YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/1405
KARAR NO : 2011/3177
KARAR TARİHİ : 18.10.2011
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : 765 sayılı TCK’nın 455/1,81/2-3; 2918 sayılı Kanunun 118/5
maddeleri uyarınca mahkumiyet
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mahkemece kararın gerekçesinde 5237 sayılı TCK’da kusura göre arttırım yapılmasının öngörülmesi ve cezanın üst sınırı nazara alınarak 85/1. maddesi gereğince sanık hakkında 3 yıl hapis cezasına hükmolunacağının belirtilmesi ve 765 sayılı TCK hükümlerine göre hükmolunan sonuç cezanın açıkça sanık lehine olduğu anlaşılmakla; tebliğnamedeki her iki kanunun eylem için öngördüğü ceza miktarlarının alt ve üst sınırlarının karşılaştırılması suretiyle lehe kanun belirlemesi yapıldığı düşüncesiyle bozma öneren (1) numaralı görüşe; sanığın yönetimindeki yolcu otobüsüyle seyri sırasında, hızını azaltmaması ve zeminin ıslak olmasının etkisiyle köprü korkuluk demirlerine çarpıp yoldan çıkması şeklinde gelişen eyleminde bilinçli taksir koşullarının bulunmaması ve mahkemenin kabulünün de bu yönde olması karşısında, kararın gerekçesindeki “sanığın kusurunun bilinçli taksir seviyesine ulaştığı kanaatine varılmıştır.” şeklindeki ifadenin sonuca etkili olmaması nedeniyle, tebliğnamede bu sebepten bozma öneren (2) numaralı görüşe ; kararın gerekçesinde sanığın hızlı gittiği yönünde beyanda bulanan İbrahim Büyükkaplan’ın ifadelerine atıf yapılarak ve suçun oluş şekli gözetilerek sanık hakkında 647 sayılı Kanunun 4. maddesinin uygulanmadığının belirtilmiş olması karşısında, tebliğnamedeki sanık müdafiinin lehe hükümlerin uygulanmasını talep ettiği halde, sanığa hükmolunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi husunda olumlu ya da olumsuz karar verilmemesi nedeniyle bozma öneren (3) numaralı görüşe iştirak edilmemiş; gerekçeli karar başlığında suçun işlendiği zaman diliminin gösterilmemesi, mahallinde ilavesi mümkün noksanlık olarak kabul edilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkin ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.12.2005 tarih, 2005/8-155 esas, 2005/164 karar sayılı içtihatında belirtildiği üzere, suç tarihi 2005 yılı itibariyle 765 sayılı TCK’nın 455/1. maddesinde öngörülen adli para cezasının alt ve üst sınırının 450 TL’yi geçemeyeceği gözetilmeden “600 YTL” olarak kabulü ile yazılı şekilde sanığa fazla adli para cezası tayin edilmesi,
2-Sanığın adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan Cumayeri Asliye Ceza Mahkemesinin 21.04.2004 tarih, 159 esas, 56 karar sayılı ilamıyla, sanık hakkında 765 sayılı TCK’nın 459/2,72,647 sayılı Kanunun 4 ve 6. maddeleri uyarınca erteli 365040000 TL ağır para cezasına hükmolunması karşısında; 647 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca ertelenmiş cezanın 765 sayılı TCK’nın 81. maddesi gereğince tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden sanığa hükmolunan cezada 765 sayılı TCK’nın 81/2-3. maddeleri gereğince arttırım yapılarak yazılı şekilde sanığa fazla ceza tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, bu hususların yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK’un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanığa 765 sayılı TCK’nın 455/1. maddesi gereğince hükmolunan “600 YTL” temel adli para cezasının hükümden çıkartılarak yerine “450 TL” yazılması; sanığa hükmolunan cezada 765 sayılı TCK’nın 81/2-3. maddeleri gereğince arttırım yapılmasına ilişkin hükmün 3. ve 4. paragraflarının hükümden çıkartılması, hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.