YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18042
KARAR NO : 2011/5223
KARAR TARİHİ : 19.12.2011
Karşılıksız çek keşide etmek suçlarından sanık …’nin yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetine dair Bursa 12. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 14.05.2009 gün ve 2009/232 Esas, 2009/529 sayılı hükümlere yönelik sanık müdafiin vaki temyiz talebinin reddine dair aynı mahkemeden verilen 09.06.2009 günlü Ek Kararın süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Hükümlerde başvurulacak kanun yolu, süresi, başvuru yapılacak mercii ile şeklinin açıkça belirtilmesinin zorunlu olduğu ve bunlardan birinin veya birkaçının kararda gösterilmemiş olması ya da yanlış gösterilmesinin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 07.11.2006 gün ve 2006/6-213 Esas, 2006/229 sayılı kararında açıklandığı üzere; CMK.nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri gereğince hükümde “başvurulacak kanun yolu, süresi, mercii ve şeklinin” açıkça gösterilmesi gerektiği, sanığın yokluğunda verilen 14.05.2009 günlü hükümde ise “… 7 gün içinde temyizi kâbil olmak üzere…” denilmek sûretiyle sanık yönünden kanun yoluna başvuru süresinin başlangıcının açık şekilde gösterilmemesi nedeniyle aynı Kanunun 40 ve devamı maddelerine göre temyiz süresinin geçirilmesinde sanığın kusurunun bulunmadığı ve eski hale getirme nedeninin oluştuğu nazara alınıp, kanun yoluna başvuru şeklinin gösterilmemesi nedeniyle hükmün kesinleşmediği anlaşıldığından; sanık müdafiinin 08.06.2009 tarihli dilekçesinin süresinde verilmiş temyiz başvurusu olarak kabulü ile yerel mahkemenin 09.06.2009 günlü temyiz talebinin reddine dair kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Hükümlerden sonra 20.12.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı “Çek Kanunu” ile 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun” yürürlükten kaldırılmış, dava konusu suçun unsurları ve yaptırımları farklı biçimde düzenlenmiş olduğundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 2 ve 7. maddeleri gözetilerek, sanığın hukukî durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.