiğini, yine müvekkili tarafından “TAT TURİZM İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET A.Ş.” şeklindeki ticaret unvanının 06/07/1993 tarihinde tescil edildiğini, bu ticaret unvanında kılavuz ve ayırt edici unsur olan TAT ibaresinin müvekkili firmayla özdeşleştiğini, TAT markasının müvekkilinin faaliyetleri sonucu sektöründe tanınmış bir marka haline geldiğini, hükümsüzlüğü talep edilen markaların müvekkiline ait TAT marka ve ticaret unvanının davalı tarafça taklit edilerek kötüniyetle tescil ettirildiğini, TAT markası ve TAT ticaret unvanı üzerinde gerçek ve üstün hak sahibi olduğunu, bu hususu davalının da bildiğini, zira davalı …’nın müvekkili firma kurucusu merhum … …’nın ilk eşinden olan oğlu olduğunu, müvekkili şirket sahiplerinin ise merhumun ikinci eşi ile ikinci eşinden olan oğlu olduğunu, merhum …’nın 2009 yılında vefat ettiğini, vasiyetnamesinde tüm tasarruf nisabını müvekkili firmanın hali hazırdaki ortakları olan … ve …’ya bıraktığını, davalının ise yalnızca saklı payı ile yetinmesini öngördüğünü, vasiyetnamenin açılıp okunmasından iki gün sonra davalının, hükümsüzlüğü talep edilen TAT ve … markalarının tescili için başvuruda bulunmasının davalı tarafın kötüniyetli olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, davalı tarafın tüm bu eylemlerinin müvekkili firma markası ve ticaret unvanı ile iltibas oluşturmayı ve bu iltibas neticesinde müvekkiline ait tanınmışlıktan ve kazançtan yararlanmak istediğini açıkça gösterdiğini ileri sürerek, davalının TPE nezdinde tescilli “TAT” ve “…” markalarının hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hükümsüzlüğü talep edilen “TAT” ve “…” ibarelerinin müvekkili tarafından 1998 yılından bu yana kesintisiz olarak gerek marka gerekse ticaret unvanı olarak ciddi ve yoğun bir şekilde kullanıldığını, müvekkilinin … İnşaat Turizm ve Ticaret A.Ş.’nin temsil ve ilzama yetkili genel müdürü olduğunu, şirketin, tüzel kişiliğini temsile yetkili genel müdürü olarak müvekkiline verdiği izinle müvekkilinin kendi adına fakat vekil sıfatıyla anılan TAT ve … markalarını tescil ettirdiğini, anılan markaların yoğun ve kesintisiz olarak kullanıldığının davacı tarafça bilinmesine rağmen tamamen haksız ve kötüniyetli olarak iş bu davanın açıldığını, davacı yanın … ibaresini gerek ticaret unvanında gerekse de marka olarak hiç bir şekilde kullanmadığını, davacının tek başına TAT ibaresinden oluşan bir markası ya da bu ibareyi markasal bir kullanımının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının tescilli markası “TATBEACH GOLF HOTEL” ibaresi büyük harflerle ve mavi renklerle oluşturulmuş iken davalı adına tescilli “TAT” ve “…” ibarelerinin siyah renkte büyük harflerle oluşturulduğu, her iki taraf markaları arasında ortak olduğu belirlenen kısmın “TAT” hecesi olduğu, ancak davacı markasında bu ibarenin “TATBEACH” kelimesi içinde yer almak suretiyle bulunduğu, dolayısıyla davacının markasındaki esas unsur “TATBEACH” iken davalının markasındaki esas unsurun “TAT” ibaresi olduğu, bu halde taraf markalarının genel görünüşü, sescil, görsel ve anlamsal unsurları itibariyle benzemedikleri, ayrıca davacının tescilli markasının 43. sınıfta, davalının “TAT” markasının da 35 ve 37. sınıflarda tescilli oldukları gözetildiğinde markalar arasında iltibas tehlikesi ve karıştırılma ihtimalinin de bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 04/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.