Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2013/455 E. 2013/906 K. 31.01.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/455
KARAR NO : 2013/906
KARAR TARİHİ : 31.01.2013

Fuhuş suçlarından (dört kez) sanık …’ün yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan zincirleme şekilde tek hüküm kurulmak suretiyle mahkûmiyetine dair Kadıköy 3. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 17.06.2008 gün ve 2008/1 Esas, 2008/330 Karar sayılı hükmün O Yer Cumhuriyet Savcısı ile sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 04.10.2012 gün ve 2011/8338 Esas, 2012/9468 Karar sayılı ilamı ile bozma yönündeki kararına karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.01.2013 gün ve 2009/41982 sayılı itirazname ile 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile eklenen 5271 sayılı CMK.nın 308. maddesinin 2 ve 3. fıkraları gereğince itiraz etmesi üzerine dosya Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Dairemizin 04.10.2012 gün ve 2011/8338 Esas, 2012/9468 sayılı bozma Kararı usul ve kanuna uygun olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ileri sürülen itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden, CMK.nın 308/2 ve 3. maddesi uyarınca itirazın Yargıtay Ceza Genel Kurulunca incelenmesi için dosyanın Yargıtay 1. Başkanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.01.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(Karşı Oy)

Karşı Oy

Dosya kapsamına göre, kendisi de fuhuş yapan sanığın, para karşılığı fuhuş yapan mağdurelere birden çok kez evinde yer temin etme ve aracılık suçunu işlediği anlaşılmaktadır.
Dairemiz sayın çoğunluğu, bizim de katıldığımız şekilde her bir mağdureye karşı ayrı suç oluşacağının kabülü ile birlikte, fuhuş suçunun bünyesinde teselsülü barındırdığından bahisle her bir mağdureye yönelik eylemlerde ayrıca zincirleme hükümlerine göre TCK 43. maddesi uyarınca artırım yapılmasını bozma sebebi yapmıştır. Bu kabulde; fuhuşun, başkalarının ihtiraslarını tatmin etmesi için devamlı suretle menfaat karşılığı ilişkiye girme ve bunu iş edinme olduğu düşüncesi yatmaktadır. Bu tanımda devamlık ve meslek edinme bulunduğu için birden fazla yer temin etme, teşvik, barındırma, aracılık etme eylemlerinin de tek suç olduğu kabul edilmektedir.
Dairemiz sayın çoğunluğunun dayandığı fuhuşun bünyesinde teselsülü barındırdığı, tek suç olduğu görüşü, ister fuhuşun bizatihi tanımına, ister fuhuşla mücadele tüzüğüne dayandırılsın bu isabetli bir değerlendirme değildir. Şöyle ki; fuhuşun devamlılık gerektirdiği gibi zorunluluk yoktur. Nitekim Türk Dil Kurumu sözlüğünde de fuhuş ‘‘ İçinde bulunulan toplumun kurallarına uymayan bir biçimde bir veya birkaç kişiyle para karşılığında cinsel ilişkide bulunma’’ olarak tanımlanmakta, menfaat karşılığı kurulan ilişki, bir ilişkide olsa bunun da fuhuş olduğu belirtilmektedir. Devamlılığın var olduğu kabul edilse dahi esasen mağdureler için yapılan tanımı suçun sanığına teşmil etmek de uygun değildir. TCK.nın 227 maddesinde fuhuş suçunun sanığının, suçun unsurlarındaki hareketleri devamlı ve itiyadi olarak yapması aranmamaktadır. Suçun unsurlarından olan teşvik etme, yolunu kolaylaştırma, yer temin etmek gibi hareketlerden biri bir kez de yapılmış olsa fuhuş suçu gerçekleşmektedir. Fuhuşla Mücadele Tüzüğünün 15 ve 20. maddelerinde genel kadınların “..başkalarının cinsel arzularını menfaat karşılığı tatmin etmeyi sanat edinen, mükerreren ve birçok erkeklerle münasebette bulunan..’’ kişiler olduğu ifade edilmekte ise de; Fuhuşla Mücadele Tüzüğü bu işi devamlı yapan kadınların tabi olacağı kuralların tanzimi ve bulaşıcı hastalıkların önlenmesi amacıyla hükümler vazettiğinden tüzükte bu işi devamlı yapan kadınların konu edilmesi doğaldır. Bu nedenle, Fuhuşla Mücadele Tüzüğünün hükümlerine göre mağdur için yapılan tanımdan yola çıkarak fuhşun bünyesinde teselsülü barındırdığı ve birden fazla teşvik, aracılık, yer temin etmenin tek suç olduğu fikri de yerinde olmadığı gibi tüzük hükümlerine bakarak suçun unsularının tespiti de doğru bir değerlendirme olmayacaktır.
TCK 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç için bir suç işleme kararının gereği olarak değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla kez işlenmesi durumunda bir cezaya hükmedilir. Sanık da fuhuş yapan mağdurelere değişik zamanlarda birden çok kez yer temin etmiş, her mağdure için her bir teminde ayrı ayrı suç işlemiştir. Ancak aynı mağdurelere yönelik aynı kararın gereği olarak birden fazla suç işlenmiş olduğu için her bir mağdure için zincirleme suç hükümlerine göre artırılmış tek bir cezaya hükmedilmelidir. Yine TCK 43/3. maddesinde hangi suçlar hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayacağı düzenlenmiş olup fuhuş suçu bu suçlar arasında da sayılmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle değişik aralıklarla her defasında ayrı ayrı yer temin etmiş konumda olan sanığın her bir mağdureye karşı zincirleme şekilde atılı suçu işlediği ve her bir mağdureye yönelik hakkında TCK 43/1. maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun, bozma ilamındaki her bir mağdure için ayrı suç olması gerektiği hususuna katılmakla birlikte ikinci bozma noktası olan “ fuhuşun bünyesinde teselsülü barındırdığı, TCK 43 maddesinin uygulanamayacağına” ilişkin görüşün isabetli olmadığı kanaati nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulü gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.