YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/10734
KARAR NO : 2013/4067
KARAR TARİHİ : 08.04.2013
Zincirleme şekilde şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık …’nın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetine dair Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 18.02.2009 gün ve 2008/9 Esas, 2009/15 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii ve mağdure vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Kayden 06.01.1992 doğumlu olup, savcılık beyanının alındığı 07.08.2007 tarihinde 15 yaşını doldurmuş bulunan mağdurenin zorunlu vekil huzurunda sanıktan şikâyetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, hükmü temyize … bulunmayan mağdure vekilinin vâki temyiz isteminin CMUK.nın 317. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin sanık müdafiin temyiz istemiyle sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Nüfus kaydına göre 06.01.1992 doğumlu olan mağdure ile sanığın aralarındaki duygusal bağ sebebiyle 2006 yılında birden fazla kez ilişkiye girdikleri, daha sonra resmî olarak evlendikleri anlaşılmış olup, olayda; sanığın, aşamalarda mağdurenin kendisine 17 yaşında olduğunu söylediğini ve bu nedenle mağdureyi 17 yaşında bildiğini beyan etmesi karşısında, Adli Tıp Kurumunun kimi raporlarında hormon gelişimi ve beslenme gibi nedenlerle kemik yaşının kayıtlı yaşından farklılık gösterebileceği belirtildiğinden, mağdurenin içinde radyoloji uzmanı bulunan tam teşekküllü bir devlet hastanesine veya Adli Tıp Kurumuna sevkedilerek, suç tarihindeki gerçek yaşının tespiti ile yine suç tarihindeki kemik yaşı ve fizyonomik görünümü itibarıyla 15 yaşından küçük olduğunun anlaşılıp anlaşılamayacağı konularında rapor alındıktan sonra ve mahkemenin bu husustaki gözlemini de tespit ederek, dosyadaki tüm deliller birlikte irdelenerek, mağdurenin suç tarihi itibarıyla görünüm olarak 15 yaşından küçük olduğunun anlaşılıp anlaşılamayacağı, sanığın mağdurenin yaşı konusunda hataya düşmesinin mümkün olup olmadığı, TCK.nın 30. maddesi yönünden de değerlendirilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.04.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
TCK.nın 30. maddesinde öngörülen, sanığın mağdurenin yaşı hususunda hataya düştüğüne ilişkin halin, ancak sanık tarafından ileri sürülmesi durumunda, mahkemece, suç tarihine yakın zaman diliminde yapılacak gözleme göre değerlendirilmesi gerektiğini, Adli Tıp raporuna göre hata değerlendirilmesi yapılmasının suçun üzerinden 6 yıl geçtikten sonra olamayacağını düşündüğümden sayın çoğunluğun, yaş araştırmasına yönelik bozmasına katılmıyorum.