Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/12288 E. 2021/16258 K. 20.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12288
KARAR NO : 2021/16258
KARAR TARİHİ : 20.12.2021

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şeklide davanın reddine karar verilmiştir
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, iş kazası nedeniyle yaralanan sigortalıya ödenen peşin sermaye değerli gelir, geçici iş göremezlik ve tedavi giderinin 506 sayılı Yasa’nın 26. maddesi uyarınca tahsili istemine ilişkindir.
506 sayılı Yasa’nın 26. maddesinde sigortalıya ya da ölümü halinde hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan harcama ve ödemelerin işverenden rücuan tahsili koşulları düzenlenmiş olup; işverenin sorumluluğu için, zarara uğrayanın sigortalı olması, zararı meydana getiren olayın iş kazası veya meslek hastalığı niteliğinde bulunması, zararın meydana gelmesinde işverenin kastının veya sigortalının sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketinin ve bu hareket ile meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı arasında illiyet bağının bulunması gerekir.
Bu düzenleme ile işverenin, işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliğine ilişkin mevzuatın kendisine yüklediği, objektif olarak mümkün olan tüm tedbirleri alma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve bu nedenle iş kazası veya meslek hastalığı şeklinde sosyal sigorta riskinin gerçekleşmesi halinde, kusur esasına göre meydana gelen zararlardan Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı rücuan sorumlu olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 77’nci maddesi uyarınca, işverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Anılan madde ile, işverenlere, işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramından kapsamlı olarak, her türlü önlemi almak yanında, bir anlamda objektif özen yükümlülüğü de öngörülmektedir. Bu itibarla işverenin, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçinin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı takdirde gerekmeyeceği gibi bir düşünce ile almaktan sarfınazar etmesi kabul edilemez.
Ancak işverenin, üçüncü kişilerin ve sigortalının iş kazasındaki kasıt veya kusurunun tespitinde iş kazasının oluşumuna ilişkin maddi olguların eksiksiz biçimde saptanması, sorumluluğu gerektiren her koşulun, kendi özelliği çerçevesinde araştırılıp irdelenmesi, işveren ve diğer ilgililerin kusur oran ve aidiyetlerinin bu şekilde belirlenmesi gerekir.
İnceleme konusu davada; 07.06.2007 tarihinde geçirdiği iş kazasında yaralanan sigortalıya ödenen peşin sermaye değerli gelir, geçici iş göremezlik ödeneği ile tedavi giderlerinin tahsili talep edilmektedir. Mahkemece daha önce alınan üç makina mühendisi iş güvenliği uzmanı tarafından tanzim edilen 05.12.2014 tarihli kusur raporunda kazazede sigortalı … %20, işveren … Çelik A. Ş. %40, işyeri hekimi Dr. … %20, Dr. …%20 oranında kusurlu bulunmuş, kusur raporu esas alınarak davanın kabulüne dair verilen karar Dairemizin 2015/19574 Esas, 2017/6801 Karar sayılı, 16.10.2017 tarihli ilamı ile içerisinde doktor bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden yeniden kusur raporu alınması gerektiği yönünden bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada yeniden kusur raporu alınmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olay davalı …Çelik San. ve Tur. Tic. A. Ş. tarafından yapılmakta olan otel inşaatında sıva işçisi olarak 06.06.2007 tarihinde işe giren sigortalının 07.06.2007 tarihinde sabah şantiye sosyal tesislerinde banyo yaparken düşerek sıcak suya maruz kalması şeklinde meydana gelmiş olup, işyeri hekimleri Dr. … ve Dr. …tarafından işe başlamadan önce sağlık muayenesi yapılmış, ağır ve tehlikeli işlerde çalışabileceklere dair sağlık raporu düzenlenmiş, söz konusu raporda sigortalının epilepsi hastası olduğu, ilaçlarını düzenli kullanması halinde inşaat işinde çalışabileceği belirtilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak alınan ve içerisinde nöroloji uzmanının da yer aldığı bilirkişi heyetinden rapor alınmış, ilgili raporda kaza olayında önlenemezlik unsurunun bulunduğu, kazanın meydana gelmesinde işverene ve iş yeri hekimlerine herhangi bir kusur izafe edilemeyeceği kanaati bildirilmiş, mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden kazalı sigortalının işe girerken epilepsi hastası olduğunun tespit edilmiş olduğu, işverenin bu şartlarla sigortalıyı işe kabul etmesi karşısında; işverenin sigortalıyı çalışabileceği uygun işlerde istihdam etmek, hastalığının getireceği riskli durumları düşünerek gerekli tedbirleri almak gibi yükümlülüklerinin bulunmaktadır. Bu kapsamda kaza olayının meydana gelmesinde kaçınılmazlık unsurunun bulunduğu görüşünün yerinde olmadığı ve kusur raporunun oluşa uygun olmadığı görülmektedir.
Bu itibarla; Yukarıdaki maddi ve hukuki olgular ile iş kazasının oluş şekli de dikkate alınarak içerisinde konusunda uzman hekim de bulunmak kaydıyla olayın gerçekleştiği iş kolunda iş güvenliği bakımından uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden ihlal edilen mevzuat hükümlerini, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçları irdeleyen ve olayın meydana gelmesinde etkili olan hususları tespit eden, bu bağlamda işverenin ve işyeri hekimlerinin kusur aidiyet ve oranlarını gerekçeleriyle belirleyen, denetime elverişli kusur raporu alınarak sonucuna göre karar verilmelidir.
Diğer yandan, davanın kabulüne ilişkin önceki kararı temyiz etmeyen davalılar Mustafa Serdar Demirci ve … yönünden davacı kurum lehine usulü kazanılmış hakkın oluştuğu gözetilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın,eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.