YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/5244
KARAR NO : 2011/3160
KARAR TARİHİ : 18.10.2011
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm : 5237 sayılı TCK’nın 179/2-3, 58,53/1,51/7,53/son, 5275 sayılı Kanunun 108. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık tarafından temyiz edilmekle,
Sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkumiyetinin olduğu anlaşılmakla, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi için aranan 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmama” koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek, yapılan inceleme sonucu gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” araç kullanamayacak kişinin, bu halde araç kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farlılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği anlaşılmakla;incelenen dosyada; yönetimindeki otomobille seyri sırasında direksiyon hakimiyetini kaybederek aracının yoldan çıkıp takla atmasına yol açan ve 197.2 promil alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sanığın, güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği ve dolayısıyla atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş olup; tebliğnamedeki uzman bilirkişiden rapor aldırılmadan eksik incelemeyle hüküm kurulduğu düşüncesiyle bozma öneren (1) numaralı görüşe; sanığın adli sicil kaydında geçen ve tekerrüre esas alınan Harran Sulh Ceza Mahkemesinin 11.11.2002 tarih, 67 esas, 93 karar sayılı erteli para cezası mahkumiyetini içerir ilamın 14.01.2003 tarihinde kesinleştiği ve sanığın sabit görülen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu 26.03.2006 tarihinde işlediği, 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinde öngörülen tekerrür koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, tebliğnamedeki tekerrüre esas alınan ilamın niteliği ve kesinleşme tarihine göre mükerrirliğin oluşmadığı düşüncesiyle bozma öneren (2) numaralı görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın lehine olan hükümlerin uygulanmadığına ilişkin ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
1- 197.2 promil alkollü olarak araç kullanan ve aracının devrilmesiyle bir kişinin yaralanmasına neden olan sanığın eylemi dikkate alındığında, atılı suçu daha ağır şart ve sonuçlarıyla işleyenler arasında hak ve nesafet ölçüleri gözetilerek bir karar verilmesi yerine yazılı şekilde üst sınırdan hüküm kurulması,
2- 5237 sayılı TCK’nın 58/7. maddesi uyarınca sanık hakkında “mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik hükümlerinin uygulanmasına” karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, infazı kısıtlar biçimde ayrıca denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de gösterilmesi,
3- 5237 Sayılı TCK’nın 53/6. maddesi uyarınca, sürücü belgesinin geri alınmasına ancak taksirle işlenen suçlarda karar verilebileceği gözetilmeden, 5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesinde yazılı kasıtlı suçtan verilen hükümlülük kararı gereğince, sanığın sürücü belgesinin 2 yıl 6 ay süre ile geçici olarak geri alınmasına karar verilmesi,
4- Sanığın TCK’nın “53. maddenin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğunun, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından “koşullu salıverilmesine kadar” diğer kişiler yönünden ise, “hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar” karar verilmek gerektiği gözetilmeden 53. maddenin (3) numaralı fıkrasına aykırılık oluşturulması,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 18.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.