Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/17408 E. 2012/8680 K. 20.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17408
KARAR NO : 2012/8680
KARAR TARİHİ : 20.09.2012

Irza geçmeye teşebbüs ve müessir fiil suçlarından sanık …’un yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetine dair İskenderun Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 29.09.2009 gün ve 2009/215 Esas, 2009/390 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında ırza geçme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün temyiz incelemesinde;
Olay günü sanığın, mağdurenin çocuk bakıcısı olarak çalıştığı eve mağdureye su ihtiyacı olup olmadığını sorduktan sonra su getirmesi istenince eve girdiği, mağdurenin evde yanlız olduğunu anladığı, mağdurenin kendisinden evden çıkmasını istediği halde, evden çıkmayıp mağdureye saldırıp vücudunun değişik bölgelerini sıkıp yüzünden öptüğü, tecavüz etmek amacıyla saldırıp giyisilerini çıkartmaya çalıştığı ve sanığın elinden kurtulan mağdurenin balkona çıkıp bağırmak istediği, bu sırada sanığın mutfaktan aldığı bıçakla mağdureye saldırıp yaraladığı ve balkonda imdat diye dışarıya bağıran mağdurenin sesinin çevredeki vatandaşlar tarafından duyulduğunu anlayan sanığın eylemini tamamlayamadan evden hızla kaçmaya çalıştığı şeklinde gerçekleşen ırza geçmeye teşebbüs eyleminde suçun işleniş biçimi ve özellikleri dikkate alındığında cezada orantılılık ilkesi gereğince alt sınırdan uzaklaşılarak teşdiden ceza tayini gerekirken, sanık hakkında en lehe biçimde uygulama yapılması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Delillerle iddia ve savunma, duruşma gözönünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Müessir fiil suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Sanığın oluşa uygun olarak işlediği kabul olunan suçun 765 sayılı TCK.nın 456/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanunun 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 7 yıl 6 aylık asli ve ilave zamanaşımına
tâbi olduğu, suç tarihi olan 26.09.2003’den itibaren inceleme gününe kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 20.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.