YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/5139
KARAR NO : 2012/13750
KARAR TARİHİ : 26.12.2012
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık … ve …’ün yapılan yargılamaları sonunda; sanık …’ın atılı suçtan beraatine, sanık …’ın atılı suçtan mahkûmiyetine dair Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 02.11.2007 gün ve 2007/60 Esas, 2007/190 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanıklar müdafii tarafından istenilmekle dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Gerekçeli karar başlığında, suç tarihinin 02.04.2006-01.05.2006 yerine 01.05.2005 olarak yanlış yazılması, mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak kabul edildiğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Müdafiin, sanık hakkında kurulan beraat hükümleri vekâlet ücretine yönelik olarak temyiz ettiği anlaşılmakla, bu hususta yapılan incelemede;
1136 sayılı Avukatlık Kanununun 164 ve 168. maddeleri ile hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın yeniden yargılamayı gerektiren bir hal teşkil etmemesi nedeni ile aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca hüküm fıkrasına “Sanığın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşılmakla, hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınarak 1.100 TL maktu vekâlet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine” ibaresinin eklenmesi sureti ile hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Sanık … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün incelenmesinde,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlanna uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine,incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Kayden 09.09.1991 doğumlu olup suç tarihlerinde 14 yaş 6 ay 23 gün-14 yaş 7 ay 22 günlük olan mağdurenin sanık ile rızasıyla ilişkiye girdikten sonra düğün yaptıkları ve daha sonra da resmi olarak evlenip bir çocuklarının olduğu olayda, sanığın aşamalardaki ifadelerinde, suç tarihinde mağdurenin yaşının nüfus kaydındakinden daha büyük olduğunu bildiğini,mağdurenin akrabalarını da bu yönde beyanda bulunduğunu söylediğini belirtmesi, mağdurenin ve ailesinde aşamalarda mağdurenin yaşının nüfus kaydından daha büyük olduğunu beyan etmeleri ve mağdurenin Cumhuriyet Savcılığınca alınan 02.05.2006 tarihli beyanı sırasında 17-18 yaşlarında olduğunun, 20.04.2007 tarihli celsede nüfus kaydından daha büyük olduğunun gözlemlenmesi ve Adli Tıp uygulamalarına göre de bazen kemik yaşının hormon veya beslenme gibi faktörlerin tesiriyle gerçek yaşa göre farklılık gösterebileceğininde bilinmesi karşısında, içinde bulundukları sosyal ve kültürel durumları, sanığın ulaşmak istediği amaç ile mağdurenin içinde bulunduğu sonuç da dikkate alınarak sanığın, mağdurenin yaşı konusunda hataya düşmesinin mümkün olup olmadığı araştırılarak TCK.nın 30. maddesi hükümleri yönünden hata halinin mevcut olup olmadığını tartışılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de,
5237 sayılı TCK.nun 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğun koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı, kendi alt soyu üzerindeki vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki vesayet ve kayyımlık yetkileri bakımından cezanın infazının tamamlanmasına kadar uygulanacağı gözetilmeden, 53/1-c maddesindeki hakların tamamının koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.